Adını Sen Koy 287. Bölüm 20 Şubat 2018 Salı

Zehra yı Jülide aramıştı bugün buluşalım dediğinde Zehra tamam dedi yeri sorarken kapandı telefon ve Bahşende hanım geldi. Zehra yı tehdit etti senin neler yaptığını biliyorum julide’nin tedrisatından geçmişsin dedi.

Ben yaşadığım sürece bu çatı altında Jülide gibi bir vaka daha yaşanmayacak, julide bu ailenin dağılmasına neden oldu, torunumun da aynı kaderi paylaşmasına izin vermeyeceğim dedi çekti gitti.

İyi de Jülide yi o evden gönderen sensin. Onun gidişine seyirci kaldın. İsteseydin gitmesine engel olurdun. Şimdi de Zehra gitsin diye çabalıyorsun gidişini seyredecektin. Ömer boşanacağı zaman nasılda mutlu olmuştun ama şimdi boşanmadılar hevesin kursağında kaldı Bahşende hanım.

Kerem’in eski sevgilisi İdil geldi. Sabah ile tanıştı. Sabah’ın üzerin deki o pantolon ve ayakkabı erkek gibi durmuş ben yakıştıramadım Sabah’a. Şu kıyafet sorununu bir çözemedik gitti.

Canan da geldi İdilden hiç hoşlanmadı tokalaşması da ölü balık tandı. Resmen bu şekilde tokalaşarak sana güvenmiyorum dedi Canan.

Zehra odasına geçti, Ömer’in annesi ile konuştuğunu Bahşende duymuşmudur? Önce bunun tedirginliğini yaşadı. Ömer girdi odaya ve Zehra nın tedirginliğini hissetti. Senin canın bir şeye sıkılmış, bunu anlayacak kadar tanıyorum seni anlat dedi. Zehra anlatmadı Ömer’in annesi bir şey anlatma demişti ona.

Salim amcada konağa kızını görmeye gelmiş onu haber verdiler hemen içeri salona geçtiler Ömer ile Zehra. Salim amcanın salonda da Cevriye hala ile sohbetleri devam ediyordu. Laf aramızda kalsın Cevriye hala Salim amcadan hoşlanıyor. Salim amcayı bilmem ama.

Ayrıca Zehra’nın saçına yaptıkları örgü güzel olmuş yakışmış ben beğendim arada böyle değişik şekiller versinler Zehra’nın saçlarına Ömer de beğendi. Eşine süslensin artık Zehra nede olsa seviyor Ömer’i.

Afferim Ömer’e Zehra dan önce o öptü Salim amcanın elini. Ömer’e telefon geldi içeri geçti. Cevriye hala da baba kızı yalnız bıraktı konuşacakları vardır diye mutfağa geçti. Zehra da babası ile salonda oturup konuştular.

Salim amca kızının gerçekten iyi olup olmadığını sordu. Zehra iyiyim dedi. Her ne kadar kötü de olsa iyiyim diyor babası üzülmesin diye Zehra. Aralarında kısa da olsa bir konuşma geçti. Salim amca kızının zor zamanlarında yanında olamadığı için üzgün olduğunu söyleyerek yeterince babalık yapamadığını söyledi, bunun içinde kızından helallik istedi.

Zehra da babasına böyle konuşma sen benim gölgesine sığındığım çınarımsın diyerek sarıldı.

Hiçbir evlat annesiz babasız kalmasın, zor hem de çok zor.

Anne ve babası hayatta olmayanlara da Rabbim sabırlar versin ölenlerine de Allah rahmet eylesin.

Baba sırtını dayadığın ulu bir dağ, gölgesine sığındığın çınardır. Meyvesi olmasa bile gölgesi yeter.

Salim amca biraz daha kaldı kızı ile hasret giderdi ve tam ayrılacakken Ömer kalmasını istedi, kalmak istemedi. Can götürsün dedi ama istemedi Salim amca minübüse binip giderim evdekilere selam söyleyin diyerek ayrıldı konaktan. Arkasından da Cevriye hala geldi şimdi buraya dikkat.

Bu sahnede konaktayken kapıdan çıkarken Cevriye halanın üzerinde mavi palto var. Salim amcanın peşinden giderek ona yetişmeye çalıştı. Salim amca köşeyi dönmüş gidiyordu ki Cevriye hala köşeden döndü kara görünür gibi Cevriye hala göründü. Bilin bakalım ne oldu? üzerindeki mavi renk palto, köşeyi dönünce renk değiştirdi aşkın rengi kırmızı oldu..

Bunu genelde 1. Sezonda Ömer yaşardı paltolu paltosuz olmak üzere. Şimdi de Cevriye hala yaşıyor. Bu dizinin devam sahneleri neden takip edilmiyor? En son hangi sahne çekilmiş ne giyilmiş neden not edilmiyor? 1 sezon dilimde tüy bitti. Bunları neden aşamadık hala anlamış değilim.

Abra kadabra, hokus pokus kırmızı palto olsun sana kırmızı palto püffff.   

 Ömer ve Zehra da salona geçip konuştular. Ömer Zehra’nın çok şanslı olduğunu söyledi. baban, ailen çok iyi insanlar, onlara bakınca senin böyle olmana şaşırmıyorum, merhametli, şefkatli, yardımsever, ince birisin dedi.

Zehra da Ömer’e senin baban nasıl biriydi? diye sordu.  Ömer de; o da çok iyi bir adamdı. Şefkatli, düzgün, Ayşe ye de bana da çok düşkündü dedi. Zehra da sen babana mı benziyorsun? diye sordu.

Ömer de, ben babama benzeyemem, babam çok başkaydı o benim kahramanımdı, ben seni çok incittim, o hiç kimseyi incitmezdi. Çok fazla yara aldı. En büyük darbeyi de sevdiğinden ondan sonra toparlayamadı biz çok erken kaybettik babamı dedi Ömer.

Babası hakkında rahat konuşan Ömer, annesini sorunca Zehra, bunca yıl sonra karşınıza çıksa ne yapardın? diye sorduğunda. Ömer de ben bu konuda konuşmak istemiyorum, böyle bir şey mümkün değil, olmaz, olmasına da izin vermem diyerek çalışma odasına geçti.

Ömer‘in yanına Ayşe ile Nihat geldi ve büyük bir heyecan ile Ayşe, yeni kurulan şirket hakkında bilgi verdi Abisine.

Zehra yı da çağırdılar yanlarına. O an Zehra Asya ile saklambaç oynuyordu oyun yarım kaldı. Asya nın da buna canı sıkıldı.

Zehraya şirketin kurulduğunu söyledi Ayşe, çok mutlu oldu Zehra. Konuşurlarken Jülide aradı Zehra yı Zehra açtı ve konuştu. Uygunsan 1 saat sonra buluşalım dedi. Zehra da tamam dedi. izin isteyip çıktı Zehra. Bahşende de camdan gördü nereye gidiyor bu diyerek peşine adam taktı takip etsin diye, nereye gidiyor, kiminle konuşuyor hepsini öğrenmek istiyor meraklı Bahşende.

Özge, Koraya çok kızgın evine kadar onu takip ettiği için. Özge yaşadığı mahalleden evinden, parasız olmaktan utanıyor. Utanılacak bir durumu yok aslında. Sağlığı yerinde işi var çalışıp para kazanıyor. Evini de zamanla değiştirir, bunun için Koraya kızmaya hakkı yok. Herkes bu dünyaya zengin olarak doğmuyor zamanla oluyor. Kimileri de kalan mirası yiyor o kadar. Hayat herkese adil davranmıyor bu konuda.

Cevriye hala mahallede Hamiyet hala ile Şükran teyzenin yanında. Onlardan Salim amca için kısmet çıktığını, Salim amcayı evlendirmek istediklerini öğrendi. Bu haber pek hoşuna gitmedi Cevriye halanın nede olsa gönlü var Salim amcada.

Zehra Jülide ile buluşacağı yere gitti ama Jülide Zehra’nın geldiğini gördüğü gibi 2 tanede adam gördü ve saklandı adamlara yakalanmamak için. Zehra da bekledi. Ömer aradı gelip alayım mı? diye Zehra da ben taksi ile gelirim gerek yok dedi.

Prenses Asya da canı sıkıldığı için dayısı ile saklambaç oynamak istedi ama ne yazık ki Ömer’in işleri olduğu için Asya ya oyun oynamak için zaman ayırmadı. Asya da büyüklerin hep işi var zaten diyerek odadan ayrıldı.

Çocuklara ayıracağınız az da olsa bir 10 dakika onların ruhsal vede bedenen gelişimi için çok önemlidir. Asya şuan kendisini çok yalnız hissediyor. Haklıda önce Zehra şimdi de dayısı ona zaman ayırmadı neden? İş daha öncelikliydi. Oysa zaman çok çabuk geçiyor çocuklar hemen büyüyor ve kendilerine yapılan hiçbir şeyi asla unutmuyorlar. O sebeple dikkatli olmakta ve her zaman az da olsa çocuğun istediği zamanda zaman ayırıp ilgilenmeli.

Asya şimdi de annesine saklambaç oynamak istediğini söyledi. Ayşe de sonra dedi. elinde fincan vardı onun içindeki masadakilerin üzerine döküldü.

Asya arkadaşının evine gitmek istedi. O arkadaşının anarnesi varmış çocuklara kitap okur onlarla oyun oynarmış. Benimde bir anneannem olsaydı dedi. Aslında var Asyacım yakında görüşürsünüz anneannen ile.

Asya saklanmak için dayısının odasındaki banyoyu kullanmış. İçerdeyken bir kaç bir şey düşürünce Zehra korktu. Ömer geldi o içeri girdi minik fare Asyayı banyodan çıkardı.

 Sabah Kerem’in evine gitti ona gelen zarfı verecekti. İçerden sesler geliyordu parti var içerde.

Jülide Zehra ile konuşmak için arıyordu ama Zehra banyodaydı Ömer odaya girince telefon çalmaya devam etti Ömer açtı telefonu Jülide oğlunun sesini duyunca içinden Ömer’im oğlum dedi. Zehra da banyodan çıktı Ömer’i telefonda konuşurken görünce annesi diyebildi içinden.

BU ADAM BENİM BABAM
Sekiz köşe kasketiyle
Omuzunda sekosuyla hey!
Cebinde yok parası
Bafra’dır cigarası
Yüreğindedir yarası
Altı çocuk büyütmüş
Bir işçi maaşıyla
Bu adam benim babam hey!

Ağlama benim babam
Ağlama naçar babam
Kara gün geçer babam hey!
Bir kapıyı kapayan
Gene açar babam
Ağlama benim babam hey!
Ağlama mazlum babam
Ağlama naçar babam
Kara gün geçer babam hey!
Bir kapıyı kapayan
Gene açar babam
Allah büyük babam hey! 

Bu adam benim babam 
Derdi dağlardan büyük
Çaresiz (biçare) , beli bükük hey!
Bir gün olsun gülmemiş
Rahat nedir bilmemiş
Gözyaşını silmemiş
Bir lokma ekmek için
Kimseye eğilmemiş
Bu adam benim babam hey! 

Ağlama aslan babam

Dert etme naçar babam

Kara gün geçer babam

Bir kapıyı kapayan gene açar babam

Allah büyüktür babam hey!

Benim babam mert adamdı
Mangal gibi yüreği
Yufka gibi kalbi vardı
Hayatım boyunca o’na özendim
Fedakardı
Bir dikili ağacı olmadı belki
Ama kendisi
Onuruyla yaşayan koskoca bir çınardı
Üstümdeki kol kanat
Sırtımı yasladığım dağ gibiydi
Ben babamın oğluyum
Tepeden tırnağa Anadolu’yum… 

Fatih KISAPARMAK

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir