Ömer Zehra yı Asya yı Kaçıranların Elinden Kurtardı.

Ömer ve Zehra Asya Sayesinde Bir kere Daha Aynı Yatak da Asya ile Birlikte Uyudu. 

Asya yı Kaçıranlardan Biri Konağa Geldi Zehra Gördü. Ömer’e Haber Verdi. 
Ömer de Ailesini Bir Arada Tutmak İçin Yat Kulübün de Yemeğe Götürdü.

Asya’yı kaçıran adamların elinden Asya’yı dışarı çıkarmayı başaran Zehra, kendisi sakallının elinde esir kaldı. Çok bağırdı bırak diye Ömer de Asya ile Zehra’nın sesini duydu. Asya yı Tayfuna vererek içeri girdi.

Zehra’nın başına silahı dayamıştı sakallı, kızı bıraktığı için çok kızıyordu Zehra ya. Ömer koşarak geldi ve Zehra’nın bizi neden kaçırdınız? siz kimsiniz? Asya ya asla zarar vermenize izin vermeyeceğim sözlerini duyup, birde başına silah dayanmış bir halde görünce Zehra yı Ömer. Onun Asya’yı kaçıranlarla bir ilgisi olmadığını anladı. Silah patladı sakallı Tayfun tarafından sırtından vuruldu.

Zehra yı kolundan tutarak dışarı çıkardı Ömer. Asya güvendeydi. Zehra Asya çok korktu yanına gidelim dedi birlikte dışarı çıktılar Ömer ile.
Zehra Ömer’e, Asya’nın her şeyin bir oyun sandığını, bunu onun korkmaması için söylediğini söyledi. Ömer de, senin ne işin vardı orada? diye soruyor. Bu nasıl bir soru Ömer?

Zehra Asya ile parka gitti onun orada Asya ile olması çok normal. Asya’nın yanında ben olacak değildim her halde Ömer.
Zehra da, parkta oynarken birkaç dakikada oldu her şey, kurtarmaya çalıştım ama alamadım ellerinden, bende o karambolde bindim arabaya dedi.

Ömer de evdekiler hiçbir şey bilmiyor özellikle de Ayşe dedi.

Sevdikleri üzülmesin diye insan neler neler saklar içinde. İçi kan ağlarken güler yüzü, kimse anlamaz ne fırtınalar kopar yüreğinde. Gücü bitene kadar ayakta durur. Gücü bitince de bir köşede kimse görmeden ağlar sessizce.  Kendi göz yaşlarını kendi siler belli etmez ağladığını, sonrada devam eder yoluna içindeki en büyük acı ile.

Yasemin de Koray’ın doğum günü için kendi elleri ile pasta yapmış onu Koray’ın evine götürdü büyük bir heyecan ile ancak Koray evde değildi. Pencereden içeri bakarken dükkanda gördüğü mallar buradaydı annesinin elinde Koray’ın kaskı ve söyledikleri an geldi aklına.

Koray hırsız olamazdı Yasemin buna inanmak istemedi.

Ve Koray Funda ile birlikte eve geldi. Funda Koray’ın yanağından öptü. Yasemin de bunu gördü ağladı. Yasemin çok fena aşık olmuş Koray’a. Funda dan kıskandı Koray’ı Yasemin sonra da ağlayarak oradan ayrıldı. Koray da Yasemin de birbirlerine fena aşıklar.

Koray’ın Funda yı terslediğini görmedi. Koray pastayı gördü Yasemin’in oraya geldiğini anladı mutlu oldu.

Ayşe Zehra yı telefonla arıyor ulaşamıyor. Ulaşamaz çünkü; Zehra’nın telefonu adamlarda kaldı. Zehra telefonu almadı ki onlardan. Annesinin Zehra ya verdiği telefonda bu şekilde yok olmuş oldu.

Ayşe abisini de aradı ona da ulaşamadı. Çok fena endişeli Ayşe eve gitmek istedi. Nihat da kabul etti yoksa Ayşe daha kötü hissedebilirdi kendini.

Demir Ömer’i aradı. Ömer de Asya araba da uyuyor, adamların biri kaçtı, diğeri yaralı eve geliyoruz gelince konuşuruz dedi.

Ömer Zehra ya Asya yı kimlerin kaçırdığı konusunda bir fikri olup olmadığını sordu. Zehra tanımadığını söyleyince, Ömer ifadene baş vuracaklar, tekrardan görsen hatırlar mısın? dedi.

o yüzler hiç unutulur mu Ömer? elbette hatırlar Zehra. Asıl bu adamlara Alev’i vermek lazımdı da işte Alev’in kendi adamı olunca da olmuyor ki.

 

Ömer’in Zehra ya olan bakış açısı, bu olayın sonucundan sonra bir nebzede olsa olumlu yönde değişti. Tamamı ile değişmesi için daha birkaç olay daha yaşayacaklar işte O zaman anlayacak Ömer Zehra’nın düşündüğü gibi biri olmadığını.

Alev, Demirden Asya ile Zehra’nın fidyecilerin elinden kurtulduğunu öğrendi. Adamlardan birinin de kaçtığını. Fena oldu Alev. Ömer bunu kendisinin yaptırdığını öğrenmesinden adamların konuşmasından çok korkuyor Alev.

Ah o adamlar bir konuşsaydı da, seni ele verselerdi de, Ömer senin biletini kesip konaktan bir güzel postalasaydı ama olmadı. Yine kedi gibi dört ayağının üstüne düştün Alev.

Alev sesli bir şekilde kendi için çok şükür deyince, Demir şaşırdı hali ile adamlar kaçmış deyince çok şükür sözü pek uygun düşmedi. Bunu anlayan Alev lafı evirdi çevirdi kurtuldular çok şüküre getirdi, o zaman durum değişti. Demir şimdi anladı da yanlış anladı.

Alev kurtulduklarına şükretmiyor, adamların kendini söylemediği için seviniyorken sevinci yarım kaldı. Demir; biri yaralı olarak yakalanmış deyince. Alev, olamaz içinden ya iyileşince beni ele verirse diye geçirdi sonra da kaçarcasına odasına gitti.

Asya Ömer’in kucağında uyumuş bir halde eve geldiler. Demir açtı kapıyı. Alev onları görünce, kim yapmış bu alçaklığı dedi. Ah bildiğini bilmesem beni de inandıracaksın söylediklerine de yemezler Alev. O alçaklığı sen yaptın Ömer’e.

 

Zehra Asya yı alıp ben çıkarayım deyince, Ömer izin vermedi sende çok yoruldun ben çıkarırım dedi.

Vay be Ömer Zehra’nın yorulmuş olduğu için ona izin veriyor dinlenmesi için. Her şerde bir hayır vardır diye buna denir. Alev yine kötülük yapayım derken iyilik yapıp bizimkileri yaklaştırdı. Onun niyetinde Zehra ile Ömer’i ayırmak vardı olmadı ne oldu Alev yine kaybeden sen oldun.

Alev odasına gitti ve kendi kendine konuşuyor. Zehra’nın bu işten nasıl sıyrıldığını çok merak ediyor. Planı işe yaramadı. Zehra Ömer’in gözünde kötü bir insan olmadı. İnternetten haber öğrenmeye çalışıyor. Hey Allah’ım ya.

Ömer Ayşe öğrenmesin diye elinden geleni yaparken, Alev internetten bu olayın haberini öğrenmeye çalışıyor olacak iş mi şimdi bu Alev. Hem Ömer gazete dergi vs. basına çıkmayı sevmeyen birisi izin vermez ki.

Asya da uyanmış Zehra’nın kucağında Ömer’in yanına kendi odalarına geldi Zehra. Asya dayısı ve Zehra ablası ile birlikte uyumak istiyor. Zor bir gün geçirdiği için Ömer’in ona hayır deme gibi bir lüksü yok. Gel bakalım prenses diyerek yanına aldı Ömer Asya yı.

 

Asya Zehra ablasını da çağırdı yanına yatması için, hadi Zehra abla çok uykum var diye. Bak sen şu bıcırığa parmağında oynatıyor dayısı ile yengesini.

Zehra, biraz işim var diyerek hayır dedi. Baktı olmuyor dayısından yardım istedi Asya. Dayı Zehra ablada gelsin diye. İşi biliyor prenses Asya dayısının ona hayır diyemeyeceğini, başı ile geç dedi Ömer, Zehra da emir büyük yerden olunca geçti yatağa.

Asya ya bugün oynadığımız oyundan kimseye bahsetmek yok tamam mı diye söz aldı Zehra.

Ömer de afferim benim prensesime diye öptü Asya yı. Zehra ya bakan Ömer ona Asya yı koruduğu için gözleri ile teşekkür etti. Dili ile etmedi. Ah Ömer ah bir teşekkür etmek senin için neden bu kadar zor?

Ömer de Asya da yattı, Zehra oturuyor. Asya sende yatsana Zehra abla, hadi Zehra abla dedi. emir çok büyük yerden Zehra yatacaksın kaçışın yok.

Zehra da usulca uzandı yatağa. Ömer ve Zehra’nın arasında Asya, ikisinin ellerini tutarak birleştirdi bir köprü görevi yaptı Asya Zehra ile Ömer arasında ellerinin birleşmesi konusunda.

Bir sevgi köprüsü kurduk yüreğimizden, taa derinlerden, ışığını gözlerimizden yaydık etrafa, bakarak anlaştık ilk başta, dilimiz lal oldu, bakışlarımız konuştu. Anlaştık biz gönül dili ile gözlerimiz ile. 

Birbirimizin dostunu, düşmanını anlamadan, daha tam olarak birbirimizi tanıyamadan, gönül köprüsü kurduk biz kalp den kalbe giden yolda. Ne fırtınalar, ne tufanlar gördük biz de vazgeçmedik sevgimizden. 

Sağlamdı temelimiz yıkılmazdı, yıkılmayacakta. Son nefesimize kadar içimizde sağlam ayakta duracak sevgi köprümüz.

Nihat ile Ayşe de kimseye haber vermeden apar topar gece konağa geldiler. Ayşe güya Müzeyyen hanımın odasına, Asya’nın odasına bakmış hiçbir yerde Asya yokmuş.

Koskoca konak da Müzeyyen hanımın odasını hiç görmedim ben. Yeni konak da Asya’nın da odası var mıydı? Eski konak da Asya’nın odası vardı da yeni konağı hatırlamıyorum.

Ayşe abisinin odasına baktı kapıyı çalarak, gördüğü manzara çok hoşuna gitti Ayşe’nin abisi Asya ve Zehra el ele mışıl mışıl uyuyorlardı.

Sabah olduğundaysa Asya çoktan uyanmış gitmişti. Zehra ve Ömer de yavaş yavaş uyandılar. Birbirlerini görünce uyuya kalmışız dediler ve hızlıca aynı anda kalktılar.

Kahvaltıya indiklerinde Asya Alev’in sorularını cevaplıyordu. Asya Zehra ablası ile dayısından saklandıklarını anlatıyordu.

 

Ömer de Zehra da çok endişelendiler belli etmediler. Ömer ne zaman geldiniz diye sorunca, Nihat gece geldik. Ayşe Asya yı çok merak etti de. Deyince Ayşe, sizi arayıp ulaşamayınca merak ettim dedi.

Zehra da benim telefonum kırıldı dedi. Asya da hemen ben nasıl kırıldığını biliyorum deyince çok korktu bizim çiftimiz. Oyun oynarken kırıldı dedi Asya. İşte o an Ömer de Zehra da içlerinden bir oh çektiler söylemediği için.

İşte Zehra bir kere daha telefonsuz kaldı. Bundan sonra gelsin bakalım bir telefon daha.

 

Ayşe, gece odalarına girdiğini ve Asya ile gece birlikte uyuduklarını gördüğünü söyleyince, Alev çok sinir oldu buna.

Asya hakkı olan ona vaad edilen oyuncağı istiyor. Hakkı, hani oyunu kazanınca oyuncakçıya gidecektik Zehra abla dedi. Ayşe de birlikte oyuncakçıya gidelim istediğin oyuncağı alalım dedi ve Asya montunu giymeye gidince, Ayşe yolda bir şey mi oldu? yabancı birilerinden bahsetti Asya deyince.

Ömer piknik alanında birileri ile karşılaştık da ondan bahsediyordur dedi. Ne piknikti ama. Ben almayayım öyle pikniği mümkünse.

Yener iş yerinde uyumuş, sabah da Mehtap geldi. Neden eve gelmiyorsun da buralarda yatıyorsun diye cıyak cıyak bağırıyor. Bi sus Mehtap bi sus kafam şişti senin şu sesinden ha. Ama dur abine çok doğru söz söyledin Zehra abini sevmiyor bu çok doğru bir tespit.

Sen anladın bir de abin anlayaydı iyiydi. Zehra Yener’i sevmiyor. Yener de benim sevgim ikimize yeter diyor. Ekmek mi bu? Su mu bu bölüşeceksin sevgini, yarısını Zehra ya, yarısını sana vereceksin, sonra da gül gibi geçinip gideceksiniz. Yok öyle bir dünya Yener efendi Tek taraflı aşk seninki, karşılığı olmayan. Ben gönlümü bir kişiyi veririm, verdim mi de ölene kadar severim, delikanlı adamım sevdiğimi bırakıp gidemem ben diyor Yener.

Yener Zehra ya Diyor ki;

Senin İçin Dediler Ki;

 

Senin için yasak dediler
-Yasaklar çiğnenmek içindir dedim..

Senin için imkansız dediler
Önemli olan .. İmkansızı başarmak dedim…

Senin için olmaz dediler
– Dünya da olmayacak şey yok dedim…

Senin için zor dediler.
– Kolay olsaydı değeri olmazdı dedim…

Onda bulduğun nedir ki? dediler.
Herkeste arayıp bulamadığım dedim…

Senin için O ne? dediler.
– Hayattaki gülen yüzüm dedim…

Ona öyle nasıl bağlandın? dediler.
– Ben değil O ”bağladı” dedim…

O da Senin gibi sevdi mi? dediler.
– İşte cevap veremediğim tek şey buydu…

Eğer bunu bilmiyorsan vazgeç dediler.
– ”Vazgeçecek olsaydım sevmezdim” dedim…

 Can YÜCEL

 

 

Bıyıklı çok büyük bir cesaretle tekrardan konağa gelmiş. Bu ne cürret bıyıklı? Zehra da odasının balkonundaydı ve bıyıklıyı gördü. Bıyıklı da onu ve kaçtı adam. Zehra da Ömer’in yanına koşarak gitti. Bizi kaçıranlar burada deyince, Ömer hemen dışarı çıkarak bahçede adamı aradı.

Sonra Zehra geldi. Ömer nerede gördüğünü sordu. Asya’nın yanında kal deyince, Zehra da Ömer’e kendi başına iş yapma dedi. Zehra Ömer için endişelendi. Ömer o an duraksadı kendisini düşünen bir Zehra vardı karşısında bunu anladı. Her ikisi de korkuyorlar birbirleri için.

Ömer Zehra yı dinledi ve Tayfunu arayıp evin etrafında birilerini gördüğünü söyledi.

Alev de hastaneye gidip yaralı sakallı hakkında bilgi almak istedi. Ancak kapısında polis olduğu için göremedi. Hemşirede bilgi vermedi. Yakını iseniz memura sorun dedi.

Nihat şirkete gidiyordu ki Ömer engel oldu gitmesine. Ayşe de oyuncakçıya gidecekken Nihat engel oldu abin izin vermiyor diye. Ayşe ilk başta inanmak istemedi abim neden izin vermesin ki? diye düşündü.

Tayfunda konağın kapısına gelmiş evdekilere görünmeden kapının önünde konuştular Ömer ile.

Bıyıklıyı evin ilerisinde görmüş polisler peşinde koştular, Tayfunda katıldı onlara, çatışma çıktı ama yakalayamadılar kaçtı bıyıklı. Alev arabasına aldı kaçırdı bıyıklıyı ve kimsede Alev’i arabasını görmedi. Yine kurtuldu yakalanmaktan Alev.

Koray Yasemin’e pasta için teşekkür etti ancak Yasemin o pastayı anlamamazlıkdan geldi. Koray Yasemin için bir dershanenin bursluluk sınavı için kayıt yaptırdı. Yasemin’in bundan haberi yok.

Sınavı kazanırsa Yasemin kursa 2500tl ödeyecekmiş. Koray da bu parayı Alper den borç olarak istedi paraya ihtiyacım var diyerek.

Yener de dükkanda Beton ile konuşuyor. Daha doğrusu Yener kendi kendine konuşuyor. ?

Zehra yı görmemiş Beton. Öyle sinirli ki Yener, ilk karşısına çıkacak kişiye patlayacak derken bir müşteri kiralık daire var mı? diye sorunca kızılca kıyameti kopardı Yener. 

Daire maire yok, kasap burası et kesiyoruz, bulduğumuz ilk öküzü de kesip satacağız yürü git dedi. ?

Ama ben demiştim bu kötü patlayacak birine diye, olan gariban müşteriye oldu ne olduğunu anlamadı garibim. Betonun yemeğini bitirmesine bile müsaade etmedi. Zehra’nın delisi Yener.

Alev bıyıklıyı kurtardı kurtarmasına da adam Alev den fidye kadar para istedi. Karlı çıkayım derken zarara girdi Alev oh olsun. Para verdi adama daha da verecek. Uğraşmasaydı Zehra ile parası cebinde kalırdı. Alev kendi yiyemedi parasını bıyıklı yiyecek afiyetle paracıklarını oh canıma değsin müstehak sana Alev. Beter ol emi.

Ömer yat kulübünde yer ayırtmış yemek yiyecekler orada, Ayşe gelip de abisine neden dışarı çıkamadıklarını sordu. Ömer de Nihat yanlış anlamış yemeğe gidiyoruz hazırlanın dedi.

Nihat da yine suçlu ben oldum diye kendi kendine hayıflandı. Ayşe de ufak bir yanlış anlaşılma diyerek ortamı yumuşattı.

Nazan da cam siliyordu onların konuşmasını duydu. İnsanlar yat limanına yemeğe gitsin sende burada cam sil Nazan diye onları kıskandı Nazan.

İyi de Nazan sen bir çalışansın, onlar ise patron. Statünüz farklı. İzin günlerinde istersen sende gidebilirsin tabi oraya alırlarsa seni.

Yener parkta Zehra yı beklerken Alev’in arabasını gördü ve onu takibe aldı arabasıyla. Alev de Nazan’ı aradı evdeki durumu sordu. Evdekilerin yat kulübüne yemeğe gittiğini öğrenen Alev rotasını yat kulübüne çevirdi. O da yat kulübüne gitti.

Yasemin ders havasında değil. Alper den Koray’ın borcu yüzünden motorunu sattığını öğrendi. İçinden de dükkandan malları borcu için mi çaldı? diye düşündü. Kimsenin bir şey çaldığı yok Yasemin.

Koray da oradan geçerken Yasemin Alper’e annesinin yaptıklarını verirken gördü ve aralarında bir şey mi var? diye düşünerek üzüldü. Neredeyse ağlayacaktı aşık Koray.

Alev, Ömerlerin olduğu yat limanına geldi rahatlıkla içeri girdi nede olsa üyeliği vardı. Yener de onu takip edip arkasından gelmiş, arabadan inmiş, valeye anahtarlar üzerinde diyerek bir hava ile içeriye girmeye çalışıyordu ki, kart dedi kapıdaki adam ve Yener de al sana emlakçı kartı diye kendi kartını çıkarıp verdi. kötü mötü de çok alem bu Yener. ?

Senin kartını sormuyor adam, oğlum Yener, kulüp üyelik kartını soruyor. Sen üye misin bu kulübe? baştan onu söyle. Almazlar seni içeriye.

 

Kartımı evde unuttum, hemen girip çıkacağım dedi hamlesini yaptı girmek için Yener, görevli durdurdu. Yener demez mi, ben buraya avuçla para sayıyorum diye. Hadi canım hadi, ufak at da martılarda yesin de karınları doysun Yener ?

Sen kim, bu kulübe üye olmak kim ? ikinci adam geldi. Kart yoksa giriş yok dedi. gördün mü bak almadılar seni içeri. Gidiyor gittiği yerde de ben o kartı size yedirmezsem diyor. ?

Hangi kartı Yener? şu olmayan üyelik kartını mı? hadi hadi boş ver. Derken Yener Zehra yı gördü. Kulüpte onun giremediği kulübe Zehra girmiş yemek yiyor.

HAYATI BOYUNCA ACI ÇEKER İNSAN.

Aşk acısı, ayrılık acısı bazen de ölüm acısı.

Sevdiği insan için acı çeker insan en çok.

İçindeki ateş kızgın bir yanardağ gibi patlar bir anda.

Geç bulup erken yitirince sevdiğini, acı katmerleşir sanki.

Koyu bir tabaka gibi yapışır kalır içinde tortusu.

Kahredici bir pişmanlıktır. Kimi zaman ağlatan.

Artık her şey için çok geçtir ama gözyaşları hala ıslak ve tazedir.

Sevdiğini üzmemek için kendi hayatını hiçe sayar bazen insan.

Eski mutluluklar bile tarifsiz bir acı verir.

Çaresizlik bir bıçak gibi saplanır insanın sırtına.

Bakışlar anlamsız, kelimeler kifayetsiz kalır acının soğuk duvarını yıkmaya.

En garibi de kendisi için dökülen gözyaşlarını bilmemesidir insanın.

Bu kadar sevildiğini bilse belki de bu acıya direnebilirdi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir