Adını Sen Koy 258. Bölüm 10 Ocak 2018 Çarşamba

Zehra Ömer’in Sabah ile konuştuğunu bilmiyordu öğrendi. Ne konuştuklarını sordu, Sabah da düğün gecesi seninle konuştuklarımızı, Sabah her şeyi Zehra ya anlatınca Zehra çok üzüldü. Bir yanlış anlaşılma yüzünden kendisine bu kadar eziyet edildiğini anladı Zehra.

Sabah, Kerem ve Teoman ile sinemaya gideceği için saçlarını balık sırtı ördürdü Zehra ya Zehra da ruh gibi bir halde Sabah’ın saçlarını ördü. Sabah Zehra’nın güzel saç örmesinden dolayı, geçmişte mahallenin kuaförü olsun istermiş.

Ömer ise, konakta odayı akşam için hazırladı. Kırmızı gül yaprakları ile yatağın üzerini süslemiş Ömer, küçük mumlar, meyve tabağı, her şeyi düşünmüş, şimdide koltuğa oturmuş Zehra’nın odaya girişini, odayı görünce beğenmesini, deli oyun şarkısı eşliğinde dans ettiklerini, Zehra’nın mutluluktan yüzünün her an güldüğünü, dans ederken dudağından öpmek isterken vuslat anının hayalini kuruyor Ömer.

Dalmış en derin hülyalara çok mutlu Ömer. bu mutluluğu bir telefon sesi ile bozuldu.

Hepsi bir rüya, hepsi bir hayal.

Bir düş gördüm gözlerim açık

Sen ve ben çok mutluyduk, huzurluyduk.

Başbaşaydık. Vuslata çok yaklaşmıştık.

Ama çok kısa sürdü. Bir telefon sesi bu güzel anı bozdu.

Bu bir rüya idi belki ama çok kısaydı ama bir o kadar da güzeldi.

Çünkü, içinde sen vardın, o güzel yüzün, gözlerin vardı

Bu düş gerçek olacak, umudum var.

Umut ile yaşar insan. İnancım bu yönde.

Bu güzel an gerçekte yaşanacak ve bir rüya

Bir düş olarak kalmayacak. Gerçek olacak

Aslı

Şirkette işler pek yolunda değil, bunun nedeni de Özge’nin şirket içinde gizli saklı işler çevirmesi yüzünden. Şirket içi köstebek Özge.

Nihat, sorunu çözmek istiyor. Koray da geldi onlara katıldı ve maliyet tablosunu kendisi incelemek istedi. Özge buna karşı çıktı ben incelerim deyince, Nihat bu görevi Koray ‘ a verdi.

Dosyaların kopyalarını eve götürüp inceledi ve sorunu buldu. Bu da Özge’nin hiç hoşuna gitmedi. Koray çomak sokmuştu işine.

Ömer elinde çiçek, birde hediye paketi ile mahalleye geldi Zehra yı aldı konağa geçti. Yolda hiç konuşmadılar. Konağa gelince de hava kararmış akşam olmuştu. Ömer içeri girmeden Zehra ya paketi açmadın deyince,

Zehra orada paketi açtı. Parise gitmek için bilet vardı. O esna da Ömer’i Ayşe’nin doktoru aradı müjdeli haberi verdi. Ayşe artık tamamı ile iyileşmişti.  Ömer de Zehra da bu habere çok sevindiler.

Ömer Zehra ile odalarına gittiler. Ömer Zehra’nın gözlerini kapatmasını istedi. Öyle girdirdi odaya ve oda içerisinde gözlerini açmasını istedi. Zehra gördükleri karşısında tepkisiz kaldı. Ömer Zehra yı bir kere daha dudağından öpmek isterken, Zehra Ömer’i eli ile itti.

Ömer hiç beklemiyordu bu davranışı şaşırdı.

Zehra Ömer’e Sabah ile konuştuğunu, her şeyin bir yanlış anlaşılma olduğunu biliyorum. Düğün gecemizi, sonrasında da hayatımı neden cehenneme çevirdiğini öğrendim dedi.

Sen bana onca sana sormama rağmen hep sustun konuşmadın, sen söylemedin ben öğrendim. Bana işkence ettiğin bu yatağı güllerle donatınca her şeyin geçeceğini mi sandın? Kalbimde açtığın yara çok feci bir şekilde kanıyor dedi.

Bu anı yaşamaktansa ölmeyi tercih ederdim, yapacağın hiçbir şey bana çektirdiğin acıları unutturamaz, seni asla affetmeyeceğim dedi ve odadan çıkıp gitti Zehra.

Ömer de tek kaldı oda da, hırsını, öfkesini, masanın üzerinde duran cam vazodaki kırmızı güllerden çıkardı. Tek bir vuruşla yerle yeksan oldu tuzla buz oldu vazo.

Sen hep kır dök parçala bu mu Ömer? hayat sence hep kırmak, dökmek, parçalamaktan mı ibaret? Bak yerdeki cam parçalarına. Ne görüyorsun?  Dağılmış, parçalanmış. Asla eski haline gelemez.

Zehra terasa çıkmış hava alırken Ömer de yanına geldi. Zehra ile konuşmak istedi ve Zehra gidecekken onu kendine çekti yine öpmek istedi. Bu kadarına da pes Ömer. Zehra’nın canı yanıyor, senin derdine bak tam dayaklıksın Ömer.

Zehra da dayanamadı güzellikle ikna edemedin zorbalığa mı başladın dedi. Ömer de haksızlık ediyorsun, senin zorbalık dediğin şey aşk dedi.

Hayda Atilla Mayda. Ne aşkı Ömer? böyle mi olur aşk? Eğer öyleyse ben aşkı hiç almayayım.

Bak ben sana aşkı Mevlana dan anlatayım da öğren, aşkın sadece öpmek olmadığını. Öpücük manyağı Ömer. Aşk senin bildiğin gibi değil, Mevlana’nın dediği gibidir.

AŞK DEDİĞİN BEKLEMEKTİR EY SEVGİLİ!
Kays gibi Mecnun olana kadar, Hz. Yakup gibi aydınlığa hasret kalana kadar beklemek bekleye bekleye gözden olmak, sözden olmaktır.
Ve beklemek dünyanın en asil eylemidir, eğer beklenene değecekse. Bilesin!

Aşk; yanmaktır Ey Sevgili!
Yanıp kül olmaktır, Kerem gibi Aslına ermektir. Ateşin ortasına hesapsız girmektir İbrahim misali. Ki onun gönlünün yangınıdır ateşi gülistana çeviren.
Ki yanmak insanı kurtarır hamlıktan çiğlikten.

Hem ne diyordu şair; “Yanmışın halinden ne bilsin ham/ Sükut gerektir bize gayrı vesselam..
Gözlerinden ayrı geçen her an yanmaktayım. Bilesin!

Aşk; bedel ödemektir Ey Sevgili!
Bülbül, gonca gülü görebilmek için her seher uyanık olmak ve güle ulaşmak için yüreğini gülün dikenine asmak, kanını akıtmak zorundadır.

Ya ben yüreğimi nereye asayım Ey Sevgili.
Çünkü Aşk bedel ister, külfetsiz nimet olmaz.
Beklemek bedel ödemekse eğer hâlâ ödüyorum o bedeli. Bilesin!

Aşk; vazgeçmektir Ey Sevgili!
Mecnun gibi aklından, Kerem gibi bedeninden vazgeçmek. Yardan gayrısından, cümle cihandan vazgeçmek.
Yemeden, içmeden, uykudan uyanıklıktan ve vazgeçmekten bile vazgeçmektir gün gelince.
Senin için senden vazgeçmişim. Bilesin!

Aşk; bilmektir Ey Sevgili!
Bir tek yârı bilmek, onu candan daha aziz bilmektir. Ondan gayrı bildiklerinin hiçbir şey olduğunu dünyanın onunla mana bulduğunu bilmektir.
Onun selamı ile gelen bela olsa EyvALLAH (c.c.) diyebilmektir.
Kızmana, gülmene, gelmene, gitmene hepsine EyvALLAH. Bilesin!

Aşk; susmaktır Ey Sevgili!
Onun güzelliğini, iyiliğini tarif etmeye gücün yetmediği an susmaktır. Kelâmın, kalemin, sözün tükendiği yerde, manayı sessizliğe yükleyip susmaktır.
Artık sustum Ey Sevgili. Bilesin!
Aşk dediğin susup beklemektir,
Aşk dediğin….

MEVLANA

Ömer Zehra dan son bir şans daha istedi. Seni ne kadar sevdiğimi görmüyor musun? Bu kadar kötü bir adam mıyım? Diye soruyor.

Zehra da bir yanlış anlama ile bana yaşattıklarını düşünürsen deyince, Ömer düşünüyorum ve kahroluyorum ve zamanı geri alamıyorum. Deyince,

Zehra da af dileyince geçecek mi sanıyorsun? Geçmiyor, canım çok yanıyor, şuan o kadar kötüyüm ki, tahmin edemeyeceğin kadar yaralıyım ben, senin bana yaptıkların bir özür ile geçiştirilecek kadar basit değil dedi içeri geçti Zehra.

Ömer, Aynı hataları hiç ders almamışçasına tekrar tekrar yaparsan, kalp kırarsan bir daha karşında ne kıracak bir kalp, nede o kalbin sahibini bulamazsın Ömer.

Çünkü, sen öldürüyorsun yaşatmıyorsun Ömer. Ölen insanı da geri getiremezsin bu mümkün değil. Bir daha aynı hatayı tekrar etmeyeceğinin garantisini veriyor musun ki? son bir şans istiyorsun.

Bu kaç oldu yanlış anlamaların yüzünden Zehra ya yaptığın haksızlıkların. Karşındaki de bir insan, etten kemikten yaratıldı, onun da bir kalbi var, onun da canı yanıyor, bunu görmüyor musun Ömer?  Varsa yoksa kendi canın, peki ya Zehra’nın canı ne olacak Ömer?

Bencilce davranmayı bırak artık Ömer. Silkelen kendine gel topla kendini.

Ömer ve Zehra içeri geçtiler, tatlı yemek için içerden çağrılmışlardı. Zehra Ömer’e tatlı tabağı vermeyince bana yok mu? diye sordu. Zehra da sadece hak edenlere var diyerek bir gönderme yaptı.

Ömer mesajı almıştı. Evdekiler anlamasın diye de Zehra bu tabak ikimizin dedi. Ömer de evdekilere 2 hafta sonra Parise gideceklerini söyledi. herkes  şaşırdı. Hele Bahşende kıskançlıktan çatladı. Bu mevsimde orası çok soğuk olur dedi. Sana ne  soğuksa soğuk onlar ısıtır sevgileri ile birbirlerini.

Sabah da Kerem ve Teoman ile sinemaya gittiler. Kerem orada Teomanı bir kızla gördü. Sabah’ı aldattığını düşündü. Onlar sevgili değil ki Sabah’ı aldatsın Kerem.

Teoman da o kızı Sabah’a sevgilim diye tanıştırdı.

Zehra ve Ömer odalarına geçince, Ömer Zehra ya arkasından sarılmak istedi Zehra buna izin vermedi. Bana güvenmeyen biri ile aynı yatakta yatamam ben diyerek Ömer’i odadan postaladı. Hak ettin bunu Ömer.

Çalışma odasında pişman olmuş bir halde otururken Nihat geldi yanına konuştular. Dert ortağı oldular. Nihat, Ömer’e Zehra ya da hak ver. İnsanın sevgisinin sınanması, ona güvenilmediğini öğrenmesi kolay bir şey değil dedi.

Gece yi ayrı geçiren iki birbirini seven ama bir o kadar da üzen Ömer ve Zehra için sabah olmuştu. Ömer erkenciydi. Zehra uyuyordu. Ömer yanı başına oturdu. Saçlarını okşamak istedi yapamadı vazgeçti. Ve vazgeçmeyeceğim Zehra dedi.

Vazgeçme Ömer sevmekten vazgeçme ama kırmaktan, dökmekten, parçalamaktan, incitmekten, ağlatmaktan, üzmekten vazgeç.

Zehra da uyanınca Ömer Zehra ile konuştu. Parise gidersek yeni bir başlangıç yapmış oluruz bize iyi gelir vize işlemlerini hemen yapalım deyince, Zehra gerek yok ben Parise gelmeyeceğim. Ben boşanmak istiyorum dedi.

ELLERİNİ ÇEKİP BENDEN

 
Yarim bu gün gider oldu
Hem sever hem sevilirdik
Bu ayrılık neden oldu?

Yar aşkıyla yana yana
Ayrı düştüm ellere ben
Ama senden ayrı gezen
Yürek değil beden oldu

Yandı yürek kebap oldu
Gül bahçemde hazan oldu
Ben ki senden ayrılmazdım
Bu ayrılık neden oldu

GÜLAY

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir