Adını Sen Koy 275. Bölüm 2 Şubat 2018 Cuma

Ömer’in babaannesi yapmış yapacağını herkeslerden habersiz Zehra hakkında araştırma yapmış, bilgi toplamış ve Zehra’nın yetim hanede değil de bir ailenin yanında büyüdüğünü öğrenmiş o adrese giderek de Salim amcalarla tanışmış kendini tanıtmış, bir akşam yemeğine ma aileyi konağa davet etmişti.

Salim amca da bu durumu kızı ile konuşmak istemiş Zehra yı aramıştı ancak telefonu Zehra değil Ömer açmıştı. Bu sayede Ömer akşam yemeğine konağa Salim amcaların geleceğini davet edenin de babaannesi olduğunu öğrendi. Zehra’nın bu olup bitenlerin hiç birinden haberi yoktu.

Ne akşama gelecek olan misafirin kendi ailesi olduğunu biliyordu, nede Bahşende hanımın kendisini araştırıp ailesine ulaştığını. Akşam olmuş konağa misafirler gelmişti. Salim amcalar çok mutluydular. Onlarında dünyadan haberi yoktu. Zehra’nın herşeyden haberi var sanıyorlardı ama yoktu.

Zehra karşısında babasını görünce çok şaşırdı. Ömer de durumun farkındaydı Zehra ya destek olmak için elinden sıkıca tuttu.

Bahşende hanımın niyeti Zehra yı zor durumda bırakmaktı ama umduğunu bulamadı. Çünkü, Ömer daha öncesinde Salim amcanın Zehra’yı araması ile telefonda konuşmuş durumdan haberdar olmuş. Akşam olmadan konağa misafirler gelmeden de kardeşi Ayşe ile çalışma odasında konuşmuş olup biten her şeyi anlatmış, Zehra’nın aslında bir yetimhanede değil de bir ailesi olduğunu onların yanında büyüdüğünü anlatmış akşam için Ayşe yi hazırlamış, babaannesinin gizli saklı yaptığı işi ustaca düze çıkarmayı başarmıştı Ömer.

Sır diye bir şey kalmıyor, Ayşe her şeyi yavaş yavaş öğreniyordu abisinden. Bilmediği tek şey boşanma konusuydu. Onun dışında her şeyi öğrenmişti Ayşe. Bahşende hanım aklı sıra kötülük yapmak isterken aslında çok büyük bir iyilik yapmış Ömer’in omzundan ağır bir yükü alarak hafiflemesini sağlamıştı.

 Akşam yemeğine geçmeden önce kendini kötü hisseden Zehra banyoya giderek elini yüzünü yıkadı. Eşi olarak da Ömer onu yalnız bırakmadı. Yanına gitti sonra da masaya oturdular. Ömer hep babaannesine manalı gözlerle bakarak kurduğun tuzağın farkındayım der gibiydi Ömer.

Bir ara yemekte Ayşe Salim amcaya Zehra gibi bir kız yetiştirdikleri için çok teşekkür etti. Ailemize katıldığı günden beri mutluluk getirdi benim için yaptıklarını anlatmıyorum bile dedi. Cevriye halada Zehra yı övdü.

 

Tabi bu övgü sözcükleri Hamiyet haladan Ömer içinde geldi. Velhasılı kelam her iki ailede memnundular. Bir ara Zehra’nın gerildiğini gören Ömer Zehra’nın kulağına korkma dedi. çünkü masada Bahşende hanım tarafından bir savaş ortamı yaratılmak isteniyor iki aileyi birbirine düşürmek istiyordu ama Ömer buna izin vermedi. Ayşe de Ömer de diğer aile bireyleri çok iyi ağırladılar Salim amcaları. 2. Yemeği de Zehra organize edecek. Aileler daha sık görüşüp konuşacaklar.

Zehra da, Cevriye hala da, Ömer de Bahşende hanımın neyi neden yaptığını biliyorlardı. İmalı sözler, imalı bakışlar havada kol geziyor. Bahşende hanım umduğunu bulamadığı içinde kendi kendini yiyip bitiriyordu. Yemeğin sonuna kadar kalamadı nede olsa istediğini bulamamış Zehra yı rezil edememiş yalancı durumuna düşürememişti. Daha fazla mutlu aile tablosu izlemeye tahammülü yoktu masadan izin isteyip kalktı Bahşende hanım.

Güzel bir akşam yemeği yendikten sonra Salim amcalar kalktılar kapı önünde vedalaştılar. Salim amca kızının evlendiğini bir yuva kurduğunu bir kere daha anladığını dile getirdi. Şükran teyzede tez zamanda dede olmayı nasip etsin inşallah deyince Ömer’in yüz ifadesi değişti Ömer de vuslata ermek istiyor da engelleri aşamıyor henüz. Vakit var daha.

Çocuk konusu da ortaya atıldığına göre yakında onunda baskısını üzerlerinde hissederler.

Yemekten sonra Zehra Ayşe ile konuştu. Yetimhanede büyüdüğümü sanıyordun özür dilerim dedi. Ayşe de özür dileme benim için yaptığın fedakarlığın farkındayım hakkını ödeyemem dedi. Cevriye hala, Nihat bu yemekten memnunlar ve bunun devamının gelmesini daha sık görüşmek istediklerini söylediğinde Nihat, Ömer inşallah bende öyle olmasını umut ediyorum dedi hemde iki fere afferim Ömer’e adam oluyor.

 

Kerem Sabah’ı evinde misafir etti. Paça çorbası hazırlatmış Koray’a hazır çorba olsun düşünmesi yeterli. Sabah koltukta uyurken Kerem uyandırmak istedi uyanmadı Sabah. Bunun üzerine aşkını itiraf etti Kerem. Bir gün sana sevdiğimi söyleyeceğim dedi.

***

BEN SENİ SEVİYORDUM VE SEN BUNU BİLMİYORDUN

Sevmek de, sevilmek de çok güzel

Ama ben sana seni seviyorum diyemiyorum

Sen benim seni sevdiğimi bilmiyorsun

Bir gün gelecek sana olan sevgimi sana anlatacağım

Ama o zamana kadar sen benim seni sevdiğimi bilmeyeceksin

Ben seni seviyordum ve sen bunu bilmiyordun

Ben öyle sanıyordum oysa sende seviyormuşsun beni

Ve benim seni sevdiğimi biliyormuşsun

Ne garip değil mi? seviyorsun, seviliyorsun söyleyemiyorsun

Söylediğin zamanlarda duymuyor sanıyorsun oysa o her şeyin farkındaymış.

Aslı

***

Sabah Kerem’in söylediklerinin hepsini duymuş çünkü Sabah uyumuyormuş. O da biliyor artık Kerem Sabah ı seviyor.

Ömer yemekten sonra Zehra ya odalarında olanları anlattı. Zehra da duyduklarına inanamadı. Neden bana söylemedin diye sorunca da Ömer ruh halin buna müsait değildi. Söyleseydim elin ayağına dolanacaktı dedi.

Zehra da Ömer’in haklı olduğunu eğer söyleseydin kesin heyecandan düşüp bayılırdım dedi.

Ömer çalışma odasına gitmek istedi Zehra ya mektup yazacak Terapist istemişti bunu. Zehra da Ömer’e yazacak bakalım neler yazacaklar.

Zehra yazamıyor, yazmak için çaba sarf etse de olmuyor yazdıklarını yırtıp atıyor anlamsız bir ödev diyor Zehra. aslında çok büyük anlamı var ama yazamıyor Zehra. Kararsız. Ömer ile dans ederken söylediği seni seviyorum Zehra sözünü hatırlıyor, Ömer’in onu öpmek istediği anı hatırlıyor. Biraz yüzü gülüyor sonra yine derin düşüncelere dalıyor karar veremiyor Zehra.

Ömer ise, çalışma odasında çok rahat bir şekilde içinden geçenleri kaleme döküp kağıda aktarabiliyor. Yazıyor Ömer neler hissettiklerini, neyi neden yaptığını açıkça yazıyordu Zehra ya.

Ömer, annesinin onları terk ederken babasına söylediği zehirli sözleri duymuş, Zehra’nın Sabah ile konuşurken kurduğu cümleler gibiymiş. Böyle başladı Ömer. devam etti. Annem giderken arkasında yaralı çocuklar bıraktı. Ben annemin bizi terk ettiği o an da kaldım. Zaman ilaç olmadı yaralarıma, kabuk bağlayacağına ben büyüdükçe yaralarımda büyüdü derinleşti.

Hep o acıyan yanımla baktım hayata, insanlara, hatta sana, çok canı yanan insan çok can yakarmış bunu öğrendim. 

Annemi kaybettiğim gibi seni de kaybetmekten korktum. Yaptığım saçma kabullenemez şeylerde bu yüzdendi. Bir türlü aşamadığım bir eşik vardı. Ben geçemem dediğim o ateşten geçtim. Senin sayende aşkımız sayesinde, annesinin giderken geride bıraktığı yaralı çocuk değilim artık.

İyileştim. Aynı hatalar tekrarlanmayacak sana söz veriyorum, senin için kolay olmadığını biliyorum ama ne olursun beni affet bırak açtığım yaraları sarayım. İzin ver sevgim ile yoluna koyayım her şeyi. Yalvarırım kapatma kapıları çünkü ben seni çok seviyorum Zehra.

Diye yazarak mektubunu tamamladı Ömer

*****

Öncesinde geçmiyor kapanmıyordu o yaralar, yıllar geçtikçe derin bir şekilde kabuk bağlıyor. Kimi zaman rüyalarında, gecelerinde kabusu oluyor. Ağlayarak uyanıyordu, kimi zaman kan ter içerisinde çığlıklar atıyor ama içinden o ateşi atamıyor, o ateş ile yanıyor kor oluyordu Ömer. Uykuları kaçıyor uyuyamıyordu. Kimi zaman geceleri, Kimi zaman da gündüzleri zehir oluyor. Hayat bir tek ona kardeşine acımasız sanıyordu. Geçmiyor. O yokluğun yerini annesinin yerini hiçbir şey doldurmuyordu. 

Bir söz, bir bakış hatırlatıyor, geçip giden yok olan o masum çocukluğunu yaşayamadığı en güzel yıllarını geri alamıyor hayatı sil baştan yeniden yaşayamıyor olmuyordu. Yaşadıkları ağır geliyor. Canını yaktıkları kadar can yakıyordu Ömer. Çocukluğunu geri istiyor kimse geri vermiyordu. Zorla elinden alınan hayatı, hayalleri geride ona kalan acı günleri oluyordu. Bunun faturasını da o günleri yeniden hatırlatan sözlerin sahibine kesiyor onun canını yok yere yakıyordu. Suçu işleyen başka cezasını çeken başkasıydı.

Çünkü, insanın dayanılması en zor acıları insanın içinde sakladığı acılarıdır.

*****

Ömer zor olanı başarmış, iyi bir öğrenci olarak da kendisine verilen ödevi yapmış odasına gelmişti. Zehra yatağa uzanmış kıyafeti ile de uyuya kalmıştı. Ona bakan Ömer ben senden nasıl vazgeçerim diyor ve uyandırmak için sesleniyordu.

Zehra da uykusunda konuşarak, hayır daha yazmadım diyordu. Bunu fırsat bilen Ömer ne yazacaktın? Ayrılmak istediğini mi ? diye sordu.

Zehra da, istemiyorum ki dedi.

Bunu duyan Ömer çok mutlu oldu öpmek istedi Zehra yı yanağından tam öpecekken Zehra uyandı sen ne yapıyorsun dedi. Ömer de ben seni uyandırmak istemiştim dedi.

Bir gece böyle bitti.

Sabah olunca da, Zehra telefonda Canan ile konuşuyordu. Ömer de bu konuşmayı duydu. Zehra akşam ki yemekten, ailesinin konakta olmasından çok mutlu olduğunu söylediğinde Ömer de bu duyduklarına çok mutlu oldu.

Bahşende hanım Zehra yı odasına çağırdı ve Zehra yı üzecek ağır sözler söyledi. iki ailenin birbiri ile tanışıp kaynaşması değil amacım. Böyle bir şeyinde imkanı yok dedi. iki ailenin ne kadar alakasız olduğunu göstermeye çalıştım.

Gerçekten onurlu bir insansan Ömer’in adım atmasını beklemeden bu evliliğe bir son verirsin, ne yaparsan yap Kervancıoğlu soyadını sonsuza kadar taşyamayacaksın dedi. Akrep gibi, yılan gibi soktu Zehra yı canını yaktı bile bile. Sen nasıl babaannesin? Sen nasıl bir büyüksün? Sen nasıl bir akrabasın?     

Akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez. Akrabanın akrabaya ettiğini kimse bilmez. Ömer de bilmeyecek bu konuşmayı. Kim bilir? Ömer’in annesini de bu kadın böyle sözler söyleyerek konaktan göndermiştir. Gönderir mi gönderir.

Ne soyadıymış kendisinden başkası bu soyadı taşımayacak. Peki o soyadı nasıl devam edecek?  Ahın gitmiş vahın kalmış. Bir ayağın çukurda kim devam ettirecek Ömer den sonra o çok sevdiğin Kervancıoğlu soyadını Bahşende hanım?

La havle vela kuvvete ya sabır ya selamet ya resulAllah. Ömer yine düğmesi eksik mavi takımı giymiş. Bu kadarına da pes doğrusu. Biri şu düğmenin eksikliğini fark edip yerine diksin yada diğer düğmeleri de söksün terzisi yok mu dizi ekibinin? Kostümlerden sorumlu kişi bakmıyor mu? İlgilenmiyor mu koskoca şirket yöneten konaklarda yaşayan Bahşende gibi bir babaannesi olan Ömer düğmesi eksik takım elbise giyiyor. Üstelikte üstüne dar olduğu halde. Anlayan varsa bu durumu bana açıklayabilir mi? neyin inadı bu anlamadım ben?

Zehra daha fazla dayanamadı Bahşendenin sözlerine ve eve de boşanma için dosya gelmişti onu Ömer’e götürüp imzalada bu iş bitsin dedi Zehra.

DUR

Ben hep buradaydım

Sen bakmadın bakamadın

Davranışların bambaşkaydı

Çözüm buldum fırsat vermedin erteledin

Terkedişlerin alçakçaydı

İyileştir kollarında yine

Bu yalvarmalar son bulsun

Söz verdim içimden geçen sese

Kader nasıl isterse öyle olsun

Aldanıp gitme dur, bizi tüketme dur

Zordur böyle buluşmalar yüzyılda bir olur

Cahillik etmeden bir şans ver gerçeğe

Yenilmedim daha belki bir mucize olur

Tan TAŞÇI

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir