Adını Sen Koy 262. Bölüm 16 Ocak 2018 Salı

Ömer konakta Zehra ile konuşurken yine Zehra yı yanlış anladı. Ayşe ile konuşacağını boşanacaklarını söyleyecek diye düşündü ve duruma müdahale etmek istedi. Ve yine yanıldığını anladı.

Çünkü, Zehra Ayşe ile kendisine hediye edilen yüzüğün parmağına büyük geldiğini bu yüzden de takmak istemediğini söyleyecekti de söyledi de zaten. Ömer bir kere daha baltayı taşa vurmuştu. Zehra da bir kere daha gösterdin ki aldığım kararda ne kadar haklıyım. Bu söze kızın ve Zehra dan boşanmak istemeyen Ömer dışarı çıktı o öfke ile arabasını kullanırken Zehra’nın ona dediği bana güvenmediğini bir kere daha gösterdin sözünü hatırladı ve kendine kızdı böyle bir hatayı nasıl yaparsın Ömer diyerek arabayı kullanmaya hızını artırmaya devam etti.

Ömer öylesine dalmıştı ki, karşıdan gelen aracı fark etmedi bile.

Kaza yapması an meselesiydi Ömer’in son anda fark etti karşıdan gelen aracı ve bir hamle ile son anda kaza olmasının önüne geçti Ömer.

Kenara çekti aracı bir süre bekledi. Kendini toparlamaya çalıştı. Sonrada deniz kenarına gidip biraz hava aldı yaşadıklarını baştan sona bir kere daha düşündü Ömer.

Düğün gecesine gitti. Zehra’nın duvağını açtığı, dans ettikleri anı, konaktaki odalarında yatakta otururken Zehra’nın boynundan kolyeyi çok sert bir şekilde aldığı anı.

Sonrası günlerde Zehra’nın Ömer’in kendisine neden bu şekilde kötü davrandığını öğrenmek, konuşmak istediği ama her seferinde Ömer’in Zehra yı terslediği, kızdığı anları hatırladı. Çok pişman oldu Ömer.

Zehra yı anlamadan dinlemeden ona kestiği ağır ceza faturasının boşuna olduğunu, bunca acıyı, ızdırabı, gözyaşını boş yere yaşadıklarını, bir yanlış anlama yüzünden dünyayı kendilerine zehir ettiğini sonunda anladı Ömer.

Ve Zehra yı kaybetmek istemeyen, Zehra dan boşanmak istemeyen Ömer sanki kuyuya atılan Hz. Yusuf gibi kör karanlık kuyuda çırpınıyor gün yüzüne çıkmaya çalışıyordu.

Yusuf’u kuyuya kardeşleri atmıştı, Ömer’i ise geçmişi, yaşadıkları, vakti zamanında konuşmadığı için yanlış anlamaları, velhasılı kelam Ömer kendi kendini kör kuyulara atmış çırpınıyordu çıkmak için.

Zehra’nın kendisi ile konuşma çabalarının hepsini hatırlayan Ömer, sonunda Zehra’nın birgün bu söylediklerine çok pişman olacaksın sözünü hatırladı. Evet Ömer Zehra’nın dediği gibi çok pişmandı. Önünde durduğu koskocaman denize haykırdı Zehraaaaaaaaaaaaaa diye bağırdı.

Ömer için bu çığlık, evet ben çok pişmanım Zehra dediğin gibi oldu ben sana yaşattıklarım, sana yaptıklarım, söylediklerim için çok pişmanım Zehra demekti.

Ömer gerçekten çok pişman yaptıklarına öyle ki ağlıyor, Zehra’nın artık hayatında olmayacak olma ihtimali, boşanacak olması Ömer’i çok üzüyor.

Zehra ise, konakta odasında valizini hazırlıyor, gitmek için eşyalarını topluyor. Boşanma konusunda çok kararlı Zehra, kararlı kararlı olmasına da, onun da yüreğinde Ömer’e karşı hissettiği sevgi var, aşk var, muhabbet var.

Ancak aşk, muhabbet, sevgi bir noktadan sonra işitilen hak etmediğin acı sözlerin, gördüğün kötü muamelenin önüne değil, arkasına geçiyor saklanıyor. Acı ağır basıyor. Acı öne geçiyor.

Zehra da Ömer gibi düşünüyor tüm yaşadıklarını, Ömer’e her seferinde ben sana ne yaptım? Bunları senden duymayı hak edecek ne yaptım? Sözlerine karşılık Ömer den sürekli açıklama yerine, ben sana buraya bir daha gelmeyeceksin demedim mi? çık bu odadan yüzünü bir saniye bile olsa görmek istemiyorum sözleri kulağında, beyninde yankılandı Zehra’nın.

Sonra da barıştıklarında birbirlerine büyük bir sevgi ile aşk ile sarıldıkları anı hatırladı.

Ömer’i çok sevdiği için Zehra, Bir yanı kalmak isterken, diğer yanı gördüğü muamele, işittiği ağır sözlerden sonra gitmek istiyordu. İkilemdeydi Zehra. Kalbinin bir yarısı kal, diğer yarısı git diyordu Zehra ya.

Zehra da kalbimin yarısı bu evde, bu odada kalacak, bana gitmekten başka seçenek bırakmadın Ömer dedi valizini hazırlarken kendi kendine Zehra.

Kerem ve Sabah cephesindeyse işler aşka yelken açmış durumda Kerem. Sabah’ın dışarı çıkarken düşürdüğü bileğine sardığı kumaş bandı düşürmesi ve onu alan Kerem’in ben aşığım diye kendi kendine söylediği bu sözü Canan duydu, sordu inkar etti Kerem.

Önce inkar ederler, sonrada ilan ne iştir anlamam bende.

Sabah’ı biri aradı müjdeli haber verdi. bir siteye iş için Kerem ile beraber başvurmuşlar bu emlak işi için bu işte olmuş çok mutlu Sabah. Bu haberi önce Canan ile sonra Kerem ile sonra da Zehra ile paylaştı Sabah.

Şaşkın aşık Kerem de Sabah haberi verip gidince seninle her şeye hazırım dedi. Bu kerem dükkanda sürekli kaban ile oturuyor. Dükkanın ısınma problemimi var? Sabah’ın olduğu taraf sanki yaz köşesi, Kerem’in taraf kış köşesi gibi garip bir durum var ortada.

Zehra ile telefonda konuşan Sabah Zehra’nın boşanmak istediğini, valizini hazırladığını öğrendi. Engel olmak, durdurmak istedi ama başarılı olamadı Sabah.

Bahşende hanım, çağırınca Zehra yı salona geçti Zehra. Cemiyette bir davet varmış Zehra ile o davete katılmak istedi Babaanne ve gelini tanıştırmak istediğini söyledi. Ayşe de Zehra ile ortak bir iş yapacağız onun toplantısı var oraya gideceğiz.

Zehra’nın çok güzel tasarımları var deyince, babaanne görmek istedi. Zehra da birkaç örnek getirdi.

Bahşende hanım, Zehra’nın çizimlerini görünce çok şaşırdı. Bu soysuz, sopsuz kız baya yetenekliymiş dedi içinden. Sen kurban ol Zehra ya Zehra senden de soylu hanım efendi.

Ömer ise hala yalnızlar rıhtımında düşünceli, üzgün bir halde oturuyor. Ömer de kendi avukatını aradı. Zehra’nın boşanmak istediğini ama kendisinin boşanmak istemediğini bunun içinde karşı tarafın avukatı ile konuşmasını, ne pahasına olursa olsun Zehra dan boşanmayacağını bunu onun avukatına söyleyin dedi Ömer.

Zehra yı babası aradı çok özlediğini söyledi. Evdekiler babasını bilmediği için bahçeye çıkıp konuştu Zehra. Ömer de o esnada geldi. Babaannede camdan bakınca Ömer Zehra ya ilgi göstermeye başladı.

Bana bir şey söylemiştin ne olursa olsun elimi bırakma demiştin asla ama asla bırakmayacağım dedi Ömer.

Zehra da babaannen bizi görüyor ama duymuyor bana neden bunu yapıyorsun? diye sordu.

      

Ömer de, ben oyun oynamıyorum ki gerçekleri söylüyorum dedi. içeri geçmek istediğini söyleyip odasına gitti Zehra.

Ömer’in aşkına yenilmemek, konaktan gidebilmek için Allah dan güç istedi Zehra.

Ömer’e sırılsıklam aşık ve Zehra da gitmek istemiyor, ayrılmak istemiyor Ömerden.

BİR YANIM GİT DER BİR YANIM KAL

Kolay değildi gitmek, her şeyi ardında bırakmak

Mecbur olmasam, o acı günleri yaşamasam gitmezdim.

Çünkü bir yanım kal diyor, diğer yarım git.

Ben ilk defa sevdim, değer verdim.

Bir o kadar da acı çektim.

Gece ile gündüzü yaşadım,

Bir yanım gece, bir yanım gündüz.

Bir yanım, fırtına boran, bir yanım sakin huzurlu dingin.

O yüzdendir ki, bir yanım git der bana diğer yarım kal

Gitmeli miyim? Kalmalı mıyım? İkilemdeyim.

Kalırsam acı çekmekten korkuyorum,

Gidersem onu kaybedecek olmaktan.

Ben kaybetmek değil kazanmak istiyorum.

Aslı

Ayşe abisi ile çalışma odasında Zehranın çizdiği en son çizimler üzerinde konuşuyorlar. Ayşe Zehra ile bir iş yeri açmak kendi işlerinin patronu olmak istediğini ama bunu henüz Zehra ya söylemediğini, ona teklifi mi reddedemeyeceği bir iş teklifi sunmak istiyorum dedi.

Ömer de bizim şirkette çalışabilirsiniz ben bir Arge çalışması yapayım sana geri dönüş yaparım şirkette farklı bölümlerde de olsak aynı çatı olmak çok güzel olacak dedi. Ayşe de buna çok sevindi abisinden haber beklediğini söyledi.

Ömer de bunu Zehra bilmesin bu proje seninmiş gibi söyle benden bahsetme dedi.

Ayşe de salonda oturan tüm aile bireylerinin yanında Zehra ya bu işten bahsetti. Şirket bünyesinde güzel bir iş olacak dese de Zehra bu teklifi kabul etmedi henüz bunun için hazır değilim dedi.

 Kerem Koray’a Sabah’a aşık olduğunu ama bunu ona söylemekten çekindiğini, benim ona hissettiklerimi o hissetmiyor karşılığı yok ise, onun arkadaşlığını da kaybederim. Deyince, Koray da bunu söylemeden bilemezsin dedi.

Sabah’ın da çantası yırtılmış onu dikti.

Zehra odasında, Ömer de gelince odaya valizi gördü. Gitmekte kararlı olan Zehra ile konuştu Ömer. sen ne kadar gitmek istersen iste ben seni göndermeyeceğim deyince,

Zehra bu yaptığın zorbalık dedi. Ömer de bu zorbalık değil aşk dedi.

Sen ne dersen de, ne yaparsan yap, sen benim karımsın. Ben kararımdan vazgeçmeyeceğim Zehra dedi Ömer.

  

Yastığı ile battaniyesini alıp gidecekken Ömer.

Zehra, dün gece uyuyamadın, bu gece sen uyu yatak da dese de gerek yok diyerek çıktı odadan. İnatçı keçi bunlar. Zehra kıyamıyor Ömer’e Yine inatları tuttu. Beraber yatın kocaman yatak ikinize de yeter.

 Gece bitip sabah olunca Asya anne ve babasının odasına girdi. Ayşe ve Nihat uyuyorlardı. Asya oyuncak bebeğinin bir parçasını yere düşürünce onu yerden almak isterken cd yi buldu içinde çizgi film olduğunu düşündü cd ile odadan çıktı Asya.

Bakalım Cevriye halanın mı? Zehra’nın mı? Ömer’in mi? eline geçecek çizgi film izleyelim bilgisayarı kime açtıracak Asya. Ya annesine açtırırsa ki inşallah bu olmaz annesine açtırmaz Asya.

Kerem Sabah ile güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra ona aldığı çantayı hediye etti. Sabah’ın çantası yırtılmış Kerem de bunu görmüştü. Kullandıkça beni hatırla diyerek verdi hediyeyi Sabah da mutlu oldu aldığı hediyeye.

Ömer odadan çıkacakken, Aynı anda Zehra da içeri girmeye çalışınca, Ömer bunun bir anlamı olmalı beni mıknatıs gibi kendine çekiyorsun. Tabi bende seni. Birbirimizin yörüngesinden çıkamıyoruz.

Zehra da, ben ateşe koşan pervaneler gibi olmak istemiyorum dedi.

Zehra’nın telefonu çaldı. Arayan boşanma avukatıydı Ömer’in anlaşmalı boşanmaya yanaşmadığını bu yüzden davanın hemen sonuçlanmayacağını, uzayacağını söyledi. ikna ederseniz Ömer beyi bu boşanma erken sonuçlanır dedi.

Bu telefondan sonra Zehra Ömer’e şimdi bu kapıdan çıkacağım babama gideceğim boşanacağımızı söyleyeceğim dedi.

Sen benim içimdeki aşkı öldürdün, hem beni yaraladın, hem de kendini, kabul et artık her şey bitti dedi Zehra.

Zehra tam kapıdan çıkacakken, Ömer kolundan tuttuğu gibi kendine çekti Zehra yı.

İzin vermez Ömer, ne boşanmaya, nede bunu babasına anlatmasına. Kaçır gitsin Zehra yı dağ evine Ömer.

EFKAR

Bir büyük çığlık mahpus içimde

Bir koca isyan elleri zincir

Bir duygu seli bendinden aşar

Bin yumak olur sevgime düşer

Bir yanım git der, bir yanım kal

Bir yanım acı, bir yanım bal

Bir yanım güneş, bir yanım kar

Bir yanım sevda, bir yanım efkar

Bir yanım git der bir yanım kal

Çaresizler ölümden beter

Umutlarsa hep sevene güler

Bir aşkın izi kaybolur gider

Bin yumak olur sevgime düşer

Bir yanım git der bir yanım kal

Bir yanım acı, bir yanım bal

Bir yanım güneş, bir yanım kar

Bir yanım sevda, bir yanım efkar

Fatih ERKOÇ

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir