Adını Sen Koy 259. Bölüm 11 Ocak 2018 Perşembe

Yeni bir günün sabahında Ömer Zehra ile konuştu. Paris’e gidersek yeni bir başlangıç yapmış oluruz bize iyi gelir vize işlemlerini hemen yapalım deyince, Zehra gerek yok ben Paris’e gelmeyeceğim. Ben boşanmak istiyorum dedi.

Ömer şok oldu hiç beklemiyordu. Hayır olmaz izin vermem dese de Zehra kararlıydı. Boşanmak istiyordu Ömerden.

Ömer beni terk mi edeceksin? Diye sordu ki, bu Ömer’in korkulu rüyası Ömer babası gibi olmak istemiyor, babası gibi terk edilmek Ömer’in en büyük korkusu.

Zehra da sen beni terk ettiğin için gidiyor olma ihtimalimi hiç düşündün mü diye sordu. Zor bir soruydu Ömer için ve anlamadı Ömer ben mi seni terk ettim? diye sordu. Vah saf garip Ömer vah. Yaptıklarının farkında bile değil.

Zehra da, her zaman giden terk ediyor gibi görünse de aslında böyle olmuyor, bizim durumumuz işte tamda böyle dedi.

Giden mi? yoksa kalan mı daha çok acı çeker?

Giden mi? yoksa kalan mı suçludur?

Aslı

Ömer sen hiçbir zaman Zehra ya inanmadın, güvenmedin, her seferinde yanılan pişman olan özür dileyen ve bir daha yapmayacağım diyen sendin. Ama yine de bu huyundan vazgeçmedin.

Ne gördüklerin, nede duydukların doğruydu. Başını sonunu dinlemeden sadece kendince kesik kopuk cümlelerden, görüntülerden yola çıkarak, bir hüküm verdin astın, kestin, biçtin sonra da çok pişman oldun yine de bu kötü huyundan vazgeçmedin bildiğini okudun.

Sen hiç bir zaman Zehra yı karşına alıp konuşmadın kafandaki sorulara Zehra ile konuşarak cevap bulmadın. Bu sebeple Zehra yı terk eden sendin, yanındaydın ama hiçbir zaman gerçekten yanında olmadın. Yanında değildin. Başkaları içindi hep sevgin göstermelikti sahteydi.

Şimdi ise sevdiğini söylüyorsun, geçmişi unut diyorsun, yaşadıklarımızı bir daha yaşamayacağız diyorsun. Diyorsun da diyorsun. Ama artık bunlara dayanacak biri yok karşında.

Gerçekten pişman olmuşsan göster, ispatla, kanıtla, göster, inandır gerçekten Zehra yı sevdiğine, inandır değiştiğine.

Hani yukarda sormuştum ya giden mi daha çok acı çeker kalan mı? diye tabi ki giden daha çok acı çeker. Kim suçlu? Giden mi suçlu? Kalan mı ? tabi ki de kalan suçlu.

Küçük iskender’in dediği gibi

Git gidebildiğin yere kadar.
Bu liman da kaybettiğim ilk gemi sen değilsin.
Ama şunu unutma!
Rıhtımda kalanı değil,
Çekip gideni vurur fırtına.

Ömer Zehra ya geçmişte yaşadıklarımızı bir daha yaşamayacağız, biz yeniden başladık dese ve Zehra’nın yüzüne saçlarına dokunmak istese de Zehra engel oldu Ömer’e ve Ömer’in elini nazikçe indirdi.

Ömer de, bağır, çağır, kız, öfkelen istediğini yap dedi.

Aklın alıyor mu Ömer bu iş bağırmakla, kızıp öfkelenmekle halledilebilir mi? vakti zamanın da Zehra bağırdı, çağırdı, kızdı, öfkelendi, kırdı döktü yatak odasında ama ne değişti? Sen yine aynı sen, değişmedin.

Sen iyi bir dersi hak ettin Ömer.

Zehra da, bugüne kadar bir çok şeyi sineye çektim ama artık yaptıklarını yok sayamam diyerek içinde hep var olan ışıldayan umudun artık olmadığını o umut ışığının söndüğünü söyledi Zehra.

Umut yoksa hayat da yok demektir. Umudunu yitirirse insan her şeyini yitirir. Bunu en iyi umudunu kaybeden insan anlar. Zehra yı anlıyorum.

  UMUT IŞIĞI

Bir odada dört mum sessizce yanıyordu. O kadar derin bir sessizlik hüküm sürüyordu ki odada, aralarında fısıltı şeklindeki konuşmaları bile rahatlıkla işitiliyordu.

1. Mum ‘Ben Barış’ım’ dedi. “Ancak kimse benim sürekli yanık kalıp, etrafıma ışık saçabilmeme yardımcı olmuyor. Artık sönmek üzereyim…” Ve sessizce karanlığa gömülü verdi.

2. Mum ‘Ben İman’ım der. “Ama artık gerekli olduğuma inanmıyorum.. Yanık kalmamın da bir kıymeti kalmadı..” diye eklerken hafif bir esinti ışığını söndürüverir.

3. Mum çok üzgündür. ‘Ben Sevgi’yim  ama etrafıma ışık verecek gücüm kalmadı. İnsanlar beni hep kenara itiyorlar. Kendilerine en yakın olanları bile sevmemeye başladılar”. Sessizce söner gider Sevgi mumu…

O sırada içeri aniden bir çocuk girer. 3 mumun söndüğünü görünce sebebini sorar ve niçin sonuna kadar yanmadıklarına hayıflanarak ağlamaya başlar.

4. Mum, yumuşak ve yatıştırıcı sesi ile çocuğa ağlamamasını söyler. ” Korkma ben etrafıma ışık saçtığım sürece diğerleri yeniden yanarlar ve onlar da aydınlatmaya devam ederler. Zira, Ben UMUT ’UM ! “ der.

Gözleri parlayan çocuk umut mumunu alır ve diğerlerini sevgiyle teker teker yakar.

İçinizdeki umut mumunun saçtığı ışığı asla söndürmeyin. Küçük çocuk gibi diğer sönmek üzere olan üç mumun da sürekli yanık kalmaları için çaba harcayın. Çaba harcayın ki diğer mumlar da yansın hayat devam etsin.

Ömer şirkete geçti. Şirkette toplantı yapılacak Nihat toplantıya çağırmak için odasına girdi ama Ömer de toplantıya girecek güç kuvvet yok. Bensiz devam edin deyince, Nihat iyi görünmüyorsun dedi.

Ömer de Zehra benden boşanmak istiyor diyerek durumu anlattı. Ben ondan asla ayrılmam ama o affetmemekte kararlı deyince, Nihat da; Zehra seni çok sevdiği için kırılmış, bu kırgınlıkla aldığı bir karar. Değişebilir kararı ve senden boşanmak istemeseydi o zaman sevgisinden şüphe edebilirdin ama bu durumda sevgisinden şüphe edemezsin

Seni sevdiği için bunu yapıyor, en az senin kadar onunda canı yanıyor dedi.

Sanırım Ömer Nihat’a Ayşe’nin hastalığından bahsetmiş, iyileştiğini söylemiş. Nihat Ömer’e kızıyordu bu durumu benden nasıl saklarsın diye. Ömer de karşısına geçip oturdu ve sakince önce özür diledi sonra da neden bu durumu kendisinden sakladığını anlattı.

Ayşe hastalığını bilmemeliydi, sende bilseydin durumu güçlü olamazdın, senin Asya ve Ayşe için güçlü olman gerekiyordu. Bilseydin üzülecek belli edecektin her ne kadar saklamaya çalışsan da Ayşe anlayacak soracak sende cevap verecektin. Ayşenin gözümüzün önünde her gün eridiğini görecektik dedi Ömer.

Kolay değildi Ayşe’nin gözlerinin içine bakarak hiçbir şey yok muş gibi davranmak. Ömer için çok zordu ve bunu Zehra ile başardı Ömer. Bunun da farkında Zehra ya yaptıklarından dolayı kaç kere gitmek istedi Zehra ama gitmedi Ayşe için kaldı.

Nihat da Zehra Ayşe ye iyi geldi dedi.

Ömer de, Zehra sadece Ayşe ye değil bana da iyi geldi güç verdi bana. Umutsuzluğa kapıldığımda, düştüğüm anlarda elimden tutup kaldırdı beni. Bana ve yaptıklarıma katlandı Ayşe iyi olsun diye kaç kere gitmek istedi ama Ayşe kötü etkilenmesin diye gitmedi bana katlandı.

Şimdi ise, Ayşe iyileşti ve Zehra da boşanmak istiyor yaptıklarım yüzünden dedi. eğer Ayşe iyileşmemiş olsaydı Zehra yine kendini feda eder bu evliliğe devam ederdi deyince, Nihat duyduklarına inanamadı ve bir ömür boyu sana ve Zehra ya minnettar kalacağım dedi.

Kolay olmadı, kolay mıydı öleceğini bilerek yaşamak?

Kolay mıydı bir gün sonsuza kadar ayrılacağını bilmek?

Ve bunu bile bile her şey yolundaymış gibi davranmak?

Güçlü görünmek, için kan ağlarken yüzünün gülmesi kolay mı sanıyorsun?

Kimse bilmez sen neler yaşarsın içinde ne fırtınalar kopar yüreğinde,

Kimse bilmez, kimse anlamaz seni.

Ne zor bu şekilde yaşamak, her gün güçten düşmek.

Kolay olmuyor ölmek. Öleceğini bile bile yaşamak.

Aslı.

Hamiyet halanın bir yakını vefat etmiş onun için memlekete gitmesi gerektiği için Zehra yı arayıp haber verdi. Zehra da baba evine geldi babası ile sohbet etti.

Yasemin ile Koray’ın ayrılığını böyle bir şey yaşamamız gerekiyormuş yaşadık. Diyerek olumlu karşıladı. Yasemin derslerinde çok başarılıymış bölüm birincisi olmuş.

Sanki Zehra’nın da ayrılacağını bilircesine, sen de içinde seni üzen olaylar yaşarsan, birileri üzülecek diye içine atma, ağır yüklerin altına girme bu benim sana baba nasihatım hatta vasiyetim dedi.

Ekledi, sen ne karar verirsen ver ben senin yanındayım, sen mutlu isen ben mutluyum. Hiç bir şeyi içine dert etme, canını sıkma sırtına yük etme dedi.

Ömer de konağa gelmiş her yerde Zehra yı arıyor. Salonda babaannesi gördü. Kimi arıyorsun? diye sorunca Zehra ya bakmıştım dedi. O da dışarı  çıktı ama nereye gittiğini söylemedi dedi. Ömer de o bir yetişkin dedi ayrıldı.

Bahşende de arkasından görgüsüz yetişkin dedi. sen görgülüsün de ne oluyor ? herkes senden korkuyor. Görgü korkmak demek mi?

Ömer Zehra yı aradı. Mahallede babasının yanında olduğunu, gece de orada kalacağını söyledi. Ömer durur mu hemen o da mahalleye eve gitti. Zehra neden geldin diye soruyor damadı değil mi gelir Zehra sende.

Ömer de hasta ziyaretine geldim dedi geçti içeri. Mutfakta çay yapan Zehra ile konuşmak istedi bu boşanma hakkında Zehra sonra dedi. çayı şekersiz içen Ömer şeker istedi Zehra yı görebilmek içindi bu numara.

Gece de orada kalmak istedi Zehra yarın işe gideceksin yedek kıyafetin yok dediğinde, Ömer de Cana söylerim o getirir. Buraya birkaç gömlek getirsem deyince Salim amca da getir evladım dolaba koyarız dedi.

Kerem de hastalanmış, Koray Sabah’ı çağırdı igilensin diye.

Ömer de Salim amcalarda kalıyor ve onun pijamalarından birini giymiş çok komikti. Ömer’i o halde görünce Zehra da güldü de belli etmedi.

Ömer’i o halde görünce hemen aklıma bir çizgi film geldi Red Kit 🙂 orada dalton kardeşler vardı. Ömer onlardan en uzun olanına benzemiş burada çok güldüm 😀

Avarel Ömer 😀

Yemek düşkünlüğü ve saflığı averelin belli özelliği tıpkı Ömer gibi.  Ömer Zehra ya affet beni dedi Zehra hiç oralı olmadı lambayı kapatıp yattı.

Sabah olduğundaysa ilk uyanan Ömer oldu Zehra’nın üzerini örttü ve sen ne yaparsan yap senden asla vazgeçmeyeceğim dedi. sıcak simit poğaça almaya gitmiş, geldi. Salim amca dükkana gitti. Canan işe ve Ömer ile Zehra yalnız kaldılar.

Ömer konuşmak istedi. Benim fikrimi sormadan bir karar aldın ama ben boşanmak istemiyorum, çok büyük hatalar yaptım, o hatalar bile bu aşkı bitirmeye yetmez dedi.

Zehra düğün gecesi boynundan koparılan kolyeyi hatırladı kaçarcasına evden ayrıldı bir parka gidip bir banka oturdu Zehra, ağladı. Sonrada birini aradı ben boşanma davası açmak istiyorum. Ömer Kervancıoğlundan boşanmak istiyorum dedi.

FERYAT

Kaderimle başbaşa bin bir dertle doluyum 
Böyle mahsun perişan hayatın mahkumuyum.
Yazık çok geç anladım bu hayat böyle geçmez
Bak yıllar nasıl geçti ömür bitti dert bitmez.

Yarabbim feryadımı artık duysan diyorum
Senden ya bin sabır ya bir ümit bekliyorum

Ben bu sonsuz karanlık yolların yolcusuyum
Yetmez mi çektiklerim bende Allah kuluyum.
Hatıramdan hayalin gözümden yaş silinmez
Acının böylesini aşka düşmeyen bilmez

Yarabbim feryadımı artık duysan diyorum
Senden ya bin sabır ya bir ümit bekliyorum

Emel SAYIN                                                         

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir