Adını Sen Koy 282. Bölüm 13 Şubat 2018 Salı

Zehra ile Ömer odalarında konuşuyorlardı. Zehra artık çok yorulduğunu huzura ermek istediğini, her şey bittiğinde huzur bulacağını, bunu da hak edip etmediğini Ömer’e sorunca, Ömer sen her şeyin en güzelini hak ediyorsun. Madem istediğin bu kabul ediyorum dedi.

Zehra duydukları karşısında şaşırdı sende ayrılmayı istiyorsun dediğinde Ömer, ben öyle bir kelime kullanmadım. Sen huzur bulmak istiyorum, bunu hak etmiyor muyum? deyince kelimelerim yarım kaldı dedi odadan çıktı.

Ömer boşanmak istemiyor. Sadece Zehra huzura ersin diye kabul ediyorum dedi o kadar.

Ömer terasa çıktı dışarda çok güzel bir hava var ve kuşlar cıvıldaşıyor. Ne güzel kuş sesleri vardı öyle insanı huzura erdiren kuş sesleri çok güzeldi. Ömer’in yanına Nihat geldi ve Ömer’in yazdığı mektubu verip vermediği sordu.

Ömer de, veremediğini söyledi. bu ödevleri veren terapist nerde neden durum değerlendirmesi yapmaya gelmiyor? Neden başlanılan her iş yarım kalıp daldan dala atlanıyor anlamış değilim?

Ömer Zehra’nın boşanmak istediğini bende nasıl istiyorsan öyle olsun dedim deyince Nihat boşanmayı kabul mü ettin? derken Cevriye hala geldi yanlarına bir şey olduğunu anladı ama kimse bir şey demedi. Halada Nihat’ın saçını çekti söyle bir şey olmuş diyerek ama Nihat tek kelime etmedi.

Hala Zehra’nın yanına gitti. Ömer de Nihat’a ben Zehra dan boşanmayacağım, zaman kazanmak için öyle söyledim. Zehra acı çekiyor onun kalbini kazanmak için elimden geleni yapacağım dedi Ömer.

Zehra odasın da ağlıyor bitti işte kabul etti o zaman neden bu haldeyim diye ağladı.

Neden mi bu haldesin Zehra? Ömer’i çok seviyorsun, ondan ayrılmak istemiyorsun da ondan. Ömer den ayrılacak olmak, onu kaybedecek olmak seni üzüyor da ondan böylesin Zehra. Artık bunu kabul et sen Ömer’i çok seviyorsun nokta.

Ömer’in yastığına sarılıyor ağlıyor Zehra. Kızım git Allah aşkına Ömer’in yastığına sarılacağına kendisine sarıl, onu ne kadar çok sevdiğini söyle. Ona yemekler yap güzel bir akşam yemeği yiyin, dans edin mutlu olun şu inadınızı da kırın artık, ne keçi damarı, ne keçi inadı varmış. İnadınız kurusun emi.

Cevriye hala Zehra’nın yanına gelince Zehra yı Ömer’in yastığına sarılmış ağlarken buldu, ne olduğunu sordu. Zehra da ağlayarak biz ayrılıyoruz dedi. duyduklarına inanamadı Ömer geldi oda doğruladı ve bu boşanma olayını sizden başkası bilmesin, ben daha sonra uygun bir dil ile söylerim dedi. Cevriye halada sen istesen de ben söyleyemem ki ciğerimi dağladınız dedi.

Sonra da Salim amcanın yanına bu konuyu konuşmaya gitti. konuştular tam çıkacaktı ki hala kapı açılmadı, üstüne birde kilit kırıldı. Telefonda yok kaldılar içerde. Taaaaa akşama kadar evdekiler Salim amcanın eve dönmemesinden dolayı aradılar telefon evde kalmış Atiyi aradılar da o gitti baktı dükkana olanları öğrendi çilingirci çağırdı.

Zehra ile başbaşa kalan Ömer, Zehra ya senden bir şey istiyorum diyerek kalan günleriniz güzel geçirmek istediğini söyledi. Bunu da ölüm döşeğinde olan bir hastanın son arzusu gibi kabul et dedi.

Ağzını hayrı aç be Ömer. Ne ölüm döşeği, ne hastalığı, ağzından yel alsın senin. Duymayayım bir daha ölüm lafını senin ağzına hiç yakışmıyor. Tamam ölüm hayatın ta gerçeği Allah geçinden versin ama yine de insan sevdiklerinin ağzında bu kelimeyi duymak istemiyor.

Ayşe şirkette toplantı yapıyor. Özgenin telefonu çaldı dışarı çıktı geldi. Toplantıya giriyorsun telefonunu sessize alsana ama yok almazlar böyle de toplantının ortasında çalar. Arayan her kimse daha önce arayan ve de para isteyen aynı kişi. Şimdi yine para istiyor kim bu Özgeyi ikide bir arayıp para isteyen kişi? Ailesinden birimi ? babası abisi sevgilisi kim?

Toplantıda Ayşe’nin yanına Nihat geldi ve yanağından öptü. Ayşe’nin bu Nihat’ın herkesin içinde öpmesi pek hoşuna gitmedi. Toplantıdan sonra 14 şubat sevgililer günü için program yaptılar. Abisi ile Zehra’nın da gelmesini istedi Ayşe ve abisini arayıp söyledi Ömer de tamam dedi. Hep birlikte bir akşam yemeği yiyecekler.

Ömer Zehra ile birlikte akşam yemeği yedikleri dans ettikleri kuğuların olduğu yeri hayal etti. O güzel anları hatırladı Ömer.

Sabah, emlak işi için gittiği görüşmede kıyafeti nedeni ile eksi puan alırken, yaptığı sunum ile göz doldurdu. Olur da işi alırlarsa bu sunum sayesinde alacaklar. Kıyafet konusunda sınıfta kaldı Sabah. Ki sınıfta kalmakta da haklı. Çünkü önemli iş görüşmelerine o kıyafet ile gidilmez. İş yerine gitmeden önce o iş yeri hakkında bilgi toplanır, muhatabın kim bilir kişi kıyafetini de gideceği şirketin yaptığı işe göre giyinmesi uygun düşerdi. Canan Sabah dan daha akıllıca davranmış, ilk gördüklerinde de Cananı patron zannetmişlerdi. Neden? Üzerindeki kıyafetinden dolayı.

Canan bombayı patlattı Sabah’ı baştan aşağıya donattı. Aldığı siyah pardösü hiç Sabah’a göre değil. Şahdı şahbaz oldu Sabah. Bedeni büyük inadına mı yapıyorlar anlamıyorum ki?  

Zehra odasında Bahşende nin kendisine verdiği aile yadigarı yüzüğü çıkardı Ömer girince de sakladı. Ömer fark etti ve yanına oturarak avucuna baktı. Yüzüğü gördü. Zehra’nın bu yüzüğü ver demesi üzerine de, Ömer, olmaz sonsuza kadar bu yüzük sende kalacak derken içinden de sen sonsuza kadar bende kalacaksın dedi.

Ömer yüzüğü Zehra’nın parmağına taktı ve senden başka bu yüzüğü kimse parmağına takmayacak, takamayacak, sen nerede olursan ol dedi.

Ömer Zehra dan vazgeçmiyor.

Ayşe Zehra yı aradı Asya’nın öğretmeni rahatsızlanmış ders erken bittiği için sen alır mısın dedi. Zehra da tamam dedi Ömer geldi konuşmanın üzerine ve birlikte Asya yı aldılar yürüyüşe gittiler yolda balon aldılar Asya ya. Arkadaşlarına dağıtacakmış. Annesi paylaşınca mutlu olursun dediği için paylaşacakmış Asya.

Büyükler nasılda örnek çocuklara.

Lahavle vela kuvvete Ya Sabır Ya Selamet Ya Resul Allah. Bu senaryoyu yazan arkadaş ömrü hayatında hiç açlık görmemiş, parasız kalmamış, yokluk görmemiş anlaşılan. Alev 1. Sezonda canım kurabiyeleri çöpe atmıştı. Aynı zihniyet devam ediyor, şimdi de Sabah’ın taptaze gömleklerini, kıyafetlerini Canan çöpe attı. Bu mudur sizin topluma örnek oluşunuz? Bu mudur senaryo yazmanız? Bu mudur her elinize geçeni çöpe mi atarsınız?

Ne tezatlık Asya paylaşmaktan bahsedip çokça balon alıyor arkadaşlarıma dağıtacağım mutlu olacağım diye. Canan da taze kıyafetleri çöpe atıyor. İhtiyacı olan birine verseydin de o sebeplenseydi mutlu olsaydı ne olurdu? Bu 2 oldu. Alev’in kurabiyesi, Canan’ın gömlekleri çöpe atması hiç sevmedim bu bölüm senaryonuzu. İyice diziden soğutuyorsunuz insanı israf bu yaptığınız.

Canan Sabah’ın kıyafetlerini siyah büyük poşete koydu. Kerem de gördü ne diye sordu. Canan da çöp, deyince ver ben atayım dedi. Canan izin vermedi bir tarih yazıyorum altına imza atmazsam olmaz ben atarım dedi. hay ben senin yazdığın tarihin…  böyle tarih olmaz olsun.

Türk toplumu, türk insanı israfçı mı her şeyi çöpe atan mı? bu mudur? Yazık çok yazık. Ne olurdu çöpe atana kadar birine verseydiniz de iyi bir örnek olsaydınız.  Cananın bu yaptığından sonra Asya’nın balonlarının hiçbir değeri kalmadı zaten balonlarda uçtu gitti.

Ömer, Zehra ve Asya parka gittiler. Asya yı salıncakta salladı Ömer ve bir süre sonra Zehra’nın yanına giderek oturdu. Konuştular. Ömer için zaman Zehra’nın sabah verdiği sözden beri Zehra ile birlikteyken çok çabuk ilerliyormuş.

Seninle birlikte geçirdiğim saatleri çoğaltmak isterken zamana engel olamıyorum dedi. sonra Asya Zehra abla diye koşarak gelince Zehra düşecek sandı ona doğru harekete geçince kendisi düşüyordu ki Ömer tuttu ve yine gözler buluştu. Konuşmadan sessizce bakışarak anlaştılar.

Seni bırakamam sen olmadan senin gözlerine bakmadan yaşayamam, ben gitmene izin vermem dedi. Asyanın balonları uçtu gitti. 

 Hediye abla alışverişten dönerken yolda onu takip eden kişi çıktı karşısına biz görmedik kim olduğunu ama Hediye ablanın verdiği tepkiye göre önemli birisi sakın Ömer’in annesi olmasın bunca yıldan sonra.

Kerem Sabah’a seni seviyorum dedi. Sabah da Kerem den zaman istedi.

Zehra salonda oturuyor, düşünüyordu. Bahşende geldi içindeki zehri akıttı, hem boşanacağım diyorsun hem de herkesin işine yetişiyorsun. Asya yı kreşten almalar, hepsi samimiyetsiz, hesapçı tavırlar dedi.

Zehra da ben böyle yaparak, sizce ne elde etmeye çalışıyorum diye sordu. Bahşende de, Ömer’i hepsi onu kendine bağlamak için. Şu parmağındaki yüzüğü çıkarmamandan belli, karar verilmiş neden taşıyorsun? Birazcık onurun olsa o yüzüğü çoktan çıkarırdın dedi.

Hay ben senin gibi babaannenin, sen merak etme Zehra onurlu bir şekilde yüzüğü çıkardı ama senin torunun Ömer kendi elleri ile tekrar taktı yüzüğü senin haberin yok.

Zehra hak etmediği sözleri Bahşendeden işittikten sonra ayağa kalktı ve kimsenin size oyun oynadığı yok, sadece zamanın dolmasını bekliyorum diyerek yüzüğü parmağından çıkarıp verdi.

Zehra gitti. Ömer geldi ve Bahşendenin elindeki yüzüğü gördü ve bu yüzüğün sizde ne işi var dedi.

BİR BİLEBİLSEN

Gözlerim kapıda kulağım seste 
Bir gelebilsen ah bir gelebilsen
Bu nasıl bir sevda bu nasıl bir aşk
Bir bilebilsen ah bir bilebilsen 

Hasretin bölerken uykularımı 
Çaresiz gizledim duygularımı
Seni kaybetmenin korkularını
Bir yenebilsem ah bir yenebilsem 

Ömrümü yoluna serildiğini 
Gözümde yaş olup dizildiğini
Çılgınlar misali sevildiğini
Bir görebilsen ah bir görebilsen 

Hasretin bölerken uykularımı 
Çaresiz gizledim duygularımı
Seni kaybetmenin korkularını
Bir yenebilsem ah bir yenebilsem 

Elif KAYA

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir