Adını Sen Koy 278. Bölüm 7 Şubat 2018 Çarşamba

Ömer, Zehra ya bundan sonra sen ne istiyorsan o olacak. Madem boşanmayı bu kadar çok istiyorsun, boşanmayı kabul ediyorum dediğinde. Zehra’nın eli ayağı boşaldı elindeki telefonu yere düşürmüştü. Ömer anladı Zehra da istemiyor boşanmayı ama diretip duruyor Zehra.

Avukatını ara söyle toplantı ile zaman kaybetmeyelim. İşini zorlaştırmaya niyetim yok, sen ne istiyorsan öyle olacak dedi ve ekledi celp kağıdı çalışma odasında çekmecede dedi Ömer.

Ayşe de Nihat’ın evde unuttuğu bir dosyayı ararken çekmece de buruşturulmuş celp kağıdını buldu tam açarken abisi girdi odaya ve kağıdı elinde görünce korktu biran okudu anladı sandı ama Ayşe okumamış, anlamamıştı abisine gelen bu kağıdın bir boşanma celp kağıdı olduğunu.

Ömer aldı cebine koydu kağıdı. Ayşe bu boşanma olayını öğrenecek mi? yoksa öğrenmeden sonuca ulaşılacak mı zamanla izleyip öğreneceğiz bunu.

Ömer kardeşi Ayşe yi çok seviyor. Onun için canını vermeye hazır Ömer. Ayşe şirkette çalışmaya başlayacağı için çok heyecanlı bu heyecanını abisi ile paylaşıyor. Abisi de Ayşe kadar heyecanlı şirkette kardeşini görecek Ömer aile şirketi en nihayetinde. Abi kardeş birbirlerine sevgi ile sarıldılar ve ayrıldılar.

Ömer celp kağıdını Ayşe odadan gidince, cebinden çıkardı baktı geçmişe kuğulu gölde dans ettikleri ana gitti. Nede güzel dans etmişlerdi Ömer ile Zehra. Nasıl da aşk dolu gözlerle sevgi ile muhabbet ile bakıyorlardı birbirlerine.

Cennet den bir köşe idi bulundukları mekan. Çok güzeldi huzur verici rahatlatıcıydı. Onlarda iki aşık da rahattı, mutluydu, huzurluydu. Bütün dertlerden sıkıntılardan uzak sadece sevgi ve aşk ile birbirlerinin gözlerine bakarak dans ediyorlardı.

Elde imkan olsaydı da zamanı orada durdurabilseydi Ömer. O günden sonra yaşanan kötü günler hiç yaşanmasaydı. Nerden nereye gelmişlerdi Ömer ile Zehra. Mümkün olsaydı da zamanı geri alabilseydi o anı yeniden yaşasalardı ve Ömer ondan sonra hiç hata yapmasaydı. Kırmasaydı, üzmeseydi Zehrasını, sevdiceğini, aşkını da, bu boşanma celp kağıdı eline ulaşmasaydı. Sonları böyle olmasaydı.

Ömer boşanmak istemiyor, Zehra yı kaybetmek istemiyordu o sebeple gelen celp kağıdını yırttı parçalara ayırdı Ömer. Hükümsüz bıraktı kağıdı.

 *****

OLMASAYDI SONUMUZ BÖYLE

Sakin göllerin kuğusuyduk, 
Salınarak suyun yanağında.
Yarılan ekmeğin buğusuyduk.
Gözüm yaşarıyor, yüreğim kanıyor.
Olmasaydı sonumuz böyle.

Biri saksımızı çiğneyip gitti.
Biri duvarları yıktı, camları kırdı.
Fırtına gelip aramıza serildi.
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri,
Her şeyi kötüledi, bizi yaraladı.
Biri şarabımızı döktü, soğanımızı çaldı,
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu!
Ciğerim yanıyor, yüreğim kanıyor.
Olmasaydı, olmasaydı sonumuz böyle.

Gözüm yaşarıyor, yüreğim kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle. 

Dağlarda çoban ateşiydik, 
Dolanarak mavzer yatağına,
Ceylanın pınara inişiydik.
Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle.

Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş,
Aynı çıtırtıyla ürperen bir serçe,
Hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu,
Birer tomurcuktuk hayatın kollarında,
Birer çiğ damlasıydık,
Bahar sabahında, gül yaprağında.
Dedim ya, hiç yoktan susturuldu şarkımız.
Yüreğim kanıyor, yüreğim kanıyor.
Bitmeseydi, bitmeseydi bizim öykümüz böyle.

Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor.
Olmasaydı sonumuz böyle.

Ahmet KAYA

*****

Zehra çalışma odasına girdiğinde Ömer celp kağıdını yırtıyordu. Ben hazırım dedi Zehra. Ömer de artık bende hazırım dedi ve odadan çıkmadan babasını arayıp aramadığını sordu. Salim amcanın yanına gidip boşanma konusunu konuşacaklar.

Zehra aramadığını atölyede olacağını söyledi. Her ikisinin de gidesi yok. Bir bahane olsa da gitmeseler ama yok onların gitmesini engelleyecek bir bahaneleri yok.

Babasına ne diyeceğini bilmiyor Zehra. içinden de babama ne diyeceğim ben diye soruyor kendine? Ömer’i deli gibi seviyorum yaptıklarını affedemiyorum mu diyeceğim diyor. Zehra da gitmek bu konuyu konuşmak, Ömer den boşanmak istemiyor.

İstemeye istemeye de olsa konaktan çıkıyorlar Ömer ile Zehra. babaanneye yakalandılar. Nereye gittiklerini sordu. Ömer de Zehra’nın uzun zamandır yapmak istediği bir şey var onu yapmaya gidiyoruz dedi.

Bahşende hanımda kendi aklınca onlarla ilgili bir şey yapacakmış onlar gidince arkalarından söyledi. Sen otur oturduğun yerde Bahşende hanım. Karışma insanların hayatlarına.

 Zehra’nın üzerine giydiği paltosu bir hatta 2 beden büyük, omuzları tam oturmamış. Bu kıyafetlerden sorumlu kişi bunu kasıtlı mı yapıyor Allah aşkına? Ömer’in paltosu tam bedeni ama Zehra’nın ki değil. 2. Sezondayız hala şu kıyafet konusuna çözüm bulamadık, emanet gibi duruyor Zehra’nın üzerinde. Hani küçükken çocuklara bir beden büyük kıyafet alınırdı gelecek sene de giysin çocuk büyüyor bir daha masraf olmasın diye. De Zehra’nın büyüyecek zamanı çoktan geçti. Güldürmeyin kendinize ya. Offffff.

Dışarda yağmur yağıyor, Ömer gitmemek için kendince bahaneler üretiyor, araba serviste gidemeyiz diyordu. Zehra, Ömer gidemeyiz deyince biran boşanmaktan vazgeçtiğini düşündü. İstemiyor işte zorla boşanacak Zehra Ömer den severken böyle ayrılmak nasılda zor.

Dili başka, gönlü başka söylüyor Zehra’nın. Dili gidip söyleyelim boşanalım derken, gönlü bir bahane olsa da gitmesek boşanmasak ben Ömer’i çok seviyorum ondan ayrılmak istemiyorum diyor.

 Ömer şarjım bitiyor Canı arayamam deyince, Zehra benden ara diye kendi telefonunu veriyor. Yere düşen telefon çalışıyor sağlammış maşallah. Can ile konuşan Ömer aracın servisten geldiğini öğrendi kendi araçları ile yola çıktılar. Ömer kullanıyor aracı.

Canan Kerem ile Sabah hakkında ona nasıl davranması gerektiği konusunda konuştu. Ve ben bu konuşmadan hiçbir şey anlamadım. Cananın anlattıklarını anlamam için bir dekoder lazım o yüzden tek anladığım bu ikisinin arasını yapmak için çaba sarf ettiği o kadar.

Öğle yemeğini birlikte yemek için Canan, Sabah, Kerem ile dışarı çıktılar. Kerem’in arabası ile giderken yolda Canan indi. Sabah ile Kerem’i yalnız bıraktı. Sabah da Canan gelene kadar bekledi yemeğe gitmediler. Sabah seviyor ama korkuyor sevdiğini söyleyemiyor.

Ayşe de şirkette işe başlayacağı için çok heyecanlı ve şirkete gideceği için hazırlanmış tam bir iş kadını gibi giyinmiş. Şirkete gidince de Nihat Ayşe’ye odası hazırlanana kadar masasını verdi. iş arkadaşları ile tanıştırdı.

Ayşe iş ortamında kaynaşma olsun diye kek ve çay servisi açmış birlikte çay içip kek yediler. Özge bundan pek memnun kalmadı. Ayşenin bu yaptığı ona yapmacık geldi o bizim gibi olamaz dedi Selin’e.

Ömer ve Zehra arabaları ile Salim amcaya giderken yolda Ömer’in telefonu çaldı. Zehra açmak istedi aynı anda Ömer de telefona elini uzatmıştı. Zehra araba kullanıyorsun diye bakmak istedim deyince, Ömer açıp hoparlöre vermesini söyledi. şirketten arıyorlardı. Şirket avukatı ile randevuları varmış onu hatırlatmak için aramış Selin.

Ömer gelemeyiz deyince Zehra önce şirkete gidelim sonra babama gideriz ona belli bir saat vermedik dedi. Ömer de tamam dedi önce şirkete gidecekler. Az da olsa Zehra zaman kazandı. İstemeye istemeye gidiyor inatçı keçi Zehra.

İnat etti boşanacağım diye şimdi de istemiyor ama ben boşanmak istemiyorum diyemiyor, gururlu kız Zehra.

Ömer de teşekkür etti Zehra ya biz boşanmak üzereyiz ve sen hala beni düşünüyorsun dedi. bu seni sevdiğini gösterir Ömer. Seven sevdiğini düşünür. Sevmese seni neden düşünsün?

Zehra da gözleri dolu dolu oldu her an ağlayabilir, biz ayrılıyor olabiliriz ama düşman değiliz dedi ve ağlamaya başladı tabi ağladığını Ömer görsün istemiyor. Ama Ömer gördü ağladığını  sende beni seviyorsun dedi içinden.

Gitmeyelim deseydim yine de gider miydin? diye içinden sorarken Zehra ya. Zehra sanki bu soruyu duymuşçasına içinden gitme deseydin gider miydim bilmiyorum? dedi. Gitmezdin ama diretirdin şimdi yaptığın gibi Zehra.   

Şirkete vardıklarında şirketin avukatı Yalnız konuşmak istedi. Zehra da Koray’ın yanına geçti onunla kahve içti. Sohbet etti.

Salim amca çok mutluymuş. Aileler tanışınca kızının evlendiğini daha iyi anlamış. Zehra bu sözleri duyunca düğün gecesi babası ile yaptığı konuşmayı hatırladı çok derinlere daldı Zehra. Koray da fark etti bunu.

İyi misin diye sordu iyiyim diye geçiştirdi Zehra. Koray Ömer abi on numara, sen zaten bir tanesin. Mutluluğu sonuna kadar hak ediyorsunuz. Allah mutluluğunuzu daim etsin dediğinde Zehra da amin dedi. ah Zehra ah seve seve canın dan can gide gide boşanmak istiyorsun.

Ömer de Avukat ile konuştu. Avukat Ömer için anlaşmalı boşanma kağıdı hazırlamış. Ömer’in bundan haberi yok. Avukatında Ömer’in haberinin olmayışından haberi yok.

Ömer anladı bunu babaannesi emir vererek düzenletmiş. La havle. Koskoca kadınsın babaanne olacaksın, yapıcı olacağın yerde yıkıcısın. Hem senin ne haddine ki torunun hayatına müdahale ediyorsun? Karşındaki 5 yaşındaki küçük bir çocuk değil. Koskoca holding patronu, aile reisi, evli barklı, eşi olan bir insan. Sana mı düşer onun evliliğini anlaşmalı boşanma ile sonladırmak.   Haddinizi bilin efendim.

Ömer telefonda konuşmak istedi sonra vazgeçti en iyisi yüz yüze konuşmaktı. Kağıdı da buruşturdu ama yırtıp atmadı. Zehra görmese bari yine bir yanlış anlaşılma olmasa iyi olur.

Nihat Ömer’in yanına geldi ve Ömer Bahşende hanımın hazırlattığı boşanma kağıdını Nihat’a gösterdi. Şaşırdı ve neden böyle bir şeyi hazırlattığını sordu. Ömer de ben hazırlatmadım diyerek kimin hazırlattığını söyledi. Zehranın bundan haberi yoktu Ömer Zehra’nın bundan haberi olmayacak dedi.

Nihat da bu ortalık da durmasa iyi olur dedi. Nihat haklı Zehra görmesin. Yanlış anlaşılma olmasın.

Ömercim, paşam Bahşende hanım bu, nasıl senden habersiz bu anlaşmalı boşanma kağıdını hazırlattı ise, aynısını kendi elleri ile Zehra ya sunabilir ondan her şey beklenir. Kadın kafasına koymuş seni Zehra dan ayıracak.

Ömer asıl mesele bu değil. Asıl mesele Zehra babasına boşanacağımızı söyleyecek dediğin de, Nihat ben sizin bu noktaya geleceğiniz düşünmemiştim ama siz ayrılmazsınız buna ihtimal vermiyorum dedi.

Ömer de istemiyor boşanmayı bakalım zaman ne getirecek? Ne götürecek? Daha vakit varken pişman olmadan bu yanlış dan dönebilseler ne güzel olur. İkisi de birbirini çok seviyor çünkü.

*****

HALA ZAMANIMIZ VARKEN

Ne zordur gitmek zorunda olmak, istemeden gidiyor olmak.

Giderken geride sevdiklerini bırakmak ne kadar zordur.

Gitmek giderken arkanda Canından can bırakmak demektir.

Hala zamanımız varken gitmemek mümkün ise, gitme.

Beni sensiz, Seni de bensiz bırakma. Gel yeniden başlayalım hayata

Sen benim nefesim ol, bende senin. Bir birimize hayat verelim

Hala zamanımız varken, kıymet bilelim.

Gidersen sende, bende yara alacağız.

Gidersen canın yanacak, canım yanacak. İçin sızlayacak.

Derin bir sancı girecek kalbine paramparça olacak duyguların

Gözlerinden yaş akacak. Giden sadece bedenin olacak.

Aklın, ruhun, yüreğin bende kalacak. Götüremeyeceksin onları

O yüzden hala vaktimiz varken sıkıca tutalım birbirimizin elinden

Yaralarımızı saralım yeniden, iyileştirelim birbirimizi

Hayata birlikte devam edelim zorluklara birlikte göğüs gerelim.

Sevelim sevilelim bir ömrü birlikte geçirelim

Gel inat etme gitme kal benimle

Aslı

*****

Cevriye hala mahallede Salim amcaların evinde bayanlarla çay keyfinde. Sohbet edip konuşuyorlar. Boşanmaların artması eskisi gibi tek yastık da uyumamaları, küstüm yastıklarına bahane buluyor Cevriye hala. Küsen yastığını alıp gidiyor boşanmalar da ondan arttı diyor. Sanki bizimkilerin boşanacağını biliyormuş gibi bir konuşma geçti aralarında. Bahşende yi de sevmediğini söyledi bu arada.

Allah bir yastık da kocatsın derdi büyüklerimiz ve evli çiftlere uzun tek yastık verilirdi. Şimdi ki küstüm yastıkları genelde uzun yastığın arkasına konur bir küslük olduğunda eşler bu tek yastık da uyurmuş. Şimdi evliliklerde tek yastık yok. Herkes evliliğe küs mü başlıyor? tek yastık da ayrı ayrı uyuyor eşler.    

Ömer ve Zehra’nın yastıkları da tek yastık değil. Küstüm yastığından.

Ömer ve Zehra şirketten ayrılıp mahalleye doğru giderken yolda Zehra’nın başı ağrıdı bunu fark eden Ömer doktora gidelim mi? dedi. Zehra istemedi. Eczaneden ilaç alalım dedi Zehra çantamda var dedi.

Bir zamanlar Zehra ağrı kesici ilaç içmem derdi. Ne olmuş bu Zehra ya çantasında ağrı kesici ile dolaşır olmuş. Zehra ilaç içecek su yok, Ömer kendi kapı tarafından bir şişe su verdi. ellerine dokununca Zehra’nın üşüdüğünü fark etti Ömer. Arabanın klimasını açtı unutmuş açmayı. İlaç içerken araç sarsıldı ve Zehra suyu üzerine döktü.

Ömer de torpido gözünde peçete olduğunu söyledi tam alacakken Zehra orada kendi çizdiği Ömer’in resmini gördü. Ömer resmi çerçeveletmiş arabasına koymuş. Zehra dan bir parça hep yanında.

Zehra eskiden bir ara Ömer’in gözlerini çiziyordu. O resmi tamamlamış anlaşılan. Zehra da Ömer de o resmin çizildiği ana gittiler bu sahne önceden çekilmemiş biz görmemiştik. Ömer bu sahnede Zehra dan göstermek istemediği bu resmi görebilmek için Zehra yı köşeye sıkıştırmıştı. Zehra’nın yüzünde sanki bir şey varmış gibi davranan Ömer, tek eli arkada kalınca Zehra Ömer dediği an, Ömer efendim aşkım diyerek ustaca Zehra’nın arkasında sakladığı resmi almayı başardı. Çok fenasın Ömer çok.

Ömer için Zehra ya dair her şey çok kıymetli vede değerliymiş. Biz ayrılsak bile bu değişmeyecek dedi Zehra’nın elini tutarak üşümesinin geçip geçmediğine baktı Ömer.

Mahallede de Salim amcanın dükkanına Canan’ın iş ayarladığı Abidin geldi. Salim amcanın yaptığı işi beğenmediğini dolapların dandik olduğunu söyleyerek avansı geri istedi. Çattık belaya. Sen dolapları alırken iyiydi ne avansı? verdiğin avansın bitti gitti. Dolap olup takılmış dairelere sen ne avansından bahsediyorsun şehir eşkıyası herif.

 Bir de demez mi avansın üstüne yatmak istiyorsun diye. Sende takılan dolapların üstüne yatıyorsun ne haber?  Birde verdiğin parayı geri istiyorsun buna hakkın yok. Allah korkusu olmayan pislik.

Salim amcada bu kul hakkı ben sana hakkımı yedirmeyeceğim dedi. Salim amca kime dert anlatıyorsun böyle insanların Allah korkusu yok ki, kul hakkını bilsin. Ama acısı çıkar kul hakkı yiyenin işi rast gitmez, kazandıkları hayır etmez, hep zarar eder. Kazandım derken hep kaybeder kul hakkı yiyen.

Salim amcayı adamlarına dövdürttü, son yumruğu da kendisi attı ve Salim amca bayılıp kaldı.

Ömer ve Zehra da olan bitenden habersiz dükkana geldiler. Her ikisinin de ayakları ger geri gidiyor bu boşanma konusunu konuşmak istemiyorlardı. Ömer tam dükkanın önüne gelince kapıdan içerde yerde yatan Salim amcayı gördü koşarak dükkana girdi.

Zehra ne olduğunu anlamaya çalıştı sordu cevap alamadı almasına da gerek yoktu Salim amca yerde baygın yatıyordu. Zehra babasını öyle görünce çok korktu koşarak yanına giderek ilgilendiler.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir