Adını Sen Koy 254. Bölüm 4 Ocak 2018 Perşembe

Kervancıoğlu konağının hanım ağası Bahşende hanım babaanne olarak yıllar sonra geldiği konakta hüküm sürme derdinde. Bunun göstergesi olarak da Ömer’in Zehra ile olan evliliğini sonlandırmak istemekte. Ona göre Zehra o aileye uygun gelin değilmiş. Bunun için boşanma sözleşmesi hazırlamış, Zehra bu sözleşmeyi imzaladığı an banka hesabına yüklüce miktar para yatıracakmış.

Zehra bugüne kadar babasının ameliyat parası ve kuzeninin kaçırılması, daha öncesinde de Yener’in babasını senet imzaladı diye Sevim’i tehdit ederek hapse girmesin diye Zehra Ömer den para almış onun dışında asla Zehra Ömer den kendisi için para talebinde bulunmamıştır ki, boşanırken ki, boşanma asla olmayacak, Zehra para istesin. Zehra senin bildiğin sıradan kızlardan değil, Zehra çok özel biri. Zehra çok zorda kalmadığı sürece Ömer den para istemez.

Zehra da, ben Ömer ile parası olduğu için evlenmedim. Onlar benim umurumda değil, ben onunla onu sevdiğim için evlendim. O parasız, vasıfsız biride olsa evlenirdim. Ben onun uğruna hayatımdan vazgeçecek kadar çok sevdim dedi. Ömer o an kapı önündeydi ve Ömer de duydu bunları.

Ömer daha fazla kapı önünde durmadı ayrıldı. Ancak içeri de konuşma devam ediyordu. Zehra, babaanneye karşı ben siz istediniz diye eşimi vede yuvamı bırakıp gidecek değilim diyerek evliliğine sahip çıktı.

Bu babaannenin hiç hoşuna gitmedi. Akrep gibi, yılan gibi sözlerle sokmaya devam etti Zehrayı. Şimdi gitmeyeceksin peki cicim ayları bitince dedi ve bir yalan attı ortaya bu sözleşmeyi isteyen ben değilim Ömer istiyor bu sözleşmeyi dedi.

Yok artık daha neler? Ömer kardeşi Ayşe için evlendiği Zehra dan kardeşi iyileşmişken neden ayrılsın? Bilir ki Ayşe hastalanır yine üzülmemeli Ayşe. Babaanne Zehra yı kıskanıyor diyeceğim, Ömer’in annesini kıskandığı gibi. Ne alıp veremediği var bu kadının bu güzel insanlarla. Kıskanç bahşende ne olacak.

Kendisi de gelin gelerek bu soyadına sahip olmuş birisi, kendisinden başka gelin bu soyadı taşısın istemiyor anlaşılan. Ama senin yaşın gelmiş geçiyor, gençlere yol vermen lazım ve hoşuna gitsin yada gitmesin Zehra bu soyadı çok güzel taşıyor bahşende hanım ağa.

Zehra duyduklarına inanmak istemedi. Ömer, sana acıdığı için seninle bir süre daha kalacak, seni istemeyen bir erkeğin yanında kalmak çok gurur kırıcı, bir kadının düşebileceği en kötü hal budur dedi Zehra ya babaanne.

Bu kadın nasıl bir varlık Allah’ım sen böyle düşüncede olan insanları asla karşımıza çıkarma Amin. Evladı, torunu, mutlu mesut bir aile kurmuş diye sevineceğine yuva yıkmaya çalışıyor, bunu da olmayan söylenilmeyen yalanlarla yapıyor. Bu ne kadar büyük bir günah. Kul hakkına girer Allah korkusu yok anlaşılan bu Bahşende’nin.

Yuva yıkanın yuvası olmaz. Yuva yıkma Bahşende, bir de yuvayı dişi kuş yapar derler ama burada dişi kuş yuva yıkma peşinde hemde haksız yere.

Zehra da, benim Ömer’in sevgisinden zerre şüphem yok dedi. Zehra her ne kadar yuvasına sahip çıksa da Bahşende, Zehra’nın kafasını karıştırmayı başardı.

Ömer, Zehranın babaannesine söylediği, ben Ömer’i çok seviyorum sözlerinden sonra soluğu mutfakta aldı. Çok mutlu Ömer yere göğe sığamıyor. Hediye ablasından peynirli gözleme istedi.

Ömer ne zaman mutlu olsa peynirli gözleme istermiş çocukken. Ah Ömer ah çocuklar gibi mutlusun sevildiğini duymak seni mutlu etti. Sevildiğini bilmek kimi mutlu etmez ki? herkes mutlu olur sevildiğini bilince. Sevgi ilaç gibidir iyileştirici gücü vardır Sevginin Ayşe’nin hastalığını yenmesi de sevgi ile oldu.

Sevmek, sevilmek, sevildiğini bilmek ne güzeldir. Öyle ki bağışıklık sistemini güçlendirir sevgi, hastalıkları iyileştirir sevgi.

Hediye abla, Ömer’in kendisinden gözleme isteme sebebi olarak Zehra’nın evine dönmüş olması olarak düşündü. Ömer bunun için çok mutluydu Hediye ablaya göre öyleydi.

Ömer’e göre ise, Zehra’nın babaannesi karşısında dik duruşu ben Ömer’i seviyorum demesiydi.

Sanki, Zehra’nın kendisini ilk kez sevdiğini duymuşçasına mutluydu Ömer. haksızda sayılmazdı. Zehra hiç Ömer’in yüzüne seni seviyorum dememişti. Demiş miydi?

Ömer, 1. Sezon sonunda uçurumdan düşecekken Zehra ya seni seviyorum demişti. Zehra da Ömer diyebilmişti sadece.

Ömer mutfakta mutluluktan kanat takıp uçacakken, Zehra odasında karalar bağlamış, dünyası başına yıkılmış bir halde, hanım ağa babaannenin söylediklerini düşünüp, boşanmak için ilk adımı kendisinin atmasını beklediğini, Ömer’in kendisine acıdığını düşünüyor ve ağlıyor.

Bir yanı Ömer’in onu çok sevdiğini söylüyor, bunca acıya bu sevgiye inandığı için katlandığını düşünürken, diğer yanı bunun olmadığını Ömer’in kendisine acıdığı için birlikte olduğunu düşünüyor, bütün bu olanlar, yaşadıkları, Ömer’in Zehra ya yaşattıkları, ona karşı acımasızlığının nedeninin bu olduğunu düşünüyor Zehra.

Zehra kötü olanı düşünmek istemiyor, Ömer’in kendisini sevdiğini düşünüyor bundan emin Zehra. Ama yine de aklının, yüreğinin bir köşesinde ama diye başlayan Bahşende hanım ağasının söyledikleri var.

Zehra’nın üzerindeki o kırmızı elbise özel gece için alınan Ömer’in Zehra’nın sırtından fermuarı çektiği elbise.

Ve Ömer mutfakta küçük saf masum çocuklar gibi çok mutlu bir şekilde gözlemesi yiyor. O yanakları tam sıkmalık küçük çocuk gibi Ömer. Büyük bir keyifle gözlemesini yerken Ömer, Ayşe girdi mutfağa ve abisinin gözleme yediğini gördü.

Bırakında ağız tadı ile yesin, kırk yılın başı canı bir şey çekti, istedi, boğazına dizdiniz. Ömer Ayşenin soru bombardımına tutulmamak için çalışma odasına işim var diye resmen kaçtı.

Ömer çalışma odasına girince Zehra’nın kendisini sevdiğini söylediği anı düşündü. Bu onu öyle bir heyecanlandırdı ki, kravatını gevşetti gömleğin düğmesini açarak rahatlamaya rahat nefes almaya çalıştı Ömer.

 

Aklının bir köşesinde de Zehra’nın düğün gecesi Sabah’a söyledikleri vardı. Kafası karışıktı Ömer’in tıpkı Zehra’nın kafasının karışık olduğu gibi.

Bu Bahçende nin gömleğine ne olduysa küplere binmiş evdeki görevli kıza bağırıp çağırıyor, kızı ağlattı. Hay ben senin gömleğine mürekkep dökeyim emi tövbe yarabbim. Çöpe attırdı gömleği.

Ömer odasına geçince odada Zehra yı göremedi tam çıkacakken Zehra geldi kapıda karşılaştılar. Zehra üşüdüğü için üzerine şal almış, Ömer de hasta mısın diye sordu. Zehra hasta olsa ona gözün gibi bakar mısın Ömer?

Ömer şirkete geçince, Zehra hemen babaannenin dediklerini hatırladı seninle aynı odada yalnız kalabiliyor mu? Ömer gidince, acaba haklımı Ömer gerçekten beni sevmiyor mu diye düşündü Zehra.

Ayşe, Zehra’nın odasına giderek Zehra ile kısa bir konuşma yaptı. Abim sen yokken yatağında yatıp uyumadı. Ruh gibiydi, perişan haldeydi. Ağzını bıçak açmadı kıvranıp durdu ama hepsi geçti gitti.

Abim bugün peynirli gözleme istedi, abim çok mutlu olduğunda ve rahatladığında peynirli gözleme ister, sen geldiğin için abim rahat dedi. ne güzel Ömer rahatladı. Ama

bu seferde Zehra huzursuz.

Ayşe bu konuşmayı yapıp gidince, Zehra’nın kafası iyice karıştı, bir yanda Ayşe’nin söyledikleri, diğer yanda Bahşende’nin söyledikleri.

Sabah, Teoman’ın aldığını düşündüğü aslında Kerem’in aldığı kaktüsü çöpe attı. Canan da yemek alsaymış deyince, Kerem hemen yemek ayarladı kendi emlak dükkanında kızlarla beraber yemek yedi.

Gece gece Teoman Keremin evine geldi. Birlikte Sabahın dükkanına gittiler. Teo kocaman bir pelüş ayı hediye etti. Kerem, Sabah almaz diye düşünürken, Sabah da bu adamı Kerem başıma muasallat etti diye zoraki kabul etti sandalyenin üzerine koydu.

Salim amca da Koray ile Yaseminin ayrıldığını öğrendi. Koray Şükran teyzenin de yanından ayrıldı Kerem’in evine yerleşti. Yasemin Erasmusa başvurmuş, yurt dışına dil öğrenmeye gidecekmiş.

Önceden babasına kafa tutan, gizli gizli pencere önlerinde konuşan Yasemin gitmiş, kariyer düşünen bir Yasemin gelmiş bunun içinde Koray dan ayrılmış. Kariyerde yaparım çocukta diyememiş Yasemin.

Ömer şirkette ve cep telefonundan Zehra ile birlikte düğün günü çekindikleri resme bakıyor, bir yandan da Zehra’nın babaannesine söyledikleri kulaklarında yankılanıyor. Mutlu oluyor Ömer.

Ama bu mutluluğu kısa sürüyor, çünkü; daha önce Zehra’nın Sabah’a söylediklerini hatırlıyor Ömer kolu kanadı kırılıyor birden yüzü asılıyor. Hangisi doğru? Hangisi gerçek? Diye iki sorunun, iki konuşmanın arasında kalakalıyor Ömer.

Nihat, Ayşe ve Asya birlikte dışarı çıktılar sinemaya gittiler. Eğlendiler mutlu oldular. Bir akşamda olsa konaktan uzak kalmak onlara iyi geldi. Asya da Zehra ablasına oyuncak aldı.

Konakta da Bahşende hanım kahve istedi. Cevriye halada yanındaydı. Zehra’nın yemek yemediğini Hediye ablaya söyleyince, babaanne hastaysa dikkat edinde kimseye bulaştırmasın dedi gitti.

Bunun üzerine Cevriye hala kahvesine tuz koyun dedi. hak etti oh olsun hatta hiç kahve vermeyeceksin de işten kovulmak var işin ucunda olmaz.

 Cevriye hala da Zehra’nın odasına giderek, Zehra ile konuştu. Ne zaman istersen odamın kapısı sana açık dedi ve kafana takma o buzdolabının söylediklerini, o dış kapının dış mandalı, Ömer ‘in eli hep senin elinin üzerinde olacak, sen merak etme ben senin üzülmeni istemiyorum, kirpi gibi ok ok iğnelerini sana nasıl batırdığının farkındayım dedi.

Hala gittikten sonra Zehra yine ağladı. Ömrü ağlamakla geçti Zehra’nın ne zaman yüzü gülecek acaba?

Ömer geceyi şirkette uyuyarak geçirdi masa başında uyudu Ömer.

Zehra da evde tek başına uyudu odasında üzeride açıktı. Uyuyanın üzerine kar yağar derler bu gidişle iki aşık hasta olacak böyle uyumaktan.

Sabah uyandığında Asyanın bıraktığı kuzu oyuncağı gördü. Aldı sevdi Asya ya teşekkür etmek için salona geçince, Bahşende hanım yine zehir zemberek konuşarak ağlattı Zehra yı. Ömer’i aradı açmadı.

Zehra daha da üzüldü. Haklımıydı babaanne söylediklerinde diye düşündü. Sonra da Ömer’in yanına şirkete geçti boşanma sözleşmesini Ömer’in gözleri önünde imzaladı. Ve ekledi bu anlaşmadaki hiçbir maddeye itirazım yok dedi.

Ömer şaşkındı ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Zehra madem benden boşanmak istiyorsun önünde hiçbir engelin kalmadı. Babam boşanacağımızı şimdilik bilmesin dedi. gitti.

Ömer’in hissettiği;

Bilir misin ne zordur severek yaşamak. Ona benimsin deyip sarılamamak. Ne zordur hep yakın hissedip aslında ondan uzak olmak. Can YÜCEL.

Zehra da Ömer de kendini dışarı atmış son yaşanan bu olayı kendilerince yorumlamaya çalışıyorlardı. Her ikisi de yanlış sonuç giderken Ömer Zehra’nın bütün konuşmalarını tekrardan hatırladı.

Dürüstçe açık yürekli ol, ne hissettiğini söyle, seni sevmiyorum de, bendeki senden kurtulmak için buna ihtiyacım var dedi Zehra. Ömer dut yemiş bülbül gibi tek bir kelime edemedi. Lal olmuştu dili.

Zehra’nın hissettiği;

Haykıracaksın ama isyan etmeyeceksin. Ağlayacaksın ama belli etmeyeceksin. Onsuz kalacaksın belki; ama asla vazgeçmeyeceksin. Can YÜCEL

Bir gariplik vardı bu işte bunu çözmeliydi Ömer.

Sabah ile konuşmaya karar veren Ömer emlakçı dükkanına Sabah’ın yanına gitti konuşmak istediğini söyledi.

    

GÜLMEDİ TALİHİM GÜLMEDİ GİTTİ

Ömrümün baharı kış oldu bitti

Rüzgarlar önünde yaprak gibiyim

Her gelen kalbimi kırdı da gitti

Allah’ım bir yol göster bana

Gülemedim ben aşktan yana

Bana aşkından bir zerre ver

İçeyim onu ben kana kana

Gülmesin talihin gülmesin gitsin

Ömrünün baharı kış olsun bitsin

Rüzgarlar önünde yaprak gibiyim

Her gelen kalbimi kırdı da gitti

 Murat GÖĞEBAKAN

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir