Adını Sen Koy 267. Bölüm 23 Ocak 2018 Salı
 
Ömer ve Zehra çalışma odasındalardı. Ayşe ye sözleşmeli evliliği neden yaptıklarını nasıl açıklayacaklarını düşünürken, Nihat gelmişti yanlarına Ayşe’nin neden üzgün olduğunu, ağladığını şimdi daha iyi anlıyordu Nihat.
 
Ayşe ye de durumu, şöyle açıklayın diyordu Nihat; Ayşe sen geçen sene ölmek üzereydin, bizde seni mutlu etmek için sözleşmeli evlilik yaptık diyemezsiniz ki derken, Ayşe girmişti odaya duymuş olmalı Nihat’ın söylediklerini Ayşe diye düşünürken, Ayşe’nin hiçbir şey duymadığını anladık.
 
Evet Ayşe hiçbir şeyi duymamıştı. Ama Abisinden de Zehra dan da bir açıklama istiyordu. Neden kendisine böyle bir yalanı söyleme gereği duymuşlardı, neden kandırmışlardı bilmek istiyordu bu en doğal hakkıydı Ayşe’nin ve ilk Zehra’nın açıklamasını istedi sen açıklarmısın diye.
 
Zehra sustu konuşmadı. Ömer farkındaydı Zehra zor durumdaydı abisi olarak Ayşe ile o konuşmak durumu kendince açıklamak istedi. Ellerini tutmak istedi Ayşe buna izin vermedi abisinden geri durdu.
Ömer de kırgınsın, haklısın da dedi ve o sözleşmenin bizim için hiçbir anlamı yok, ben Zehra yı çok seviyorum dediğinde, Ayşe kendisine oynanan oyunun devam ettiğini düşündü ve hala mı ya diye kızdı itiraz etti.
 
Zehra da, bu olanlar bir oyun değil, evet böyle başlamadı ama sonra senin istediğin şeye dönüştü Ömer doğruyu söylüyor desede Ayşe inanmıyor beni bir yıldır bu şekilde kandırıyorsunuz dedi.
 
Ayşe haklıydı söylediklerinde abisi de Zehra da 1 yıldır birbirlerini sevmeden sanki seviyormuş gibi davranarak, yalnızken birbirlerine etmedikleri sözler hakaretler kavgalar gürültüler kalmaz iken, insan içinde mutlu mesut, birbirine aşık iki sevgili eş rolünü çok güzel oynuyordu Ömer ve Zehra.
 
İnanmıyordu Ayşe ve hala kendisine oyun oynadıklarını, kandırdıklarını düşünüyordu. Kendi bakış açısından haklıydı Ayşe. Ömer ve Zehra gerçekten evli olmadıkları halde aynı çatının altında Ayşe’nin gözlerinin içine baka baka birbirini çok seven evli bir çiftmiş gibi davranmışlardı. Ayşe şimdi nasıl inanacaktı Abisine ve Zehra ya?  ya yine oyunsa, kandırıyorlarsa onu diye düşünüyor, inanmıyordu Ayşe ne abisine, nede Zehra’nın söylediklerine. Güveni sarsılmıştı bir kere en sevdiği abisi ve Zehra tarafından yalnız kalmıştı Ayşe şimdi kime inanacak, kime güvenecekti Ayşe?
 
Şimdi bir de Eşi Nihat, Ömer ve Zehra doğruyu söylüyorlar, en yakın şahidi benim diyerek her şeyi bildiğini itiraf etmişti Nihat. Ve Ayşe, bir darbeyi de eşi Nihat dan almıştı. Abisi, eşi ve hayat arkadaşı Nihat Ayşe yi kandırmışlardı. Artık Ayşe en sevdikleri tarafından en güvendiği insanlar tarafından kandırılmanın acısını yaşıyordu. Hepsini de eli ile uzaklaştırıyor kendisine yaklaştırmıyordu. Beni ne kadar üzdüğünüzün farkındamısınız? Diye sorunca,
Abisi Ömer, saçma gelecek ama senin mutluluğun içindi dedi. Ayşe de ağlayarak, siz bana baksanıza ben mutlumuyum? Hayır hiç mutlu değilim diyerek odadan ayrıldı Ayşe.
 
Ne zordur, hasta olmak, ne zordur hastane ortamında bir ömür geçirmek, ne zordur öleceğini bilerek yaşamak, ne zordur için kan ağlarken gülümsemek, ne zordur ölümü bile bile yaşamak ve ölümü beklemek ve bunu kaleme alıp dile getirmek. Ne zordur hayatın belki de tek gerçeği ölüm olduğunu, her şeyin aslında anlamsız vede boş olduğunu anlamak kabul etmek, var olan bir gerçeği görmezden gelip yaşamak ve günün birinde suratına bir tokat gibi bu gerçekten asla vazgeçemeyeceğini, kaçamayacağını hatırlatacak anı yeniden yaşamak. Birileri için Hayat gerçekten çok zor. Birilerinin mutluluğu için kendi hayatından çalmak ne zordur.
 
Ömer kendi hayatından çalmıştı. Acılarını, yürek yangınını annesinin gidişi ile yüreğine gömmüş kardeşi Ayşe için yaşamış onu mutlu etmek için elinden geleni yapmıştı. Evet Ayşe mutlu yaşamıştı ama şimdi mutlu değildi. Yaşadığı onca güzelliğin yalan olduğuna inanıyor üzülüyordu Ayşe.
 
Ayşe odasına gidip ağlarken, eşi Nihat da arkasından koşarak gelmiş Ayşe ye aslında deyip olan biten her şeyi anlatmak istediğinde anlatamıyordu. Sen yeniden hastalanmıştın ölüyordun çok az bir ömrün kalmıştı diyemedi. Nasıl diyebilirdi ki? nasıl denirdi ki zaten ölüyordun. Demedi diyemedi Nihat ve ilerde pişman olmamak için biraz sakinleşmelisin dedi.
 
Ayşe kabul etmiyordu, abimler bana bir şey açıklamasın ama ben onları affedeyim, tıpkı seni affettiğim gibi dedi.  bu hayatta insan kime güvenir? Babasına, annesine, eşine, kardeşlerine dedi ve ekledi.
 
Benim babam yok, annem ise çok küçükken terk edip gitti. kocam ise, eski sevgilisini evimize getirdi. Geriye kim kaldı abim oda beni kandırdı ben kime güveneceğim bu hayatta dedi. gerçekleri bilmediği için sadece bu gördüklerinden, yaşadıklarından ve yüreğinde hissettiği acıdan dolayı Ayşe haklı. Çünkü, onun bakış açısından hayatım bir yalandan ibaretmiş, yaşadığım her şeyin bir yalan olduğunu gösterdiniz bana dedi ağlayarak.
 
Ama gerçeği öğrendiğinde bu tepkisi ortadan kalkacak, abisini daha da çok sevecek Ayşe tabi öğrenirse. Şimdi sakinleşmelisin sözü çok ağırdı Ayşe için.
 
Ama bu bile sakinleşmelisin sözü bile Ayşe ye ağır geliyordu. Kandırılan kendisiydi tepki vermesi bile yadırganıyor, sakinleşmesi isteniyordu. Herkes kendi penceresinden haklıydı. Ömer Zehra ve Nihat gerçekleri bildikleri Ayşe’nin hastalığı için kendilerince haklılardı.
 
Ayşe de gerçeği bilmediği için kendi açısından kandırıldığını düşündüğü için haklıydı. Bilse ki o ölüyordu abisi o en zor süreci kardeşi mutlu olsun diye ona hiçbir şey hissettirmeden atlatabilmiş, en büyük desteği de Zehra dan almıştı. Ayşe bunu bilseydi abisi ve Zehra onun kahramanı olurdu. evet Nihat doğruyu söylüyor bu olanlardan yeni haberi olmuş işin gerçeğini öğrenince onlara hak verip yanlarında olmuştu.
Daha birde boşanma meselesi var o gündeme gelmedi. Bir de o gündeme gelecek dengeler yine değişecek. 
 
Ayşe yalnız kalmak istedi Nihat da odadan ayrıldı. Arka bahçede hava almaya çıktı Nihat. Ömer ve Zehra da odalarındalar. Ömer kendini suçluyor, Ayşe ile Nihat’ın arası benim yüzümden bozuldu kardeşim beni ya affetmez ise diye korkuyor Ömer.
 
Zehra da biraz sakin ol, Ayşe seni affedecek o sana kıyamaz dediğinde, Ömer de bu olaylar bitse bile şimdi de boşanma olayı gündeme gelecek. O zaman da üzülecek. Zehra da şimdi Ayşe yi düşünmeliyiz deyip gidiyordu ki, Ömer durdurdu. Bu bizim geleceğimiz herkes ikinci bir şansı hak eder herkes diyerek Zehra dan 2. Bir şans daha istedi Zehra.
 
Zehra da sen kendi elin ile geleceğimizi ittin, ben sana bir çok kereler şans verdim ama işe yaramadı sende biliyorsun, Mutluluğumuzu mahvettin dedi. Bakalım sonu nereye varacak bu boşanma meselesinin?
Bahşende hanım Ayşe ile konuşmak için odasına girdi. Sen benim tek evladımdan yadigarsın, baban fiziğini abine, mizacını da sana miras bırakmış. Onu tanıdığım gibi seni de tanıyorum hadi anlat dese de, Ayşe’ye neler olduğunu sorsa da Ayşe hiçbir şey açıklamadı.
 
Ömer, Zehra ve Nihat çalışma odasında Ayşe’ye bu sözleşmeyi nasıl açıklayacaklarını konuşuyorlar bir çıkış yolu bulmaya çalışıyorlar. Nihat biran önce bunu açıklamalıyız yoksa beni hiç affetmeyecek dediğinde,
Ömer nasıl açıklayalım, sen ölüyordun mu diyelim? Bunu sana söylediğim de neler hissettin bir düşünsene bunu öğrenirse Ayşe yıkılır dedi Ömer.
Ömer haklı.
   
Zehra da bir psikologdan yardım alarak bu durumu açıklayabiliriz. Ancak önce Ayşe yi bu görüşmeye ikna etmeliyiz dedi. Ömer’in de Nihat’ında aklına yattı bu durum. Eve psikolog gelecek. Hep demişimdir Ömer’in bir desteğe ihtiyacı var diye gelmişken Ömer’i de dinlese ve yardım etse psikolog.
Asıl Ayşe kadar Ömer’inde desteğe çok ihtiyacı var. Ayşe’nin görünen yaraları, Ömer’in görünmeyen gizlediği yaraları var.
 
Bahşende hanım, Ayşe den sonra şimdi de Nihat ile konuşarak Ayşe neden bu kadar üzgün? Onu sen mi üzdün diye sorsa da ondan da cevap alamadı Bahşende Hanım. Sonra da Ömer ile konuştu neden Ayşe bu halde ben sordum söylemedi deyince, Ömer de o açıklamadıysa haklı sebebi vardır bilmiyorum ben işlerim var diyerek gönderdi Bahşendeyi Ömer.
 
Canan, Sabah’ın gözünü açmaya çalışıyor. Kerem seni seviyor, senden bir ışık göremediği için gidiyor. Ona bir kahve arkadaşı, tavla arkadaşı gibi bakmaktan davranmaktan vazgeç. Yakında iş yerini bir başkasına verdiğinde işin ciddiyetini anlarsın diye uyardı.
 
Ayşe, Asya okuldan geldikten sonra konaktan ayrıldı biraz dolaşıp hava almak istedi. Asya da babasına bilgisayar çantasını götürdü annem bana çizgi film açacaktı açmadı sen açar mısın diye. Nihat da açtı bilgisayarı cd de Alev vardı. Annen gördü mü bunu diye sordu. Gördü de bakmadan kapattı deyince, cd yi yanında kırdı.
 
Ömer ve Zehra odalarında konuşuyorlar. Eve gelecek olan psikolog ile Ayşe yi konuşmaya ben ikna ederdim ama şimdi bana inanmıyor dediğinde Zehra. Ömer de, olanları öğrendiğinde Ayşe bizi anlayacak bizi affedecek.
Yaşadıklarımızdan pişmanlık duyma ben seni tanıdım sevdim dedi ve gitmek isteyen Zehra’nın ellerinden tutarak biraz daha yanımda otur diyerek sarıldı. Kendini çekmek isteyen Zehra ya engel olan Ömer bir dakika diye diye biraz Zehra ile hasret giderdi.
 
Başını sol yanına omzuna yasladı gözlerini kapattı ellerini tuttu kendini Zehra ya bıraktı sadece bir dakika dedi Ömer. Sadece bir dakika. 
Bir insan için zaman çok değerlidir. Öyle ki dakikaların saniyelerin hayati önemi vardır. Bunu en iyi hasta ve hasta yakınları birde doktorlar bilir.
 
Ayşe’nin evde olmadığını anladıklarında Ömer aradı kardeşini açmadı Ayşe, biraz hava almak istiyorum diye mesaj gönderdi. Psikolog eve gelsin diye aradılar eve geliyor yoksa başka türlü olmayacak bu görüşme.
Ayşe parkta dolaşıyor dermanı yok, arada başı dönüyor ve peşinde onu takip eden biri var. Hastaneden kaçan Müge.
 
Mahallede de Cevriye hala Salim amcaların evinde onlara yemek yapıyor. Salim amca ile Cevriye hala arasında güzel bir şeyler olur mu ki? birbirlerinden hoşlanıyorlar sanki?
 
 Şirkette Özge iş yetiştirme çabasında zaman zaman hata da yapıyor. Koray yardım etmek istedi kabul etmedi. Bakalım bu işin altından ne çıkacak?
 
Psikolog Ela hanım da konağa geldi. Ayşe evde değil. Önce evdekilerle konuşacak. Ömer bir kere daha aradı Ayşe yi açmadı Ayşe. Zehra da Ayşe seni affedecek her şey eskisi gibi güzel olacak dediğinde, sen beni ne zaman affedeceksin diye sordu Ömer. Zehra da daha da zorlaştırma deyince demek beni müebbete mahkum edeceksin dedi. sonra da çalışma odasına psikoloğun yanına gittiler. Önce hep birlikte konuştular sonrada Ömer ile tek konuştu Ela hanım.
 
Ömer ve Ayşe’nin çok zor bir çocukluk dönemi geçirdiklerini, bütün sorumluluğu da Ömer’in tek başınıza üstlendiğini söyledi. Kendi yaralarınızı yok sayıp kardeşinizi koruyup, iyileştirmeye çalışmış, hem bir abi, hem de ebeveyn görevini üslenmişsiniz. Kendi hayatınızı askıya alırken onun kahramanı olmuşsunuz. Şimdi ise o çok güvendiği dünya da tek inandığı güvendiği abisinin kendisinden bir şeyleri sakladığı ortaya çıkınca verdiği tepki ortada dedi.
 
Bana göre bu görüşme Ömer’e çok iyi geldi. İçinde yaşadıklarını biri ile paylaşması gerekliydi. Bu görüşmenin bir daha olması gerekiyor. Tek seansla çözülecek bir durum değil bu. Hem Ömer için hem de Ayşe için Ela hanım bir görüşme programı daha ayarlamalı. Bunun ayıbı yok, günahı yok. İnsanlar bazı zamanlarda içinden çıkamadıkları durumlarda böyle bir dış gözden yardım almalılar. Bunu hep dedim benim dediklerimi de psikolog Ömer’e söyledi.
 
Ayşe’nin bu durumu vesile olsun Ömer terapi alsın ve içinde bulunduğu askıya aldığı kendi hayatını da bir düzene koysun Zehra ile mutlu bir evliliğinin olması için Ömer’in desteğe ihtiyacı var Zehra ile çözülecek durum değil bu. Eve gelmişken Ömer de kabul etmişken bu seanslar mutlaka devam etmeli. Zehra ile de konuşmalı Ela hanım ve Gerekirse seansa Bahşende de alınmalı.
 
Nihat ile de konuştu. Nihat Mügeden bahsetti. Zehra ile de konuştu ama Zehra boşanma konusundan bahsetmedi iç dünyasında konuştu bunu Ayşe öğrenirse ne olur diye kendine sordu oysa bunu açıkça söylemeli sormalıydı Zehra bir yıkımı da bu konudan alacak Ayşe.
 
Görüşmeler bitti Ayşe ile konuşmak istedi Ela hanım ama Ayşe evde değildi. Ömer aradı gelip alayım mı diye. Ayşe de gerek yok geliyorum dedi. Yolunu Müge kesti. Şimdi Ayşe eve gidemeyecek.
 
SENİNLE BİR DAKİKA
Seninle bir dakika umutlandırıyor beni
Bir dakika siliyor canım yılların özlemini
Hasret tükenmez gibi, kavuşmak bir dakika
Sevmek bir ömür sürer, sevişmek bir dakika
Seninle buluşmamız bir dakikada geçti
Gözlerim gözlerini canım, bir dakikada içti
Hasret tükenmez gibi, kavuşmak bir dakika
Sevmek bir ömür sürer, sevişmek bir dakika
Semiha YANKI
https://www.youtube.com/watch?v=0ERYsapAlTA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir