Adını Sen Koy 293. Bölüm 28 Şubat 2018 Çarşamba

Zehra Ömer ile karşılıklı kahve içtikten sonra Ömer birlikte dışarı çıkmayı teklif etti Zehra da dışarda işim var gelemem deyip dışarı tek başına çıktı. Ömer de arkasından onu takibe aldı. Zehra bir kafeye grip oturdu tek başınaydı Ömer bir sorun görünmüyor gideyim derken Mehmet bey geldi Ayşe’nin bahsettiği çanta işi ile ilgilenen bey.

Zehra iş görüşmesini dışarda bir kafede Mehmet bey ile tek başına yaparken Ömer de kafe kapısının önünde Zehra yı izliyor ve bu kim? Daha önce hiç görmedim? Arkadaşı mı? öyle olsa bilirdim. Yanına gitsem ne diyeceğim? Seni takip ettim mi? diyerek kendini içeri girmeme konusunda ikna etti Ömer.

Sonra anladı ki bu bir iş görüşmesi neden şirkette buluşup konuşmadılar da dışarda buluştular diye kendi kendine söylendi. Hatta bir araya yanlarına gitmek istedi ama Ömer kendini frenledi. İş görüşmesinin ortasına mı gireceksin? kendine gel Ömer dedi kendi kendine. Adamın bakışlarından hoşlanmadı karıma nasıl bakar, senin bu adamla ne işin var Zehra derken daha fazla orada kalmak istemedi oradan ayrıldı Ömer.

Mehmet beyde Zehra’nın çanta çizimlerini çok beğenmiş, birkaç teknik terim kullandı Zehra da bunun eğitimini almadım terimlerden teknik konularda bilgim yok dedi. Mehmet beyde sanat içgüdüseldir dedi ve Zehra ile çalışmak istediğini söyledi.

Dışarda da Bahşende hanımın adamı Zehra’nın fotoğraflarını çekiyor. Zehra farkında değil resimlerinin çekildiğinden. Ve Bahşende fotoğrafları çeken adama dikkatli olmasını hayati mesele olduğunu söyledi. Sonrada kendi kendine senaryo yazdı. Yoksa Zehra bu adam yüzünden mi Ömer’e boşanma davası açtı diye.

Kadının kafası nelere çalışıyor yarabbim.    

Şükran teyze kafasına koymuş Salim amcayı evlendirecek. Zorla da güzellik olmaz ki ama zorla bu işi yapmaya çalışıyorlar. Aysel hanıma telefon açtı ve Salim ile ne zaman bir kahve içersiniz diye sordu. Kız istemiyor, oğlan istemiyor. Şükran ile Hamiyet istiyor diye buluşacak kahve içecekler.

Koray Can ile öğle yemeğine dışarı gidince Özge Koray’ın odasına geldi ve Nihat’ın Özgeden alıp Koray’a verdiği dosyayı çekmeceden çıkarıp baktı. Bir şeyler yapmıştı o dosyaya onu buldu Seline yakalanınca da imza kalemi için orada olduğunu kendisininkini bulamadığını söyledi. Koray’ın kalemini alıp çıktı odadan dosya da masanın üzerinde kaldı. Oysa onu Koray çekmeceye koymuştu giderken.

 

Dışardan gelen Koray odasında olan bazı değişikleri fark etti düzeltti. Sonra dosyayı çekmeceye koyduğunu hatırladı. Nasıl olmuştu da dosya masanın üzerindeydi? Selin odaya gelince ona sordu. Selin de çok çalışıyorsun unutmuş olabilirsin dedi. sonra da Özgenin geldiğini kalem aldığını belki o zaman o bakmış olabilir dedi.

Biran Koray anlamayacak sandım ama anladı. Özge bakmıştı dosyaya.

Koray da kalemini almak için Özgenin odasına gitti kalemini aldı. Yalana gel yalana Özge yalan söylemeye başladı. Kurye gelmişti acil kaleme ihtiyaç duydum benimkini bulamamıştım dediği an Koray masanın üzerinde duran kalemi gördü. Yalanı ortaya çıkmıştı Özgenin. Kalem için odada olmadığı aşikardı.

Zehra görüşmeden gelince odasında Jülide ile telefonda konuştu. Ömer de bu telefon konuşmasının üzerine gelince Mehmet bey ile yeniden buluşacağını düşündü. Zehra yı çok fena kıskanıyor Ömer. Misafir odasına gelmesini kendisine söylemek istedikleri olduğunu söyledi.

Zehra da misafir odasına gitti, burada Ömer ile olan konuşması çok komikti çok güldüm Ömer ile Zehra’nın bu odada başbaşa yaptıkları konuşmaya. Konuşacak konu yoktu ayak üstü uydurdu Ömer.

Konu yok ve Ömer evet seni çağırdım konuşacağım ama önce sen söyle dedi. Neyi? Dedi Zehra. Ömer de neyi neyi neyi diye içinden kıvranıyor. Etrafına baktı odayı dedi 😀

Sana bahetmedim dediğinde Ömer, neyden? dedi Zehra. neyi, neyden, diye diye çok komik oldular. Görülmeye değerdi.

Ömer odaya pek ısınamadığını, bir şey eksik dedi. içinden de sen eksiksin desede Zehra duymadı bunu ve sen daha iyi bilirsin ne gerektiğini odaya deyince, Zehra da bu oda bizim odan daha aydınlık daha ferah dediğinde Ömer içinden bizim oda dedi.

Tabi sizin odanız, benim odam olacak değil ya o kasvetli ruhsuz karanlık oda.

Zehra, perdeler, mobilyalar güzel, bitek halı ve yatak örtüsünü değiştirsek deyince, Ömer de beraber seçelim Cevriye hala ile yaptığımızı beğenmedin dedi.

Bende beğenmedim bende bende. Hem o oda Cevriye hala tarafından dizayn edilmedi mi? sen hangi ara karıştın Ömer? kendi odalarının duvar kağıdını Ömer seçmiş. İnanmam buna ben aldığın hediyeleri gördüm, Zehra ya aldığın kıyafetleri de sen zevkli bir erkeksin Ömer. Duvar kağıdını o kadar karanlık, ruhsuz, duygusuz, sen seçmiş olamazsın inanmam buna. Senarist Ömer üzerinden odanın rengine ses çıkarmamamı istiyor herhalde ama ben kabul etmiyorum.

Zehra, Perdeler Cevriye hala gibi renkli duvarlar senin gibi karamsar dedi. hem bu konu açıldığına göre birlikte seçeceklerse bazı şeyleri kendi odalarını baştan birlikte yenilesinler o zaman. Bizde onların o heyecanına ortak olalım odalarını kendi zevklerine göre yeniden yenilesinler. Ama bu kez Ömer ve Zehra olarak.

Ömer bugünün nasıl geçti yorulmuşsundur diye ağzını yokladı Zehra da yorulmadığını söyledi ve iş görüşmesinden bahsetti. Mehmet beyden yaptığı işten onun Zehranın çizimlerinden etkilendiğinden bahsetti. Tabi Ömer kıskançlık krizlerine girdi içinde.

Ayşe de geldi yanlarına Mehmet beyin kendisini aradığını görüşmeden etkilendiğini söylemiş. Ömer de içinden sinir oluyor Mehmet beye. Görüşmeden mi etkilenmiş diye, yok Ömer gel bende sinir edeyim seni karından etkilenmiş çizimler bahane 🙂 ne o karını mı kıskanıyorsun sen Ömer? kıskan kıskan kıskanmak sana yakışıyor.

Sabah başı çok ağrıyordu. Kerem ona bitkisel iyi gelen bütün ilaçları almış masasına koymuş. Meyve tabağı hazırlamış elleri ile soydu yedirdi. İdil de geldi ilaç var vereyim mi dedi. Aman senin ilacın sende kalsın istemez sen  geldiğin gibi gitsene.

Gün bitip akşam olunca Ömer’i uyku tutmadı Zehra ya odadan odaya mesaj gönderdi. Gecende günün gibi güzel geçsin diye. Zehra da banyo yapmış üzerinde bornoz var. Zehra da iyi geceler kapıyı kapat yazmış. Pencere olmasın o sakın sen pencereyi açık koyup uyumuş hasta olmuştun Ömer.

Ömer de, tamam açmam yazıp gönderdi. Zehra da okey yani tamam anlamında ok yazıp gönderince, Ömer ok mu diye soruyor. He ya Ömer Türkçemizi nasıl da katletmişler değil mi? yazılışı da, okunuşu da ok anlamı tamam öyle işte Ömer. Adam gibi tamam yazsanız ne olur kısaltmasıymış.

Ömer yeni liseli aşıklar gibi konuşmak istiyor ama bu tepkiye ne yazılır ki diyerek sende açık unutma yazdı. Ömer konuşmak istiyor işte. Dıd dıd dıd dıd dıd dıd mesajlaşma devam etti odadan odaya ve en sonunda Zehra burada bitirsek deyince, Ömer sıkıldın mı yazdı. Zehra da hayır işim var dedi.

Ömer de, bu saatte ne işi yardıma ihtiyacın varsa geleyim yazmış. Zehra da, teşekkürler ama yardım edebileceğin bir şey değil yazınca, Ömer de yardım edemezmişim nasıl bir iş ki bu demez mi ben bir güldüm var ya evdekiler ne oluyor kızım dedi. Allah Ömer.  😀

Birde demez mi uzman olmak mı gerekiyor, doktor olmak mı lazım profesör mü olmak lazım. Kuzum paşam siz gerçekte karı koca olsan belki senden yardım ister de şimdi olmaz. Kız banyo yapmış bakım yapacak kendine sen duş aldıktan sonra bakım yapmıyor musun kendine alemsin Ömer.

Ooooo  Ömer bakalım şu yardım edemeyeceğim iş neymiş diyerek Zehra’nın odasına bir hışımla gitti. hışımla gitmesinin nedeni de Mehmet beye iş yetiştirdiğini çizim yaptığını düşünmesi ama düşündüğü gibi değil durum.

Kapıyı çalmadan bodoslama daldı odaya Ömer yavaş oğlum yavaş frene bas kaza yapacaksın. Çok güldüm bu sahnede Zehra bornozlu ayna karşısında kendine bakıyordu birden odaya Ömer girdi korktu Zehra.

Gördün mü ne iş miş Ömer Allah iyiliğini versin senin Ömer. Zehra da nasıl böyle buraya girersin? Ya daha uygunsuz bir halde olsaydım deyince, Ömer de nasıl uygunsuz? diye soruyor. Ömer sen çok saf mısın oğlum? ya git işine, sorumu bu şimdi?     

Zehra da üfff dedi sessizce, çok komik bunlar ya. Severim ben sizi gelin yanaklarınızdan öpeceğim iki saf sevgilisiniz ikinizde.

Zehra kendini topladı ve sen ne için gelmiştin dedi. Ömer de; şey şey şey eee ne şey kıvır hadi Ömer. bahane kol düğmeleri oldu kol düğmelerimi almaya geldim şimdi alırsam sabah seni rahatsız etmemiş olurum dedi. benim de aklıma Barış Manço nun kol düğmeleri şarkısı geldi. Sonda ekledim.

*****

 Bir çift aşık Ömer ve Zehra

Bir çift kol düğmesi gibi ayrı ayrı odalarda

Düğmeler gibi onlarda ayrı kollarda.

Akşam olunca birleşip, sabah olunca ayrılıyorlar

Oysa onlar birbirlerinden hiç ayrı kalmak istemiyorlar

Her fırsatta bir araya gelme derdinde Ömer

Sevdiceğine eşine hasret, özlem duymakta

Kavuşacağı anın hayali ile yaşamakta.

Hayat bazen sevenlerin arasına ayrılık yolları koysa da

Sonunda kavuşma anı hep akıllarda.

Aslı

*****

Gece bitip sabah olunca Ömer soluğu yine Zehra’nın odasında aldı ben kol düğmelerimi alacaktım da dediğinde ben yine bir kahkaha attım evdekiler bana bakıyorlar. Hiç diyorum onlar hiç. Ömer sen akşam aldın ya paşam ne oldu o düğmelere kuzum?

Yalana gel yalana kim ölmüş küçük masum yalandan ben beğenmedim olmadı sen versene bir tane diye topu Zehra ya attı Ömer. eşini de bu kadar seven sen Ömer sevgin daim olur inşallah. Zehra yı görmek için atmadığın takla kaldı onu da atsana Ömer.

Zehra kol düğmelerini getirdi. Ömer kendisi takamadı Zehra dan yardım istedi Zehra takarken Ömer de sınır ihlali yapmak üzereydi. Seni uyanık seni yavaş ol paşam yavaş.

Zehra mutfakta Hediye abla ile konuştu. Asya da bugün Zehra ablası gibi ayak üstü hızlıca kahvaltı yapmış geç kalmamak için. Hediye abla anarnesine nasıl da benziyor deyince, Zehra Jülide hanım hakkında konuştu çocukları ona benzer miydi? Diye sordu Hediye abla da evet benziyorlar anneler sonuçta o da çocukları gibi yalan konuşmayı sevmezdi dedi. işe gitti Zehra. Hediye ablada Jülideyi aradı Zehra’nın kendisi hakkında sorular sorduğunu, ne diyeceğini bilemediğini söyledi. Sanırım biz tanıştık konuşuyoruz dedi ona çok şaşırdı Hediye abla.  işbirlikçi Hediye abla sır küpü. Çok şey biliyor ve saklıyor.

 Ayşe kızı Asya ile odasında Asya oyuncağı ile oynarken eli acıdı Ayşe de elini öptü geçti dedi acısı. Ve Asya senin elin acıdığında seninde annen elini öpüyormuydu diye sordu. Nihat da kapıdaydı onlara görünmeden dinledi onları Ayşe üzgün öpüyordu dedi.

Zehra taksi ile dışarı gideceğini söyledi. Ömer ben götürürüm dese de istemedi Zehra. Ayşe gelince yanlarına sen neden gitmedin Zehra ile dedi Ayşe de benim haberim yoktu dedi. toplantılara 2 kişi katılsanız daha ikna edici olursunuz dedi Ömer. Zehra yı kıskanıyor.

Nihat le yalnız kalınca Nihat da fark etti kıskançlığı, Mehmet beyi takip ettiğini öğrenince bu Mehmet bey yakışıklı herhalde dedi. Ömer de öyle olsa ne olur dedi sertçe. Fena kıskanıyor kıskan kıskan seven kıskanır.

Allem ettiler kallem ettiler Salim amca ile Aysel hanımı kafede bir araya getirdiler. İkisi de istemiyor. Kıvranıyorlar içten içe. Bizim üçlü de dışarda onları izliyor.

Zehra da Jülide ile bir parkta buluştu. Jülidenin elinde bir kutu ben evlatlarıma bu kutunun içindekilerle hasetlerine dayandım dedi. ne var acaba onun içinde. Ve Bahşendenin adamı resim çekerken Zehra gördü mü bilinmez.

KOL DÜĞMELERİ

Hatırlarım bugün gibi sessiz geçen son geceyi 
Başın öne eğik bir suçlu gibi bana verdiğin hediyeyi
İki küçük kol düğmesi bütün bir aşk hikayesi
İki düğme iki ayrı kolda bizim gibi ayrı yolda

Akşam olunca sustururum herkesi her her şeyi
Gelir kol düğmelerimin birleşme saati
Usul usul çıkarır koyarım kutuya yan yana
Bitsin bu işkence kalsınlar bir arada

Heyhat sabah gün ışıldar yalnız gece buluşanlar
Yaşlı gözlerle ayrılırlar düğmeler gibi
Bizim gibi bizim gibi ayrılırlar bizim gibi ayrılırlar

Barış MANÇO

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir