Adını Sen Koy 281. Bölüm 12 Şubat 2018 Pazartesi

Zehra Ömer den boşanmakta kararlı ve bunu babasına söylemek için mahalleye atölyeye gitti yaşlı gözlerle çok zor bir şekilde Ömer den boşanmak istediğini babasına söyledi Zehra. Salim amca dinledi kızını ve şimdi söyleyeceklerim hoşuna gitmeyecek yuvanı yıkma, kolay olan boşanmayı ben sana söylemeyeceğim bunu boşuna bekleme dedi. Evliliklerde sorunlar olur, ap ayrı iki insanın bir konuda aynı şeyleri düşünmesini bekleyemezsin. Önemli olan değer bilmektir, sorunları incitmeden, hırpalamadan, sevgi ile saygı ile çözmeye çalışmalıdır.

İnsan bazen çarenin tükendiğini düşünür ama çare kendindedir kalbindedir dedi. Bu söz bana şunu hatırlattı. Çare SİZ DEĞİLSİNİZ, Çare SİZSİNİZ.

Hatasını anlayanı, bileni affetmek büyük erdemdir dedi. Ömer ile daha önce konuştuğu için konuyu biliyor, Ömer’in de pişman olduğunu hatasını anladığı, bildiği içinde şimdi kızından Ömer’i affetmesini istiyor Salim amca.

Zehra da ağlayarak ben çok denedim ama olmadı, yapamadım dedi. Babası da güzel olanı yıkmak kolaydır, zor olan güzel olanı korumaktır, sen zor olana talip ol. Bu senin geleceğini etkileyecek dedi.

Ömer sana şiddet mi uyguluyor? diye sorunca babası, Zehra da hayır asla dedi. Evet belki Ömer fiziksel şiddet uygulamıyor, dayak atmıyor, dövmüyordu ama ondan beterini yaptı Ömer Zehra ya, fiziksel değil, ruhsal anlamda psikolojik şiddet uyguladı. Zorbalık yaptı. Şimdi de onun eseri duruyor Zehra’nın üzerinde. Bir türlü içinde bulunduğu durumdan dışarı çıkamıyor Zehra. bir terapist vardı hani nerde? En çok ihtiyaç duyulduğu anda nerde bu terapist?

Zehra babasına Ömer bana şiddet uygulamıyor hayır dediğinde, o zaman çok büyük bir hata yapmış dedi babası. Hatasını anladı mı? düzeltmek için elinden geleni yapıyor mu? diye sordu.

Zehra cevap vermedi. Babası da acele etmemesini yuvasını kurtarmaya çalışmasını söyledi. Ömer’in bunu 2. Bir şansı hak ettiğini söyledi. Zehra kararlı babasına neden boşanmak istediğimi öğrendiğinde bana hak vereceksin dedi Zehra.

Dedi demesine de babasından bu konuda destek göremedi Zehra. Babasına olanları tam anlatacaktı ki, Salim amca olanları bana anlatma. Yaşananlar sizin ikinizin arasında sizin mahreminiz, boşansan bile mahremini koruyacaksın dedi.

Salim amca bu konuşma ile kızına ser vereceksin ama sır vermeyeceksin demeye getirdi. Bir baba olarak üzerime düşeni yaptım, bundan sonrası senin yapıp yapmamana kalmış dedi. Zehra da daha fazla kalmak istemedi ayrıldı dükkandan kolu kanadı kırık bir şekilde. Zehra bir kere daha yalnız kalmıştı. Kimsesizdi. Çaresizdi. Nereye gideceğini, ne yapacağını bilemez bir halde ruh gibi yürüdü yolda Allah dan yardım istedi. Babamın bile beni anlamadığı bu kör kuyudan çıkar beni dedi ağlayarak dua etti Zehra.

Öyle ki bir ara karşıdan karşıya geçerken araba çarpacaktı Zehra ya, Son anda fark edip kendine geldi eli ayağı tutmaz oldu kaldırım taşına gücün oturdu. Ağladı Zehra.

Ömer ise konakta Nihat ile çalışma odasında konuştu. Salim amcanın her şeyi bildiğini ben ikna edemiyorum deyince, Nihat da belki babası ikna eder dedi. Ömer de inşallah dedi. Nihat gitti Ömer yalnız kaldı. Zehra’nın telefondaki resmine bakarken Cevriye hala geldi yanına oturdu konuştular.

Salim amcayı kurtardığını öğrenmiş bu konu hakkında konuştular. Ömer de fırsattan istifade edip Zehra yı sordu. Ordamıydı diye, Cevriye halada Zehra yı görmediğini söyledi. Ömer iyi görünmüyordu ve bunu da Cevriye hala fark etti. İyi misin? diye sordu. Ömer de işlerde küçük sorunlar olduğunu söyleyip geçiştirdi.

Akşam olmuş, hava kararmış, hava soğumuştu. Zehra hala ağlıyor, hala sokakta dolaşıyor, düşünüyor ağlıyordu. Babasının ona sorduğu Ömer sana şiddet uyguluyor mu sorusu, sana çok büyük haksızlık yapmış demesi, hatasını anladı mı? düzeltmek için çaba sarf ediyor mu deyişini ve Ömer’in düğün gecesi boynundan kolyeyi koparmasını hepsini düşündü Zehra ve işin içinden çıkamaz bir halde ağlamaya devam etti.

Eve gitmediği içinde üşüyordu, sabahtan beri dışardaydı yemekte yememiş açtı Zehra. Ve gecenin karanlığında gözyaşları içerisinde üşüyerek Alalh dan kendisine yardım etmesini istedi dua etti.

 

*****

Gecenin bir yarısı hava çok soğuk, iliklerime kadar üşüyorum.

Bir sen yoksun yanımda, nede çok sevmiştim ben seni

Hayatımı vermiştim sana, en güzel günleri geçirecektik seninle

Ama olmadı sen beni anlamadın, anladığındaysa hep yanlış anladın

Kör karanlık kuyulara attın beni, kendi ellerinle yaptın bunu

Şimdi o kör kuyudan çıkamıyorum

Havasız kaldım boğuluyorum, yavaş yavaş ölüyorum.

Gelsen bir el atsan kurtarsan beni bu kör kuyudan

İçinde bulunduğumuz bu durumdan bizi de sen kurtarsan

Öyle acımasızca davrandın, anlamadan dinlemeden yargısız infaz yaptın

Sana olan bütün inancımı yıktın, beni bensiz beni sensiz bıraktın.

Bu karanlık gecenin ortasında dipsiz bir kör kuyudayım

Nasıl çıkacağım bilmiyorum. Yavaş yavaş ölüyorum.

Aslı

*****

Özge, Özge ah Özge ah. Koray ile geç saatlere kadar şirkette çalışınca, Koray bırakmak istedi evine ve Özge oturmadığı halde sanki o sitede oturuyormuş gibi bir sitenin adını verdi. Koray’ın evinin yolu üzerindeymiş ben bırakayım seni dedi ve birlikte yola çıktılar.

Özge anladığım kadarı ile zengin değil, fakir. Fakir bir ailenin çocuğu zor günler geçiriyor. Evi de öyle site evleri gibi değil. Evinden eşyalarından, ailesinden utanıyor Özge. Ve bunu da saklıyor kimse bilsin istemiyor. Yaşamadığı bir hayatı sanki yaşıyormuş gibi gösterdi Koray’a.

Bir gün bir şekilde Koray o siteye gider sorar Özge’nin orada oturmadığını öğrenir. Yada bir gün yolu bir şekilde Özge’nin yaşadığı evin oralara düşer Özge’nin haberi yokken öğrenir nasıl bir hayat yaşadığını öyle işte.

Bu Özge de bir şeyler var saklıyor bakalım ne çıkacak bunun altından? Koray bıraktı Özge yi içeri girmeni bekliyoruz deyince bekleme dedi ve Koray beklemeden gitti. Güvenlik görevlisi vardı kime bakmıştınız dedi Özge de yanlış geldiğini söyleyerek yürüyerek oradan ayrıldı.

Zehra hala dışarda sahilde yürüyor öyle üşüyor ki donmak üzere. Ömer nerdesin hadi karını bul artık. Bir gölge gecenin karanlığında Zehra yı izliyor. Hayırdır inşallah gece gece ne bela gelecek başına. Kim bu Zehra yı izleyip takip eden?

Bir kör karanlık kuyu da olan da Ömer. Zehrasız kaldı. Onsuz bir akşamda Zehra’nın olmadığı odada Zehra ya hasret Ömer, kolu kanadı kırık yaralı Ömer. Önceki yaralarını Zehra sarmış iyileştirmişti. Şimdi Ömer’in kendisinin açtığı yarayı Zehra düzeltebilecek durumda değil, yanında değil. Ömer den çok Zehra’nın yardıma, yaralarının Ömer tarafından sarılmasına ihtiyacı var.

 Ömer kendini bir boşlukta hissediyor, Zehrasız her yer karanlık Ömer’e.

 

*****

Yokluğun çok büyük boşluk yüreğimde

Ne çok alışmışım ben sana, hava gibi, su gibi, ekmek gibi

Canımdan can olmuşsun, farkında değildim seni bu denli sevdiğimin.

Sana bu kadar alıştığımın, şimdi sen yoksun

Ve senin yokluğun kol geziyor odamızda, yatak boş, yastık sensiz

Kokun sinmiş her yere, nereye baksam seni hatırlarım

Her yerde senden bir iz var. Yastığını alır koklarım

Seni sonsuza kadar kaybetmekten korkarım

Aslı

*****

 

Ömer Zehra’nın yattığı yatağa oturdu, Zehra’nın yastığını aldı kokladı Zehra yı yanında hissetti bir an ama sonra anladı Zehra yoktu. Sonsuza kadar kaybettiğini düşündüğü an valizini gördü Zehra valizini almamıştı demek ki temelli gitmemişti. Hemen aradı açmadı Zehra. Ömer’e bir ışık oldu bu Zehra yı bulmak için önce Salim amcayı aradı orda olmadığını konuşmasından anladı.

Zehra yı aramak için hemen evden çıktı Ömer. Yolda Sabah’ı aradı onunla da değilmiş nerede? Kiminle Zehra? Ömer’in aklına daha önce çay içmeye gittikleri yer geldi oraya gitti. Evet Zehra oradaydı oturmuş ağlıyordu Ömer Zehra yı görünce derin bir oh çekti bulmuştu sevdiceğini.

 Zehra’nın üşüdüğü uzaktan bile anlaşılıyordu. Ömer hemen paltosunu çıkardı Zehranın sırtına koydu korkma benim diyerek. Ve Zehra ya sevgi dolu gözlerle bakarken Zehra bakma bana öyle, senden gitmeme izin ver yardım et bana dediğinde.

Ömer, ben gitmeni istemiyorum dedi.

*****

Senin benden gitmene bizi bitirmene izin vermiyorum.

Sen benim diğer yarım, kalp atış nedenimsin

Sen gidersen ben sensiz kalırım inkar etme sende seviyorsun işte

Gidersen hem kendine, hem bana, hem de bize,

Gelecek güzel günlerimize yazık edeceksin. Gitme.

Aslı

*****

Zehra kendini bir köy kuyudaymış gibi hissettiğini söyledi. Ömer de biz birlikte el ele verirsek bu kör kuyudan kurtuluruz dedi. Zehra da büyük bir sevgi ve aşk ile sarıldı Ömer’e Zehra Ömer ile birlikte bu kör kuyudan çıkmak istediğini bu şekilde göstermiş oldu.

Ömer de sıkıca sarıldı eşine, bir an Zehra kendini çekmek istese de Ömer bırakmadı daha da sıkı sarıldı Zehra ya.

Zehra kalkıp gitmek istedi. Ömer durdurdu. Nereye gidersen git ben seninle geleceğim dedi ve sen eve dön ben senin güvende olduğunu bileyim seni yalnız da bırakırım yanında bile durmam güvende olduğunu bileyim bu bana yeter dedi.

Zehra ikna oldu birlikte konağa döndüler. Zehra odalarına girdiğinde ayakta duracak hali yoktu. Bayılmadan yatağa oturdu. Ömer de içinden seni bu hale ben mi getirdim dedi. Evet Ömer ne yazık ki sen getirdin. Yaptıkların, söylediklerin bardağı taşırdı.

 

Zehra yemek yemedi üşüdü hasta olmazsa iyi başka zaman olsa çoktan bayılmıştı açlıktan köyde bayılmıştı üzüntüden açlıktan bu kez bir şey olmadı bayılmadı Zehra.

 Ağlamaktan gözünde yaş kalmadı Zehra’nın o derece çok ağladı. Ömer de yapma sen her ne kadar istemesen de burası senin evin ve sen varsan benim yuvam, içinde sen varsan benim cennetim, sen yokken ben bu odaya geldiğim de nefessiz kaldım. Yokluğun beni soluksuz bıraktı dediğinde.

Zehra Ömer ne olur sus dedi.

Ömer de, benim senden başka konuşacak kimsem yok ki, benim halimden anlayacak kimse yok dedi. Ne zordur insanın anlayanı, dinleyeni olmaması. Ne zordur bir yol gösterenin olmaması.

Her ikisi içinde zor bir gündü geçti bitti. Ömer ben seni çok üzdüm, bunların hepsi geçecek, bizim için, senin için elimden ne geliyorsa yapacağım dedi Ömer.

 Zehra da çizmesini çıkardı elbisesi ile yattı ağlayarak uyudu. Ömer de ısın ve hiçbir şeyi düşünme diyerek üzerini örttü. Gece bitmiş sabah olmuştu.  Ömer takım elbisesi ile üzeri açık koltukta oturduğu yerde uyuya kalmış. Üstü açık yatanın üzerine kar yağar derler donmuştun sabaha kadar Ömer.

Zehra ise, çoktan uyanmış üzerini değişmiş. Erkenci Zehra. Ömer Zehra y göremeyince korktu bir an sonra Zehra geldi odaya Ömer her şey daha iyi olacak, iyi olacağız deyince Zehra buna inanmadığını bin parçaya bölündüklerini, hangi parçayı, nereden toplayacağız dedi. Zehra çok karamsar.

 

Sabah, Canan ve Kerem bir iş görüşmesine gidiyorlar. Kerem her zaman ki gibi şık, Canan özel kıyafet almış bu iş için saçını da toplamış güzelde olmuş. Amma velakin Sabah aynı günlük kıyafeti ile spor ayakkabı, kot pantolon, gömlek, kaban hiç böyle bir iş görüşmesine gidilir mi Sabah.

Olsa olsa balık tutmaya, yada spor yapmaya, bisiklet binmeye, at binmeye gidilir o kıyafet ile Sabah. Baştan kaybettin sana işi vereceklerse de vermezler. Unutmaki insanlar kıyafetleri ile karşılanır, konuşması ile uğurlanır. Zaman ye kürküm ye zamanı. İstesen de istemesen de öyle Sabah.

Dediğim gibi de oldu. Görüşmeye gittiklerinde ilk Canan ile muhatap oldu bayan ve Sabah’ı baştan ayağa süzdü. Tokalaşmadı bile ve masaya buyur etti. Muhatap hala Canan kıyafetinden dolayı. Gönderdiğiniz dosya dikkate değerdi deyince, Sabah da iyi niyeti ile biz bir dosya daha hazırlamıştık incelemek isterseniz dedi.

Bayan siz dedi. Kerem işin başında Sabah var deyince işin rengi değişti. İşi Sabah’a vermediler.

 

Konakta da Hediye ablayı biri aradı. Bu arayan kişi de aynı zamanda gece Zehra yı takip eden, sabah da konak kapısına kadar gelip kapıyı gözetleyen birisi? Ama kim? Kim geldi İstanbul’a? Hediye abla müsait olmadığını arayacağını söyledi.

Bahşendenin kocası gelse Bahşendeyi alıp gitse diyeceğim de çok uzak bir ihtimal. Başka kim? Ömer’in annesi iyi de bunca sene gelmemiş şimdi neden gelsin ki? hadi geldi diyelim ne diyecek çocuklarına? peki kim geldi?

Zehra ile Ömer odalarında konuşuyorlar. Zehra artık çok yorulduğunu huzura ermek istediğini, herşey bittiğinde huzur bulacağız, huzur bulacağım sence bunu hak etmiyormuyum diye sorunca da, Ömer sen her şeyin en güzelini hak ediyorsun. Madem istediğin bu dedi bölüm bitti.

Ömer boşanmayı kabul edecek ve boşanma kağıdını imzalayacak mahkemeye gidecekler ve boşanacaklar Zehra istediği için olacak bunlar gidişat onu gösteriyor. Tabi bir mucize olursa durum değişir. Bakalım gelen kişi bu boşanma konusunda ne kadar etkili olacak ?    

KÖR KUYULAR

Bu çaresizlik yok mu içimden atamadığım 
Bu ne biçim kader ne biçim yazgı 

Parça parça ezdin yüreğimi 
Duyguları birer birer
Sevmiyorum seninle dolu olan bu şehri
Sevmiyorum artık sensiz olan beni 

Kör kuyular içindeyim sensiz 
Ellerin uzanmıyor ellerime
Düşünmüyorum bu kez sıcaklığını
Temmuzlarda karlar yağıyor yüreğime 

Nasıl tutku bu nasıl özlemek 
Bir yudum su gibi seni dilenmek
Nasıl tutku bu nasıl özlemek
Bir yudum su gibi seni dilenmek 

Fatih ERKOÇ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir