Adını Sen Koy 255. Bölüm 5 Ocak 2018 Cuma

Ömer Sabah ile konuşmaya karar verince hemen uygulamaya koydu ve mahalleye gidip emlakçı dükkanında Sabah’ı ziyaret etti. Sabah ilk Ömer’i görür görmez Zehra ya bir şey olduğunu zannetti ama Ömer hemen durumu izah etti.

Zehra iyiydi. Ömer, düğün günü senin Zehra ile konuşmanı bana anlatmanı istiyorum bu benim için önemli dedi.

Sabah da Zehra ile düğün günü, düğün bittikten sonra odada gerçekleşen konuşmayı bütün ayrıntıları ile anlattı.

Ömer’in duyduklarının dışında duymadıklarını da söyledi Sabah. Zehra, Ömer için en nefret ettiğim insan gözünü bile kırpmadan benim için hayatından vazgeçebilen biri, benim uğrunda ölümü göze alabileceğim bir insan oldu. dediğini öğrendi Ömer.

Zehra’nın kendisini sevdiğini bir kere daha anladı Ömer. Zehra beni çok seviyor dedi içinden ve çok mutlu oldu Zehra’nın onu seviyor olması ve bunu öğrenmek Ömer’i çok mutlu etti.

Etti etmesine de Ömer içinde çok büyük bir pişmanlık yaşıyor. Zehra ya karşı haksızlık yaptığının farkına vardı sonunda. Geç de olsa gerçeği öğrendi Ömer. işte bu benim yazdığım Ömer’in duygularını anlatan şiir.

ÇOK PİŞMANIM

Benim Gönlüm yaralı, Yaraladım bende seni

İki gönlü yaralıyız ikimizde, ben geçmişin izlerinde

Sen bugünün izlerinden yaralısın.

Aklıma gelir sana yaptıklarım, gönlüm hüzün dolar

Gözlerim yaş. Pişmanım sana yaptıklarıma anladım hatamı

Affet beni diyecek yüzüm yok.

Aşkınla divaneyim, etrafında döne döne pervaneyim

Duyduklarımdan ve de öğrendiklerimden sonra

Yıkılmış viraneyim.

Sana yaptıklarıma çok pişmanım, yüzüm kara biçareyim

Gönlüm yaralı, şuan yanında olmak, gözlerinin içine bakmak

Senden özür dilemek istiyorum.

Fakat karşına geçip, o güzel gözlerine bakmaya

Senden özür dilemeye cesaret edemiyorum.

Senin beni affetmemenden korkuyor

Ve seni sonsuza kadar Kaybetmekten korkuyorum.

Aslı 

Koray, Yaseminin kendisinden ayrılmak istemesi ve ayrılmasından sonra mahallede kalmak istemedi önce Şükran teyzenin evinden ayrılan Kerem’in yanına yerleşen Koray, şimdi de Salim amcanın yanından ayrılmak istiyor.

Salim amcayı marangozhanede ziyaret eden Koray, ustası ile bir konuşma yaptı. Sen benim sadece ustam olmadın yol göstericim oldun, ayrıca babam oldun ben seni babam gibi sevdim onun yerine koydum seni, bu sözleri söylerken ağlıyordu Koray. Kolay değildi bırakıp gitmek ama gitmek istiyordu bunu o söylemeden ustası söyledi.

Artık burada çalışmak istemiyorsun dedi Salim amca, Koray’ın ruh halinden anlamıştı orada çalışmak istemediğini. Anlayışla karşıladı Koray’ı yolunda, bahtında açık olsun diye dua etti.

Ben seni iyi mevkilerde görmek isterim bu bana gurur verir. Birde bizi unutmazsan diyerek sarıldılar birbirlerine.

Ömer, Sabah ile konuştuktan sonra şirkete geçmiş, kendisini odaya kapatmış, kimse ile konuşmadan, görüşmeden öylece düşünüyor Ömer. Nihat geldi yanına ve ne olduğunu sordu ve berbat göründüğünü söyledi.

Anlatmak istersen dinlerim, anlatmazsan da saygı duyarım dedi ve ekledi Nihat. Sen güçlü bir insansın, bütün sorunların üstesinden gelebilirsin ancak bir insan ile konuşmak dertleşmek, seni zayıf bir insan yapmaz dedi.

Nihat haklı, insan bazen bir çıkmaza girebiliyor, başkaları için rahat çözüm üretirken, iş kendisine gelince çözüm üretemez hale geliyor. Ve bu noktada dışardan destek şart, Nihat’ın Ömer’e olan desteği gibi.

Ömer de, Nihat’a Zehra ya karşı çok büyük haksızlık yaptığını, onu çok üzdüğünü canını çok yaktığını ve Zehra’nın da kendisinden ayrılmak istediğini söyledi. Nihat duyduklarına inanamadı, şaşırdı.

 

Ben şimdi nasıl toparlayacağım ve her şeyi nasıl eski haline getireceğim?, burada oturmuş çaresizlik içerisinde kıvranıyorum, ben hem kendime, hemde Zehra ya hayatı zindan ettim  dedi Ömer.

Nihat da bugün yaptığını neden o günde yapmadın? diye sorup, duyduklarının aslı astarı var mı neden araştırmadın deyince ?                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              Ömer, korktum Zehra’nın beni bırakıp gitmesinden terk etmesinden korktum, içimde kalan küçük bir umudumu da yitirmekten korktum dedi. Ömer 2. Bir terk edilmeyi kaldıramayacağını bu sayede dile getirmiş oldu.

Nihat bütün her şeyi Ömer den öğrenince bunca zaman çok zor günler geçirmişsiniz diyebildi. Ömer de, benim çektiğim, Zehra ya çektirdiklerimin yanında bir hiç dedi. Zehra yı ne denli üzdüğünün, kırdığının, incittiğinin farkında Ömer.

Ölmek mi daha zor? Yoksa yaşamak mı?

Gitmek mi zor? yoksa kalmak mı?

Bir umutla yaşamak, bir gün ama bir gün gerçekleşecek diye umuda sarılmak

Sonra o umudu da kaybetmek. Umudunu kaybederse insan yaşar mı?

Aslı

Nihat, Ömer’e nasıl sen sevmekten vazgeçmediysen, Zehra da seni sevmekten bir gün olsun vazgeçmemiş, bana anlattıklarını ona da anlatmalı özür dilemelisin ve onun seni affetmesi için dua etmelisin dedi.

İnanırsan vazgeçmez karşısına çıkar konuşursan Zehra yı geri kazanırsın, denemezsen kaybedeceğin ortada dedi.

Ömer ve dua hiç görmedim ki ben, bunca zorluk yaşadı Ömer bir günde dua etmedi. Çok merak ediyorum Ömer ne zaman dua edecek?

Kalpten edilmiş bir dua, her şeyi değiştirecek güce sahiptir.

Zehra, Bahşende hanımın kendisi ile konuşması üzerine morali iyice bozuldu. Ömer den ayrılmak istemiyor Zehra ama tehdit ediliyor, Ömer’in hal ve hareketleri de babaanneyi destekler nitelikte olunca Zehra Ömer’e duyduğu sevgiyi yüreğine gömüyor.

Zehra odasında Ömer’i düşünüp ben onsuz yaşayamam derken Asya geliyor ve Zehra ablasına aldığı kuzucuk ile kendi oyuncağını konuşturarak oyun oynuyorlar.

Öyle bir oyun ki bir hayal geleceğe dair, Zehra ablasını çok seven Asya onun gibi güzel bir genç kız olmayı hayal ediyor ve dayısı gibi yakışıklı birisi ile evlenip mutlu mesut yaşamayı çok istiyor Asya.

Çocuklar böyledir işte, sevdikleri insanı kendilerine örnek alır, onları taklit eder, onlar gibi olmak isterler. Asya da Zehra ablasını çok sevmiş, dayısını zaten çok seven Asya dayısı gibi bir eşi olsun istiyor.

Ömer, kardeşine ve Asya ya karşı o kadar iyi davranıyor ki Asya onun gibi bir eş istiyor gelecek hayatında.

  

Zehra, Ömer’i kaybedecek olmasından dolayı çok üzgün ağlamaya başladı. Ömer den ayrılmak istemiyor, onu çok seviyor Zehra.

Salondan çağırdılar, elini yüzünü yıkayan Zehra salona geçti ancak aklı Ömer de olduğu için bir ruh gibi, ekmek kadayıfı yerken salondakiler, Hediye abla da Zehra ya servis yaparken Ömer bey oğlumda çok sever çocukluğundan beri deyince Zehra’nın elindeki tabak kaydı düştü ağlamaya başladı Zehra.

Herkes şaşırdı beklemiyordu.

Babaannede salona geldi Zehra ya ağladığı için kızdı. Çocuğun psikolojisini bozuyorsunuz dedi.

sen ne anlarsın psikolojiden, az biraz anlasaydın daha ilk günden Asya nın senden korktuğunu anlardın Asyanın psikolojisini Zehra değil sen bozuyorsun.

Sadece Asya değil, herkesin psikolojisini alt üst ettin Bahşende hanım ruhsuz, duygusuz hanım. Zehra sana ruh ve duygu aşılasın da huzur ver, huzura er.

Zehra ağlayarak odasına gitti.

Asya yı da babaannesi götürdü içeri. Ayşe ile Bahşende hanım kaldı salonda ve Ayşe Zehra yı savundu Hediye ablada geldi o da duydu konuşulanları ve Ayşe daha fazla dayanamadı bayıldı.

Herkes çok korktu Ayşe’ye bir şey olacak diye eve hemen hekim çağırıldı. Doktor geldi muayenesini yaptı ilaç yazdı ve stresten üzüntüden uzak duracak dedi gitti. Evde öyle bir babaanne varken stressiz bir ortam olmazsa olmaz.

Ömer konağa gelince o da öğrendi Ayşe’nin fenalaştığını hemen yanına gitti. Zehra oradaydı, Cevriye hala ile birlikte ve Ömer Nihat’ ı aradı o da konağa geldi.

Cevriye hala, Ömer ve Nihat salonda konuşurken konakta artık sorun istemiyorum Ayşe’nin başına gelenlerin Bahşende hanım yüzünden olduğunu anlayan Ömer, hemen olayları birde ondan dinlemek için yanına gitti.

Babaannesi karşısında dimdik duran Ömer, Ayşe’nin sağlığı için üzülmemesi için herkes elinden geleni yapıyor, karım Zehra da ona en iyi şekilde davranıyor. Karım ve Ayşe hakkında konuşurken biraz daha dikkatli olun dedi.

Zehra hakkında ön yargılarınızdan vazgeçin yoksa canınızı çok sıkacak türden bir kaos ortamı oluşacak diye açıkça babaannesini uyardı Ömer.

Nihat, Zehra ya teşekkür etti. Ayşe’nin hayatında ne kadar önemli bir yere sahipsin bir kere daha gördüm dedi.

Ayşe ile yaşadığımız şu son olay, sevdiğimiz insanların kıymetini bilmemiz gerektiğini öğretti. Hepimizin hata yapabileceğini, affetmenin büyük erdem olduğunu öğretti dedi.

( Affetmek, geçmişi ve yaşanan olayları değiştirmez ancak gelecek güzel günlerin önünü açar. Affeden insan iç dünyasında gönül rahatlığı yaşar, huzurludur. Geleceğe geçmişi ve yaşanan olayları taşımamak gerekir. Bunun içinde Affetmek gerekir. Affeden insan geçmişi temize çeken geçmişi geçmişte bırakan insandır.

Geçmişe takılıp kalmayacağız, gelecek endişesi yaşamayacağız. Çünkü, geçmiş adı üstünde geçmiş gitmiş. Gelecek ise henüz yaşanmadı meçhul bilinmiyor. O sebeple hayat anlardan oluşur ve hayat içinde bulunduğumuz şu andır. An dan ibaret hayat.)

Aslı

Ömer çok pişman odasında yatağın ucuna oturmuş elinde düğün gecesi Zehra’nın boynundan çekip aldığı kolye var.  Ömer o geceyi o anı yeniden yaşadı ve çok üzüldü. Bilmeden nedenli üzmüş Zehra yı şimdi çok daha iyi anlıyordu Ömer.

Konuşmak istiyordu, söze nereden nasıl başlayacağını bilmiyordu. Af dilese affedermiydi Zehra? onu da bilmiyordu Ömer.

Koray daha önce Ömer’in şirketine iş başvurusunda bulunmuştu. Çağırdılar ve bir görüşme yaptılar. Görüşme iyi geçti. Nihat da cv sinden Koray’ın şirkette çalışmasına onay verdi. Bundan sonra Koray Ömer’in şirketinde çalışacak.

 Ömer Zehra ile uyumadan önce konuşmak istedi. Söze nereden, nasıl başlayacağını bilmediği için sustu konuşamadı Ömer. Zehra da ben yatıyorum iyi geceler dedi ve yatıp uyudu. Ömer de sessizce iyi geceler dedi ama uyumadı elinde kolye koltukta sabaha kadar uyumadan bekledi Ömer.

Zehra uyandığında Ömer takım elbisesi ile gece bıraktığı gibi duruyordu. Ömer konuşmamız gerek dedi. Zehra daha elini yüzünü yıkamadan geçti yatağın ucuna oturdu. Seni dinliyorum dedi.

Ömer konuşmayınca, Zehra da kararını açıklamak bu kadar mı zor diyerek ağladı ve hadi söyle istemiyorum de, seni sevmiyorum de dedi. Ömer şaşkındı, o ne söyleyecekti, Zehra ona neler söylüyordu.

Zehra ayağa kalktı ve son ver artık bu işkenceye diyerek gözlerinden yaşlar süzüle süzüle, her gün öldürmektense bir kere öldür beni, ben bana acımanı, üzülmeni istemiyorum, tek isteyim gerçeği senden duymak istiyorum, konuşsana neden susuyorsun acı çektiğimi gördüğün halde neden susuyorsun?

Cevap yoktu Ömer den söyleyecek sözü yoktu Ömer’in.

Bunun üzerine Zehra peki öyle olsun deyip banyoya gidecekken, ayağa kalktı Ömer ve bir hamlede Zehra yı kolundan tuttuğu gibi kendine çekti sıkıca sarıldı bırakmadı konuşmadı sadece sıkıca sarıldı sevdiğine Ömer.

Bir süre sarıldıktan sonra Ömer, Zehra ya senden vazgeçebileceğimi, seni bırakabileceğimi nasıl düşünürsün? Ben seni deliler gibi seviyorum, ben sana deliler gibi aşığım, sen benim her şeyimsin, sen olmasan ben yaşayamam, nefes alamam, sen olmazsan ben ölürüm, ben biterim, yok olurum dedi Ömer.

Ömeri en iyi bu sözler anlatır. Sözler kime ait bilmiyorum.

İŞTE BENİM ÖZETİM

Çok hata yaptım şimdiye kadar, inkar etmiyorum.

Ders aldıklarım oldu, almaya vakit bulamadıklarım.

Duyduklarım doğruysa zaferlerimde olmuş.

Ahımı alanlar fatura ödüyormuş.

İyi ki yapmışım dediğim şeylerde var, keşkelerimde.

Şimdi yeni bir hayatım var, yeni insanlarla yeni yerlerde yeni zamanda.

Eskilerde var ama çoğu eski yerlerde eski zamanlarda.

Geri döndürmek istediğim zamanlar var, engellemek istediğim başlangıçlar.

Ama ne yazık ki yazdığım zamana bile geri dönemiyorum.

Hayatımdan seneler çalan insanlar iyi ki çalmışlar.

İyi ki olmuşlar hayatımda.. Büyütmüşler beni.

Hafızamdan silmek istediğim görüntüler, silemediğim sözler var.

Duymamış olmayı denediğim ama duyduğum,

Kimilerinin gözüne sokmak istediğim gerçekler var.

Bende saklı kalmasını doğru bulduğum,

Ve hepsinin bir yeri zamanı var içimde tuttuğum

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir