Adını Sen Koy 253. Bölüm 3 Ocak 2018 Çarşamba

Konakta akşam yemeği için sofra hazırlanmış, herkes yemeye tam oturmak üzereyken Ömer ve Zehra bir sürpriz yaparak onlara katılmışlardı. Yemeğe geçmeden önce de Ömer Zehra ya o nezaretteyken kendisine verilen özel eşyalarının içinden yüzüğü alarak Zehra’nın parmağına yeniden taktı Ömer.

Sonra da yemek yediler ailecek sohbet ettiler. Ve sonra da Ömer ve Zehra odalarına çekildiler.

Zehra Ömer’e teşekkür ederken Ömer birden Zehra ya sarıldı eşini çok özlemişti Ömer evine hoş geldin dedi. Zehra da hoş bulduk, sarıldılar sımsıkı, bir daha ayrılmak istemediklerini haykırırcasına.

Zehra mutluluktan ağlarken Ömer de elleri ile Zehra’nın gözyaşlarını siliyordu. Babası aradı Zehra yı günlerdir rüyasında görüyormuş kızını bir sesini duymak istemiş. Zehra babası üzülmesin endişelenmesin diye olanları anlatmadı ben iyiyim dedi.

Sonra da güzelce bir duş alıp rahatladı üzerini değişti. Ömer bekliyordu Zehrasını sevdiceğini özleyen eşti Ömer. Zehra nezarette zor anlar yaşarken hep aklına Ömer’in geldiğini, bunun kendisine güç verdiğini söylüyor rahatlıyordu Zehra.

Ömer de başka nerde olacaktım diyerek benim yerim senin yanın diyordu.

Sen benim hayat arkadaşım eşimsin.

Bir diğer yarım ruh eşimsin.

Sen neredeysen ben oradayım.

İyi günde, kötü günde,

Hastalıkta sağlıkta ben hep senin yanındayım.

Eş olmak da bu demek değilmiydi?

Bir elmanın diğer yarısı olmak değilmiydi?

Bir bütün olmak değilmiydi eş olmak.

Acısıyla, tatlısıyla hayatı paylaşmak demek değilmiydi?

Her an her dakika onu düşünmek

Aklından silip atamamak değilmiydi eş olmak.

Sahiplenmekti, korumaktı, her zorluğa katlanmaktı eş olmak.

Sonunda da mutlu mesut yaşamaktı eş olmak.

Aslı.

Ömer ben seni çok özledim diyerek sıkıca sarılırken Zehra ya, bende seni çok özledim diye karşılık veriyordu Zehra, duygular karşılıklıydı. Bir küçük buse vermek istedi Ömer tam olacaktı kapı çaldı yarım kaldı.

Gelen Ayşe idi. Zehra evine geri döndüğü için çok mutlu ağzı kulaklarında geziyor evin içerisinde. Yemek hazır sizi bekliyoruz demeye gelmiş Ayşe.

Zehra da çok acıktığı için hemen yemeğe geçtiler. Zehranın sevdiği yemekler vardı sofrada ve Ömer biraz kıskandı Zehra yı bende yaşadım bu durumu ama kimse bana böyle bir hazırlık yapmadı dedi.

Bahşende hanımı bir arkadaşı aradı ve Zehra’nın gözaltına alındığı haberlerinin cemiyette konuşulduğunu bunun doğru olup olmadığını sormak, konuşulanlardan haber vermek için aramış.

Bu durum babaanneyi pek memnun etmedi. Yok öyle bir şey gelinim evde dedi.

Yemekte babaanne Zehra ya yüklenmek istese de eşi Ömer izin vermedi. Nihat da destek oldu. Zehra olmasaydı şirket büyük bir prestij kaybı yaşardı dedi.

Zehra da emin olun ben başınızı öne eğecek, yüzünüzü kızartacak bir şey yapmadım dedi.

Sabah’ı Tayfun elinde çiçek ile ziyaret etti. Birlikte dışarı çıkmak, suşi yemek istediğini söyledi. Ama Sabah kibarca gelemeyeceğini, hamsi tavaya ihanet edemeyeceğini söyledi.

Kerem’in yanına geçen Tayfun Sabah’ı kendisine körkütük aşık edeceğini bunun için iddaya bile gireceğini söyledi.

Akşam Koray Kerem’in evinde misafirdi ve Kerem Koray’a yanıma taşınsana deyince biraz düşünse de Koray kabul etti teklifi.

Ömer çalışma odasında kafasında hala cevap bulmamış soru var. Geçmişe gidip geliyor Ömer. annesinin gidişi ve Zehra’ nın düğün gecesi Sabah’a söyledikleri var aklında ve işin içinden tek başına çıkamıyor Ömer. Sorsa konuşsa bu kadar canı yanmayacak Ömer’in ama yapmıyor.

Uyumak için odasına gelince Zehra onu bekliyordu. Ömer’in Pijamalarını getirdi ve yatağa uzandı Zehra uyuya kaldı üzerini Ömer odaya gelince örttü o da yatağa uzandı Zehra’nın yanına ve bir süre uyuyan eşini sevdiceğini izledi. Sonra da kendisi de uykuya yenik düşüp uyudu. Belki de en rahat uykularını uyudular birlikte.

Seni her halinle severim ben. Gece uyurken seyretmeyi de.

Gecenin o zifiri karanlığında

Ay ışığında bile parlayan güzel yüzünü seyretmeyi severim ben.

Ay gibi güzel yüzün ay yüzlüm benim.

Seni severim, seni uyurken de seyreder

Sana olan sevgimi sessizce dile getiririm.

Senin yanında huzurlu, senin yanında mutluyum ben

En güzel uykuyu uyurum seninle, en güzel rüyaları görürüm seninle

Gece biter ay yerini güneşe bırakırken

Gece sessizce giderek yerini sabaha bırakırken

Güne ilk seninle başlamak nede güzel

Gözlerimi ilk açtığım an seni görmek yanımda

O güzel yüzüne bakmak nede güzel

Gün aydınlığı gibi aydınlık bir sabah ve güzel yüzün

Ve seninle başlayan bir gün

Ben daha ne isterim iyi ki hayatımdasın

İyi ki yanımdasın günaydın hayatım.

Aslı.

Ömer ilk uyanandı hemen hazırlandı işe giderken Zehra hala uyuyordu. Asya da erkenden uyanmış babası işe gitmeden ondan kumbarasındaki para ile Zehra ablası için kırmızı balonlar almasını istedi. Nihat da tamam dedi.

Bahşende de uyanmış, elinde zarf seninle işim yeni başladı Zehra hanım dedi.

Koray, Şükran teyzesi ile vedalaştı Kerem’in evine taşındı. Evin anahtarı sende kalsın burada da bir evin var unutma dedi

Ömer şirkete geçtiğinde Komiser Murat Ömer’i ziyarete gelmiş. Piton kendini kurtarmak için Sacit ile iş birliği yaptığını itiraf etmiş. Oh sonunda.

Zehra yı kurtarmak için bir yol var biraz tehlikeli size bağlı dedi. Ömer de kabul etti. Saciti hapse gönderecekler bunun içinde bir oyun oynayacaklar Sacite.

Konakta ise, hanım ağa her odaya kapıyı çalmadan girme hakkını nasıl bulur kendinde görgüsüz, saygısız. Zehra’nın odasına kapıyı çalmadan girdi. Ve sen bu aileye yakışır bir gelin değilsin dedi.

Üzgünüm ama sen Kervancıoğlu ailesinin gelini olmak için gerekli vasıflara sahip değilsin dedi. Sanki sen çok sahipsin. Sende gelinsin, Zehra da gelin.

Son yaşananlarla da bunu kanıtladın, aileyi bir skandalın içine sürükledin, Ömer ile evli kaldığın sürece bu ailenin felaketi olacaksın, dediğin gibi Ömer’i seviyorsan hayatından çıkarsın, seni mağdur etmeyeceğim, aynı konfor içerisinde yaşamanı sağlayacağım dedi.

Zarfı uzatarak bu anlaşmayı imzalamanı istiyorum dedi.

Ömer şirkette, Sacit ile konuşup, yoluma taş koymak için piton ile işbirliği yaptığını biliyorum dedi. ve Komiser Murat polisler gelip Saciti kelepçeleyip götürdü. Giderken bile hala tehdit ediyor Ömeri burada bitmedi seni mahvedeceğim diyor.

Neyse bir pislikten daha kurtuldu Ömer, darısı diğerlerinin başına.

Ömer konağa giderken yolda, Zehra’nın anlattığı her şey doğruymuş, hiçbir şüpheye yer vermeden doğrulandı. Düğün gecesi Sabah’a söyledikleri? Duymamış olmak için her şeyi verirdim. Diyerek  kafasında kalan bu soruya cevap bulmak istiyor Ömer.

Asya Zehra ablası için kırmızı balonlardan süs yapmış onu gösterdi Zehra çok mutlu oldu ağladı.  

Sonra da o balonları odasına götürdü aynasına astı. Hanım ağa kapı çalarak girdi içeri ne o hangi dağda kurt öldü? Zehra yı üzecek sözleri yine sıraladı. Zehra da Ömer den boşanmayacağım beni seven bağrına basan bu aileyi bırakıp gitmeyeceğim dedi.

Ömer benim eşim, bu ev benim yuvam, deyince,

Hanım ağada, sen hiç aynaya bakmıyormusun? Nereden geldiğin her halin ile belli. Ömer’in eşi olmaya layık mısın? ne gibi vasfın var? Eğitim mi? kariyer mi? güç mü? Köklü bir aile mi? bu aileye uygun olmadığını sende biliyorsun diyerek akrep gibi, yılan gibi Zehra yı sözleri ile soktu Hanım ağa.

 Biraz onurun gururun varsa bu köklü ailenin çöküşüne seyirci kalmazsın dedi.

Sen bu aileyi Ömer’in annesine de aynı şeyi yaparak içten çökertmişsin. Ömer’in de Ayşe’ninde çocukluğunu mahvettin.

Hanım ağa, Ömer’i sevdiğini söylüyorsun göster o zaman, bazen vazgeçmek gerekir bakalım ne kadar vazgeçeceksin? Dedi ve Ömer geldi kapıya bundan sonra ki konuşmayı duydu Ömer.

Babaannesi, Zehra ya, Ömer den boşandığın, sözleşmeyi imzaladığın an paranın tamamı hesabına yatacak dedi. Ömer duydu.

Zehra da, ben Ömer ile parası olduğu için evlenmedim. Onlar benim umurumda değil, ben onunla onu sevdiğim için evlendim. O parasız, vasıfsız biride olsa evlenirdim. Ben onun uğruna hayatımdan vazgeçecek kadar çok sevdim dedi. Ömer de duydu bunları.

SENİ BENİM KADAR KİMSE SEVEMEZ

Sana ben söylemedim mi 
Seni benim kadar kimse sevemez diye
Sana ben söylemedim mi ha
Söylemedim mi

Demek ki, sen bana hiç inanmamışsın
Demek ki, sen bana hiç güvenmemişsin
Oysa ben oysa ben ne çok sevmiştim seni 

Gecenin gündüze kavuştuğu an gibi sevmiştim ben seni 
Nasıl yanmıştım ben sana hemde nasıl yanmıştım
Vezüv yanardağı benim yanğınlığımın yanında
Sanki zemzem suyuyla yıkanan bir yürek olurdu herhalde

Ve sen gittin gittin ulan gittin
Arkana bile bakmadan gittin 

İşte o an bir ateş düştü sanki gökten yüreğimi dağladı 
Ciğerime yapıştı nefes alamıyorum göğsüm acıyor
Allah için
Vallahi billahi boğazım düğümleniyor 

O an elimi sokup bağrımı söküp atmak istiyorum 
Avucuma yapışıyor avuçlarım yanıyor
Nefes alamıyorum canım yanıyor

Bize ne oldu? Allah için ne oldu bize ?

Bize hüzün gömleği giydirip başka gönüllere meylettin 
Sana beddua etmek istiyorum dilim varmıyor
Bağırıp çağırmak istiyorum gönlüm varmıyor
Koşup kapına gitmek istiyorum ayaklarım ayaklarım gitmiyor

Kısacası sana söylemiştim ya 

Seni benim kadar kimse sevemez diye
Yine söylüyorum kimse ama kimse benim kadar sevemez seni
Bazen uykudan fırlıyorum bakıyorum etrafıma sen yoksun
İşte o an işte o an işte o an içime işte o an içme ağlıyorum
Göz yaşlarımı saklamaya çalışıp kimsenin görmez tarafından
Ellerimle silip içime akıtıyorum ve sonra diyorum ki

O seni hiç ama hiç sevmemiş
Ve sonra diyorum ki, olsun ben onu ben onu çok sevdim ya
Saplasa da kör bıçağı sırtıma
O değil benim sevgim büyük aslında
Artık alıştım unuttum kaç zamandır unutum ha
Unuttum koltukta yatmayı ve artık alıştım senin yokluğuna
İnan artık üzülmüyorum eskisi gibi desem de
Kocaman bir yalan 


Bak söyleyemiyorum ulan senin gibi yalanı bile söyleyemiyorum
Senin bana yıllarca söyleyebildiğin benim için çok zor ama senin için o kadar kolay yalanlar
Unutmadım unutamadım vallahi billahi yine iddia ediyorum ki
Seni benim kadar hiç kimse sevmedi, hiç kimse sevemeyecek
Sen beni hiç bir zaman sevmeyecek olsan bile yine iddia
Ediyorum ki seni benim kadar hiç kimse ama hiç kimse
Sevmeyecek.

Murat GÖĞEBAKAN

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir