Adını Sen Koy 277. Bölüm 6 Şubat 2018 Salı

Mahallede Zehraların evinde kız evi, oğlan evi akşam yemeği yiyecek kaynaşacaklardı. Babaanne olarak Bahşende hanım ilk başta bu yemeğe katılmayacağını, kendisini iyi hissetmediğini söylüyordu. Ancak konağa Ömer adına boşanma celbi gelince işin rengi değişti.

Ev halkı bu boşanma olayını bilmiyorlardı. Bunu da babaanne biliyor ve Zehra yı tüm ailenin önünde zor durumda bırakmak istediği için çantasında boşanma celbi ile mahalleye gitti. Zehra açtı kapıyı şaşırdı beklemiyordu.

Ömer de bu esna da avukat ile telefonda konuşuyor. Celp kağıdının adrese teslim edildiğini öğreniyordu. Bunu öğrendiği an karşısında babaannesini gören Ömer, babaannesinin neden sonradan yemeğe katıldığını anladı celp kağıdı onun eline geçmiş boşanmadan haberdar olmuştu o sebeple de yemeğe sonradan katılmış Zehra yı zor durumda bırakacaktı.

Ama Ömer buna izin vermedi. Konuşmak istediği an babaannesine yemekten sonra konuşursun diyerek engel oldu ve hangi ara konuştu ise babaannesi ile konuşan Ömer aileye boşanma konusunu anlatmaması gerektiği konusunda sert bir dil ile sonuçlarına katlanırsın diyerek uyardı.

Bahşende hanımın hevesi kursağında kalmış oldu. Mahalleye ne için gelmişti? sonuç ne oldu? emeline ulaşamadı aileye bu boşanma konusunu anlatamadı babaanne.

Cevriye hala da babaannedeki bu değişimi fark etti ve kafasına bir şey mi düştü acaba diye içinden geçirdi. Ne düşecek? Var gücü ile Ömer düştü kafasına.

Zehra da Bahşende hanımın hem eve gelince, hem de masadaki halinden oldukça gerildi. Yemekten kalkıp mutfağa gitti. Cevriye hala da durumu fark etti arkasından da o gitti. kısa bir konuşma yaptılar orada.

Masaya geri dönünce Cevriye halamız, Salim amcaya torunlarınız olunca bu masa yetmeyecek ama deyince, Salim amca da o gün gelsin de ben tüm aileyi toparlayacak yeni bir masa yaparım dedi. Çocuk meselesi havada uçuyor. Her evli çiftten beklenen bebek Zehra ve Ömer den de bekleniyor. Ancak vuslat gerçekleşmedi ki bebek gelsin.

Ayşe de Asya için o yalnız kalmasın diye bir kuzen istediğini söyledi. Zehra da Ömer de birbirlerine baktılar. Herkesler onlardan bebek bekliyordu. Elma, armut, meyve, sebze değildi ki bir koşu gidip manavdan market den alıp gelsinler. Çocuktu istedikleri her evli mutlu çiftin Allah’ın izni ile sahip olduğu, olmak istediği ailenin anne ve babanın dünya meyvesiydi.

Kimseler bilmiyordu ki yaşananları olanları her evlilik gibi düşünüyorlar akışdaki sırada olan olması gerekeni çocuğu istiyorlardı. Canan da demez mi kız olursa adını Canan koyun diye. Kızım sen bir sus annesi babası karar versin çocuklarının adına. Ki zaten bu konu daha önce geçtiğinde Asya ile oyun oynarlarken her ikisi de bir kızları olursa adını ne koyacaklarına karar vermişlerdi. Zehra: Burcu demiş, Ömer ise; Duru ismini düşünmüştü. Onlarda çocuk istiyor hatta kız çocuğu istiyor isimleri bile hazır. Belli mi olur? şu keçi inatlarını bir kır kırar gerçekten karı koca olduklarında, ikiz çocukları, kızları olur birinin adı Duru, diğerinin adı da, Burcu olur. 

Bu gidiş ile biraz zor ama imkansız değil. Senaristin kalemi ne yazgılar yazarsa artık onu yaşayacak Ömer ve Zehra.

Zehra daha fazla dayanamadı bu psikolojik baskıya, kendini dışarı attı. O da çocuk istiyordu ve düğün gecesi aklına geldi. Gözyaşlarına engel olamadı sel oldu aktı. Ne güzel de düğün yapmışlardı bu bahçede, ne kadar da heyecanlıydı Zehra o gece ama sonu kötü bitti. Vuslat gerçekleşmedi Ömer yüzünden.

Nasıl çocukları olsun. Ayrılmayı düşünürken, boşanma lafı ki bir yuva yıkılmamalı, yıkılmamak üzere kurulan bir yuva şuan yıkılma aşamasında zor duruyor ayakta.

O düğün gecesinde nasılda söz vermişlerdi birbirlerine ellerini bırakmayacaklarını, sen bıraksan bile ben senin elini bırakmayacağım diyorlardı birbirlerine ama şuan her ikisi de birbirlerinin  ellerini bırakmak üzereler.

Ömer de dayanamadı baskılara o da kendini dışarı Zehra’nın yanına attı. Konu çocuk olunca akla onunda düğün gecesi geldi. Ve hayatımın en güzel gecesini kendi ellerimle mahvettim dedi Ömer ağlayarak.

Ömer de çok pişman yaptıklarına ama zaman akıp gitti. geriye dönüş yok. Bir ok gibi acı sözler ağızdan çıkıp sevgi dolu çarpan kalbe değdi onu yaraladı kanattı kan kaybetmesine hayattan kopmasına neden oldu.

Zehra da Ömer’e yüzünü dönerek, insan cenneti de, cehennemi de aynı anda yaşayabiliyormuş öyle demiştin dedi ekledi. O gece o kadar kalın duvarlar ördün ki aramıza ne sen benim sesimi duydun, nede ben sana sesimi duyurabildim dedi.

Ömer de sesi titreyerek, eğer biz şuan bu durumda olmasaydık, bir çocuğumuz olsun istermiydin diye sordu?

Zehra ağlıyor, gözyaşları sel olmuş akıyordu. Nasıl cevap verebilsin ki bu soruya şimdi. Çok öncelerden cevabını vermiş kızı olursa adı Burcu olsun istemişti Zehra. Ama şimdi bu soruya verecek cevabı yoktu ayrılmanın eşiğinde olan biri nasıl çocuk düşünebilir ki?

Ömer, seni üzmek istemedim diyordu. En çok da sen üzdün Zehra yı Ömer. Her ne kadar farkında değilsen de Zehra ya hayatı zindan ettin. Yine iyi dayandı Zehra başkası olsa Zehra gibi davranmaz beklemez dayanmazdı.

Zehra senin onca yaptıklarına dayandı sabretti seni sevdiği içindi. Ama sevgi de bir yerden sonra bazı şeyler için yeterli olamadı. Sen aynı hataları tekrar edip durdun değişen hiçbir şey olmadı ve bugün bu noktaya senin yaptıkların, söylediklerin yüzünden gelindi Ömer.

Zehra ağlıyor, Ömer dayanamıyor. Ağlama Zehra ne olur diyerek sıkıca sarılıyor, bırakmıyordu Zehra yı. Zehra ise Ömer’e aşık teslim olmak istemese de o da kendini onun kollarına bırakıyor sarılıyor ağlıyor kalp atışını dinliyordu.

İçer de ise, Zehra’nın Salim amca tarafından ne kadar iyi bir şekilde yetiştirildiğini anlatıyor Asya nın da ilerde Zehra ablası gibi bir genç kız olmasını istediğini söylüyordu Ayşe ve duygusal anlar içerde de yaşanıyordu.

 Yemek bitmiş ayrılma vakti gelmişti. Salim amca kızına büyük bir ailen iki evin var diyerek önce Allah’a sonra da birbirlerine emanet etti gençleri. Herkes evine geçince hemen odalarına çekildiler.

 Ömer babaannesinden celp kağıdını istedi aldı ve odasına gitti. celp kağıdını cebinden çıkararak bir kağıt parçasının canımı bu denli yakacağını tahmin etmezdim dedi. senin Zehra’nın canını yaktıklarına say Ömer.

Ömer pişman Ömer üzgün. Zehra ya yaşattıkları için, söylediği sözler için çok pişman. Yaptığı hatanın farkında ve karşılığının da olmadığının farkında Ömer. Zehra ya söylediği sözler yüzünden her gün ayrı ayrı azap çektiğini söyledi Ömer.

Böyle olmamalıydı aramıza bu kağıt parçası girmemeliydi dedi Ömer. Zehra da ben elimden geleni yaptım olmadı dedi. Ömer de aşkımdan cesaret alarak söylüyorum senden boşanmayacağım buna kararlıyım deyince,

Zehra da bende boşanmakta kararlıyım dedi.

Canan dayısına yeni iş den bahsetti. Başınıza bela açmada Canan.

Kerem liseli aşıklar gibi sucuk kızartayım derken yaktı. Önceden alışverişte yapmamış dolap tam takır kuru bakır, karnı da aç , yemekte yok evde, çareyi Sabah da aradı onunla telefonda konuştu. Sabah da dolap da ne var bana söyle dedi ve eldeki malzemelerle telefondan tarif vererek simitli yumurta yaptırdı Kerem’e. Sabah olmasa aç kalmıştı Kerem.

Akşam olup yatma vakti gelince Ömer’i uyku tutmuyor. Boşanmak üzere, Zehra ellerinin arasından kayıp gitmekte ve Ömer bunu istemiyor. Zehra odadan çıkacakken onu kolundan tutup kendine çekti ve hakime ne diyeceksin? Bu adam beni sevmiyor mu? Seni sevmediğimi söyleyeceksin diye ısrarla sordu Zehra da hayır öyle değil dediği an Ömer Zehra ya sarıldı sımsıkı ve bırakmadı Zehra ne kadar bırakmak istese de Ömer bırakmadı.

Sabah olduğunda bütün bir gece koltukta uyumadan Zehra yı izleyen bir Ömer vardı odada. Zehra uyuyordu. Ömer izliyordu sevdiceğini. Zehra uyandı ve Ömer bütün gece boyunca düşündüm beni seviyor musun? Diye sordu.

Zehra başını öne eğdi cevap veremedi. Ömer, beni sevmediğini söylersen gitmene engel olmayacağım dedi. Zehra da, vereceğim hiçbir cevap sonucu değiştirmeyecek dedi. Ömer de seviyorum diyemiyorsun öyle mi? diye ısrarla sordu.

Ömer odadan çıktı. Zehra da ağlayarak Ömer den habersiz ben seni çok seviyorum, hem de canımdan bile çok seviyorum dedi.

*****

BENDE SENİ SEVİYORUM AMA SÖYLEYEMİYORUM

Sen anla, ben demesem bile sen anla bakışlarımdan boynumu büküşümden

Gözlerimden akan yaşlardan sen anla.

Biz birbirimizi çok seviyoruz sen ve ben bir türlü biz olamıyoruz.

Ayrı dünyaların insanı gibiyiz ama aynı kalp içinde bir sevgi için çarpıyoruz.

Ayrılamıyoruz.

Vakti zamanında konuşmak istedim sen dinlemedin

Şimdi sen dinlemek istiyorsun ben konuşmuyorum

Ben az konuşurken hatta hiç konuşmazken seninle sen beni çok anla.

Çünkü ben yoruldum kendimi sana anlatmaktan

Ben anlatmadan sen beni anla.

Aslı

*****

Özge Koray ile barışmak ondan özür dilemek için kahve ve kuruvasan almış ama kendi veremedi. Bir arkadaşı kahveyi almak isteyince söyledi ben onu Koray için aldım diye. Koray da duydu ve kahveyi alıp içti. Özrün kabul edilmiştir dedi. Bunlarda aşık birbirine.

Salim amcanın dükkanına Canan’ın bahsettiği adam geldi. Konuştular karar verdiler kaparoda verdi adam Salim amca bir aksilik çıkmaz işe iş yapacak.

Ömer’i avukatı aradı Zehra’nın avukatı boşanma konusunda konuşmak istediğini söylemiş. Ömer ben sizi sonra ararım diyerek telefonu kapattı. Zehra‘nın yanına gitti. Gitmeden önce de celp kağıdını buruşturup çekmeceye attı.

Ömer odasına gitti ve Zehra ya bundan sonra sen ne istiyorsan o olacak. Madem boşanmayı bu kadar çok istiyorsun, boşanmayı kabul ediyorum dedi. Zehra’nın eli ayağı boşaldı elindeki telefonu yere düşürdü. Gitti canım telefon. Canı sağolsun Ömer anladı Zehra da istemiyor boşanmayı ama diretip duruyor Zehra.

İçinden de hadi bakalım Zehra hanım dedi. Ömer bir oyun peşinde bakalım sonu nereye varacak bu oyunun?

Avukatını ara söyle toplantı ile zaman kaybetmeyelim. İşini zorlaştırmaya niyetim yok, sen ne istiyorsan öyle olacak dedi ve ekledi celp kağıdı çalışma odasında çekmecede dedi Ömer.

Ayşe de Nihat’ın evde unuttuğu bir dosyayı ararken çekmece de buruşturulmuş celp kağıdını buldu tam açarken abisi girdi odaya bakalım neler olacak?

GİDEMEM

Bazen daha fazladır her şey 
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam 

O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut 
Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır, bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor 

Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor 

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem 
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir 

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem 
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir 

Bir şiirden, bir sözden 
Bir melodiden, bir filmden
Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor 

Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir

Ferhat GÖÇER

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir