Adını Sen Koy 266. Bölüm 22 Ocak 2018 Pazartesi

Zehra Ömer ile odalarında konuşuyorlardı. Zehra kararlıydı Ayşe ile konuşacaktı. Boşanmalarından bahsedecek Ömer den ayrılacaktı Zehra ama olmadı Ömer durdurdu Zehra yı o zaman birlikte söyleyelim Ayşe ye dedi.

Ve Ayşe odaya ağlayarak girdi. Ömer ve Zehra çok şaşırdılar ve bizim sana söylemek istediklerimiz var dediklerinde, Ayşe de bunu bana nasıl yaparsınız diye hesap sordu onlara.

Ömer de Zehra da ne olduğunu anlamadı.

Ayşe için abisi ve Zehra bu hayatta en güvendikleri insandılar ve onlar Ayşe ye yalan söylemişlerdi bu yalanı öğrenen Ayşe çok üzüldü. Kırıldı incindi. Abisi olarak Ömer ona hastalığından bahsetmedi, bahsedemezdi de zaten üzülmesini istemiyordu ama yine de üzülmüştü Ayşe.

Abisi ile Zehra’nın evliliklerinin sahte olduğunu Alev’in bıraktığı cd den öğrenen Ayşe gözyaşları içerisinde abisine ve Zehra ya bunu bana nasıl yaparsınız? Gözümün içine baka baka yalan söylediniz dedi.

Ömer de çok üzgün bir şekilde böyle olması gerekiyordu diyebildi daha fazla açıklayamadı Ömer.

Ayşe de neden buna gerek duydunuz? Neden sahte evlilik yaptınız? Diye sorsa da Ömer daha fazla açıklayamadı durumu.

Ömer nasıl söyleyebilirdi ki canından bile çok sevdiği hayattaki tek kan bağı olan kardeşine hastalığının tekrarladığını, çok az bir ömrün kalmıştı ve bu kısa kalan zamanı sen mutlu geçir diye, senin için..  Bizi ilk gördüğünde sevgili olduğumuzu sen düşündün bizde sen mutlu ol diye bir oyunun içine girdik. Bunu nasıl diyebilirdi sen ölüyordun, nasıl derdi Ömer sayılı günlerin kalmıştı. Nasıl derdi gözümün önünde sen ölüyordun bende seyrediyor en azından son günlerini mutlu yaşa istedim nasıl diyebilirdi ki Ömer?

KOLAY MI?

Kolay mıydı birisine öleceğini söylemek?

Kolay mıydı öleceğini bile bile yaşamak?

Kolay mı için kan ağlarken, etrafa yüzünde gülücükler saçmak?

Kolay mı her gün ölüp ölüp de hiç ölmeyecekmiş gibi davranmak

Hiç kolay değil.

Omzunda çok ağır bir yük, taşıyamaya taşıyamaya

Ayakta dimdik durmak. Hiç kolay değil. 

Aslı

Ayşe, çok üzgün ben biran bile olsun sizin sevginizden, evliliğinizden şüphe etmedim. Ama siz bana yalan söylediniz dediğinde,

Ömer şüphe etme dedi ve çok büyük bir içtenlikle, samimiyet ile Zehra ya bakarak, ben Zehra yı seviyorum dedi derken de sesi titredi. Zehra da Ömer’e bakarak bende sevdim halada seviyorum diye birbirlerine olan sevgilerini Ayşe’nin önünde dile getirdiler.

Ancak Ayşe ikna olmuş değildi. Madem bu kadar seviyordunuz neden evliymiş gibi davrandınız? Bu soruyu sormakta kendince haklıydı Ayşe.

Ama kimse diyemezdi ki o zamanlar sevmiyorduk çünkü, birbirimizi tanımıyorduk. Zamanla tanıdık sevdik aşık olduk hatta mahallede düğün bile yaptık. Onu da burnumuzdan getirdik. 

Senin için bir kere daha düğün yaparız üçlemiş oluruz. Allah’ın hakkı üçtür diyemezlerdi. Diyebilselerdi ne güzel olurdu. 3. Düğünde konak bahçesinde gerçekleşirdi. İlk düğündeki gibi.

Ayşe sorduğu sorulara cevap alamayınca, odadan çıkıp kendi odasına geçti. Geçerken de babaannesine yakalandı. Neyin var? Ne oldu diye sorsa da cevap alamadı babaanne.

Zehra Ayşe’nin peşinden gitmek istese de Ömer durdurdu Zehra yı ben konuşurum, şuan çok sinirli kalbini kırabilir dedi. Ömer den başkası kıramaz Zehra yı.

Ömer Ayşe ile konuşmak için odasına girdi. Yanı başına oturdu. Benim bu dünyada en son isteyeceğim şey senin üzülmen, tek bir damla gözyaşına dayanamam dediğinde, Ayşe; ben kaybolmuş gibiyim güvendiğim, inandığım her şey yıkıldı dedi. Abisi elini tutmak istedi izin vermedi Ayşe.

Annem babam gittikten sonra, tek ailem sendin, sana inandım, güvendim sen bunu bana nasıl yaptın diye sordu Ayşe. Ömer de; başlarda anlaşmalı evlilikti ama sonra sevdik birbirimiz hem de çok sevdik. Bunun dışında sana bir şeyler anlatamam dedi ve odadan çıktı Ayşe de ağladı.

Anlatamaz söyleyemezdi Ömer. Nasıl derdi ki, sen ölüyordun, avuçlarım arasından kayıp gidiyordun, bende üzülerek sana belli etmeden seninle yaşıyordum.

Ömer odasına geçince Zehra ile konuştu. Ben iyi bir abi olamadım dediğinde, Zehra sen gördüğüm en iyi abisin, senin yanındayım ne yapmam gerekiyorsa yapmaya hazırım. Boşanmadan bahsetmeyeceğiz Ayşe bunu kaldıramaz dedi Zehra.

Cevriye hala gece uyuyamamış, başı ağrıyor. Geç uyanınca da, karnını doyurması için sofrayı kaldırmamış Hediye abla. Bahşende de gördü bunu çok kızdı. neymiş efendim evin bir düzeni kuralı olmalıymış o saatte sofra kurulmalı kaldırılmalıymış.

Bahşende, Hediye abla ile konuşuyordu. Cevriye hala damadımızın halası kimi kimsesi yok bize bu eve sığınmış, bu çatı altında kaldığı süre boyunca saygıda kusur etmeyeceksin, aksini düşünmek olmaz. Düşene vurmak gibi bir şey  dedi. hala da duydu kendisi hakkında söylenilen sözleri üzüldü ve kendisine ev kiralamak için Sabah ‘ın dükkanına elinde valizi ile giderek kiralık daire sordu.

  

Bu kadar da olmaz. Halayı konaktan göndermek bu olmamalıydı. Gerçekler açığa çıktı Halanın görevi bitti mi konakta?

Canan ile Sabah emlak dükkanında konuşuyorlar. Canan Sabah’ın Kerem’i çok sevdiğini söylüyor, Sabah da yok öyle bir şey biz arkadaşız. O benim arkadaşım ve hep de öyle kalacak, iki dünya bir araya gelir ancak Kerem ile ben biraya gelemez derken, Kerem dışardaydı bu konuşulanları duydu çok üzüldü.

Kerem için bu duydukları ağır geldi öyle ki mahalleyi terk etmeyi düşünecek kadar kötü olmuştu Kerem. Dükkanını devren kiralığa çıkardı. Ayhan abisi ile konuştu eğer babasının teklifi hala geçerli ise şirkette çalışacak. Kerem gidiyor.

Zehra Ayşe ile konuşmak için odasına gitti. Ayşe, üzgündü Zehra ya en sevdiğin, güvendiğin insanlar tarafından aldatılmanın ne demek olduğunu anlayamazsın, sen benim için kardeş gibiydin, yanılmışım dedi. Zehra da benim hakkımda istediğini düşünebilirsin ama abine haksızlık etme o seni çok seviyor dedi.

Asya gelince odaya onunla oynamak için çıktı Zehra. Cevriye hala gitmişti. Babaanne dışarı çıktığını biliyordu ama nereye gittiğinden haberi yokmuş. Hediye abla da biliyor ama söylemiyor. Asya da babaannesini istiyor. Küçücük çocuğa bu yapılır mı bahşende hanım. Çok vicdansızsın.

Ömer’i evde takım elbisesi olmadan görmek çok güzel. Hep böyle spor giyinse evin içinde olması gerektiği gibi ev hali böyle olur, inandırıcı olur. Hiç kimse evinde gece gündüz takım elbise ile oturmuyor. Bunu böyle dedim diye bahşende babaanne bana da kızar şimdi. Ama öyle ben doğru olanı söylüyorum. Hangi erkek haftanın 7 günü 24 saat takım elbise ile yaşıyor evinde?  Biraz normal hayata dönün.

Zehra Ömer için bitki çayı hazırlamış Ömer onu içti. Ayşe’ye neden anlaşmalı evlilik yaptıklarını, yani bu evliliği Ayşe hasta olduğu o mutlu olsun diye yaptıklarını açıklama kararını aldılar.

Ömer uyurken Zehra yı izledi ve bir eş olarak ona sarılarak uyumak istedi Ömer. bunu da bir nebzede olsa yaptı. Zehra uyanıktı gördü hissetti tepki vermedi.

Gece bitmiş sabah olmuştu.

Daha önce yakalanan Nihat’ın eski sevgilisi Nihat’ı 2 kere aradı. Hastaneden kaçmış. Başa bela geliyor.

Ömer Zehra çalışma odasındalar. Ayşe ye sözleşmeli evliliği neden yaptıklarını nasıl açıklayacaklarını düşünürken, Nihat geldi yanlarına Ayşe’nin neden üzgün olduğunu, ağladığını şimdi anladı Nihat.

Nihat, Ayşe ye de durumu, Ayşe sen geçen sene ölmek üzereydin, bizde seni mutlu etmek için sözleşmeli evlilik yaptık diyemezsiniz ki derken, Ayşe girdi odaya duymuş olmalı Nihat’ın söylediklerini Ayşe.

 

AH GÖNLÜM

Ah ah ah ah ah

Dağlar anlar giyinmiş Cümle kuşlar gelmiyor.

Viranede baykuşlar gönlüm sensiz olmuyor.

Yanık mektubunu aldım kalbim artık sevmiyor.

Ayrılık var yazmışsın yağmurlarım dinmiyor.

 

Ah gönlüm halden anlamaz.

Ah gönlüm kendine sığmaz.

Ah gönlüm kal desen durmaz.

 

Yollar bile gücenmiş böyle yazılmış ferman

Soldu yaprak dalında yok mu derdime derman?.

Günler bile gücenmiş, ah aman ki ne aman

Yar kırıldım dalımdan yok mu derdime derman?

 

Ah gönlüm halden anlamaz.

Ah gönlüm kendine sığmaz.

Ah gönlüm kal desen durmaz.

İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde

Birisi alıp götürdüğün, öteki bırakıp gittiğin.

Zafer GÜLER

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir