Adını Sen Koy 274. Bölüm 1 Şubat 2018 Perşembe

Zehra’nın ailesini araştıran Bahşende babaanne araştırması için tuttuğu kişiden Zehra’nın yetimhanede büyümediğini bir ailesi olduğunu öğrendi ve onların evine davetsiz misafir oldu. kimse bilmiyordu onun böyle bir araştırma yaptığını. Salim amca evdeydi ve kapı çalınınca o açtı kapıyı karşısında bugüne kadar hiç görmediği bir bayan duruyordu.

Bahşende hanım kendini tanıttı. Ömer’in babaannesi olduğunu söyledi. Salim amca da kusura bakmayın daha önce tanışmadığımız için diyerek içeri buyur etti. Ev hali içerde de Hamiyet hala yün yastıkların kılıfını yıkıyormuş salonun ortasına yünleri dökmüş tiftikliyorken Bahşende hanım girdi salona gördüğü manzara pek hoşuna gitmedi.

Kış günü de yapılacak iş değil de işte yapmış hala, hele yünleri salonun ortasına dökmekte ne demek? her yer tüy olacak banyoda yapılır bu işler benim bildiğim öyle işte.

Hamiyet hala ve Canan kendilerini tanıttılar. Salim amca ne içmek istersiniz? Diye sorunca, Babaanne bir kahve istedi. Ev hali kahve kalmamış Canana bir koşu git al derken annesi, babaanne çayda olur dedi.

Babaanne gülümserken daha güzel oluyor. Aslında özü temiz biri gibi gülüşü güzel ancak her ne hikmetse otoriter görünmek istiyor. Belki de otoriter bir aileden geldiği için böyle olabilir. 

İçinden de ailemize layık gördüğün dünürlere bak ah Ömer ah dedi.

Ne varmış iyi insanlar işte. Sadece senin kadar zengin değil, bir de marka kıyafet giymiyor, altlarında arabaları yok ama vicdanları var, merhametleri var, insanlıkları var. Alın teri ile kazandıkları helal lokma yedikleri işleri var, azıcık aşım kaygısız başım dedikleri akşam olunca başlarını sokacakları sevgi dolu bir yuvaları, mutfaklarındaki ocakta kaynayan aşları var bundan daha iyisi sağlıkları yerinde daha ne olsun. Aç değil açık da değiller. Sadece senin gibi konaklarda yaşamıyor mahalle de yaşıyorlar o kadar.

Bahşende hanım Salim amcaları ma aile akşam yemeğine davet etti. Niyeti Zehra yı Ayşe ye vede diğer ev halkının önünde yalancı durumuna düşürmek. Çünkü, Ayşe Zehra’nın bir ailesi olduğunu bilmiyor. Yetimhane büyümüş olarak biliyor. Konaktakiler de akşama misafir geleceğini biliyor ancak kimin geleceğini bilmiyorlar.

Bu Bahşende babaanneninde kendine özel şoförü, ahçısı var oh ne ala mualla. Sen yıllarca ortalıkta görünme, yıllar sonra bir gün çık gel konakta çok lüks bir hayatı istediğin şekilde yaşa neden? Kervancıoğlu soyadını taşıyor diye.

Kimseleri de beğenme olacak iş mi? oluyor, insanın cebinde parası olunca demek ki oluyor.

Oy benim paşam oy, bakalım durumumuz ne diye durum değerlendirmesi yapan terapist hanım, ilk önce Ömer’in defterine baktı. Defter bomboştu hiçbir şey yazmamıştı Ömer. Ödevini yapmayan yaramaz öğrenci gibi biraz da suçlu halde bakıyor Ömer. Tam yanaklardan sıkıp ısırmalık yaramaz çocuk olmuş Ömer. Öğretmeninin verdiği ödevi yapmadığı için biraz üzgün Ömer.

Ömer’in defteri komple boştu.

Zehra’nın defterinde ise birkaç yazılmış satırlar vardı ama onların da üzeri karalanmıştı. Terapist onlara, birbirinizi üzecek, sinirlendirecek hiçbir şey yapmadınız öyle mi? diye sordu.

Cevap alamadı birbirine bakıp duruyordu iki aşık Ömer ve Zehra. Terapist bu durumda onlarla tek tek konuşmak istedi. İlk önce Ömer ile konuştu.

Mahalleye dadanan hırsızı Sabah görmüştü. Çığlık atarak etraftan yardım isteyen Sabah’ın sesini Kerem duymuş yanına koşarak gelmiş hırsızın birini etkisiz hale getirmişti. Hırsız tek değildi yanında arkadaşı da vardı. Onun da elinde bıçak vardı. O bıçağı çekti Kerem’i elinden yaraladı.

Sabah’ın sesine diğer mahalle sakinleri de koştu ve iki hırsız mahalleli sayesinde etkisiz hale getirildi. Atinin de suçsuz olduğu bu sayede anlaşıldı.

Konak da Ayşe ve Nihat Cevriye halanın geri dönmesine çok sevinmiş salonda sohbet ediyorlar. Ömer ve Zehra’nın içerde terapist ile konuştuklarını öğrenince ne gerek var ki dedi hala.

Ayşe de sen hiç bunalıma girmedin mi? aşk acısı çekmedin mi deyince, halamız bizde genç olduk dedi. Ayşe de Nihat da Halasının aşk acısı çektiğini söyledi. kabul etmese de beden dili gençken aşk acısı çektiğini söylüyor halamızın. Eh nede olsa 3 koca eskitmiş kim bilir 4. Kocası da Salim amca olur belli mi olur.

Belki de halamız Salim amca ya aşık bile olmuştur ne dersiniz?

Ömer ile tek konuşan Terapist hanım, Ömer’e güven den bahsediyor ve Zehra hanım kuruntumu yapıyor? Yoksa sizin ona güvenmediğiniz konusunda haklı mı? sorusuna Ömer haklı diye cevap verdi.

Eşinize güvenmiyor musunuz? Sorusuna güveniyorum diye cevap verdi Ömer. bu iki cevap dan hem güvenen, hemde güvenmeyen eş ortaya çıkıyor. Bu nasıl oluyor? Ömer de bu konuya açıklık getiriyor.

Ben yanlış anladığım bir konuşma için onu suçladım. Güvenini sarsacak çok büyük hatalar işledim dedi.

Ömer yaptıklarının farkında ve pişman.

Terapist de Zehra hanım kendisine güvenmediğinizi düşünmekte haklı dedi ve derinlere bu sorunların asıl kaynağına inmeye başladılar. Hayatınızda gözü kapalı, koşulsuz, güvendiğiniz bir kadın oldu mu hiç? Sorusuna çok ciddi bir şekilde Ömer annem diye cevap verdi ve şuan nerede? Ne yapıyor? Hiçbir fikrim yok dedi.

Sonra da kendi aralarında uzunca konuştular biz duymadık ne konuştular. Ama benim anladığım Ömer içindeki o kendisini içten içe kemiren, hasta eden, zehri dışarı atmayı başardı. Artık Ömer’in iç dünyası temizlenmiş oldu. Sadece zamanla o yaranın kapanması kaldı geriye.

Çünkü, Ömer terapiste çocukluğunda annesi ile babası arasındaki duyduğu gördüğü konuşmayı, annesinin gidişini, kardeşi ile yalnız kaldıklarını yaşadıklarının hepsini anlattı rahatladı Ömer.

Terapist de, Ömer’in annesinden sonra ne sevgili, nede arkadaş olarak bir kız arkadaşı olmadığı kanaatine vardı ve ilk duygusal anlamda yaklaştığı insan Zehra idi. Ömer de bunu itiraf etti. Zehra bu anlamda bir ilkti. Onu da yaraladım, sarstım, hırpaladım, ben çok büyük hatalar yaptım dedi çok pişman olmuştu Ömer.

Terapistin Ömer’i anlaması annesi yüzünden bir travma yaşadığını ve onu ayrıca incelemek istemesi ve bugünde yaşanan bir konuşmanın tamamını dinlemeden Zehra ya yaşattıkları. İki konu üzerinde durması ve güven inşa edebilmek için kendisine anlattıklarını Zehra ya anlatmasını istemesi Ömer’in omuzlarında taşıdığı ağır yükü boşaltması içindi.      

Zehra Ömer’in kendisine neden bu şekilde davrandığını bilmiyordu. Ömer’in bugün terapiste anlattıklarını Zehra ya anlatacak olması, Ömer’in Zehra ya neden böyle davrandığını anlaması için gerekliydi.

Zehra da geldi ve yeni bir yola başvurdu Terapist hanım. Bu iki sevgili hiçbir şekilde duygularına sansür uygulamadan uzun mektuplar yazıp yüzleşecekler. Ömer kabul etti yazmayı hatta Zehra isterse ona da okurum dedi.

Zehra da yazmaya çalışırım dedi. Terapist konaktan ayrıldı. Bu iki aşığın birbirine sözle dile getiremediklerini, söyleyemediklerini, açık ve net bir şekilde dile getirme yolu mektup olacak.

Zehra ağlamaya başladı. Bir yanı gitmek istiyor, diğer yanı kalmak. Her şey bu kadar zor olmak zorunda mı? dediğinde Ömer de biraz sabredeceğini söylemiştin dedi.

Zehra da sabır kalmadı.

Odaya giden Zehra’nın peşinden giden Ömer, Zehra ya iyi görünmediğini söyledi. Zehra da o mektubu yazamayacağını söyleyince, Ömer biz bu terapi seanslarını Ayşe için yapacağız dedi. la havle vela kuvvete. Hala Ayşe diyor Ömer. Oğlum evladım terapist hiç sana Ayşe dedi mi? Ayşe için bunu yap dedi mi hayır. Önce kendiniz için evliliğiniz için bu seanslar. Aklını başına topla Ömer. Neyi neden yaptığını bil. Tamam Ayşe buldu getirdi terapisti eve doğru ama bunu sizin iyiliğiniz için evliliğiniz için yaptı.

Zehra, ben Ayşe’nin karşısına geçip biz boşanacağız diyemem deyince, Ömer de; bu konuşmayı Ayşe için mi? yoksa ufacık da olsa başka bir nedeni yok mu diye sordu. Ve cebinden bir kalem çıkarıp Zehra’nın avucuna koydu.

Bu mektubu Ayşe için değil ikimiz için yazmanı istiyorum. Dışardan bir göz olarak baktığında anlayacaksın, dilin ile kalbinin farklı söylediğini dedi.

Hele şükür Ömer sonunda anladı bu terapi Ayşe için değil onlar için, onların evlilikleri için.

Kerem, Ati için Salim amcanın dükkanına gidip konuştu. Ati artık Salim amcanın yanında çalışacak.

Sabah da Zehra’nın onu araması ile Zehra’nın yanına konağa gitti. Zehra sabah uyandığın da Ömer’i yanı başında görmekten mutlu olduğunu söylüyor ama yaptıkları ve söyledikleri aklıma gelince öyle canım yanıyor ki bende açtığı yara kapanmıyor keşke kapansa bir yolu olsa dedi.

Sabah da kendini suçluyor, düğün gecesi seninle o konuşmayı yapmasaydık şimdi dünyanın en mutlu çifti olacaktınız dedi ağlayarak. Zehra da sorun seninle konuştuklarımız değil, sorun Ömer’in bana güvenmemesi dedi.

Sabah, Zehra dan sonra biraz da Ömer ile çalışma odasında konuştu Zehra ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin sen vazgeçme dedi ve konaktan ayrıldı. Ömer kapıya kadar geçirdi Sabah’ı ve burada bir abin olduğunu sakın unutma dedi.

Sabah’ı merak eden Kerem resmen dokuz doğuruyor. Başına bir iş geldiyse diye. Telefonun şarjı da bitince ulaşamamış çok korkmuş Kerem.

 

Ömer Zehra’nın yanına odaya geçince, Zehra’nın ağladığını gördü. Gitmek isteyen Zehra ya sıkıca sarılıp ben senin gitmene asla izin vermem bu ihanet olur. Ben sana da bize de ihanet edemem dedi.

Zehra’nın dışarı çıktığı bir zaman da telefonu çaldı Ömer baktı konuştu kiminle konuştuğu bilinmiyor. Tahmini olarak Bahşende hanımın akşam yemeğine davetini kabul ettiklerini söylemek için evden birileri Zehra yı aramıştır.

Zehra odaya geldiğinde telefon konuşması bitmişti. Ve Zehra hiç iyi görünmüyordu Ömer de fark etti iyimisin diye sordu. Zehra da biraz başının ağrıdığını ilaç aldığını söyledi. ateşine baktı Ömer. ateşi yoktu Zehra’nın.

Akşam olmuş yemek vakti konağın misafirleri gelmişti Zehra karşısında babasını ve ailesini görünce çok şaşırdı.

YALNIZLIK

Sen öğrettin bir çok şeyi
En kötüsü kenarda kalmak
Düşünmemek hiçbir şeyi
Sensizken içten içe yanmak

Canım olsa vermez miydim
Sermez miydim yollarına
En sevdiğindir bilirim ezip geçmek
Hadi kır kalbimi defalarca
Hadi vur son şansın çarpıyorken kalbim tek başına

Yalnızlık dört bir yanımı sarmış olsa da
Sensizlik yolarımı tutmuş olsa da
Zamansız bir depreme tutuldu kalbim
Tutulsun sensiz ölmek zamanı şimdi

Ah yangın kor ateşler beni sarsa da
Sensizlik yollarıma yağmış olsa da
Zamansız bir ölüme seyirci kaldım
Alkışla sensiz ölmek zamanı şimdi

Bir şeyler ilk aşkımı hatırlatsa da
Son aşkım sendin asla anlamasan da
Zamansız bu ölüme sebep sen oldun
Kabullen yok olmamı bir tebessümle

Ah yangın kor ateşler beni sarsa da
Sensizlik yollarıma yağmış olsa da
Zamansız bir ölüme seyirci kaldın
Alkışla sensiz ölmek zamanı şimdi

ÖZGÜN

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir